Ben yazdım doğru

13.Temmuz.2017

Zaman zaman köşe yazılarımızda siyasi eleştiriler yapıyoruz. Tabiki eleştirilerin tümüne katılmak mümkün değil. Biz kendi düşüncelerimizi, objektif bakışımızla yansıtmaya çalışıyoruz. ‘Ben yazdım, doğru’ demedik asla. Bazıları köşe yazılarının altında kasıtlı olarak bir şeyler yazma gereği duyuyor. Deyim yerindeyse at sineği gibi konuyor ve kuyruk darbesi ile yine uçuyorlar.

Eleştiri olmalı. Eleştiriye açık olmayan hayatta başarının yolunu bulamaz. Bu benim görüşüm ve Rize’ye yıllarını veren bir gazeteci olarak halen sahada ve halen makine elimde habere koşmaktayım. Bu benim işim. Nasıl 35 yıl önce tebeşir satarak, kitap pazarlayarak bu mesleğe başladıysam aynı heyecan ile mesleğimi sürdürmekteyim.

Orası senin, burası benim demeden yine koşmaktayım. Haftalık köşe yazılarımda ise Rize’nin menfaatlerine olacak, Rize’yi ileriye taşıyacak konuları kaleme almaktayım. Köşe yazılarımı gazetede yayınlandıktan sonra kendi haber sitemde yayınlamakta ve sosyal medya hesabımdan da paylaşmaktayım. Yazdıklarıma katılan çoğunluğun yanı sıra ancak birkaç kişi  mide bulandırmak için iyi yapılanlara da, kötü yapılanlara da hemen eleştiri getirmekte. Bunlara muhalefet denmez, bunlara toplum dilinde dense dense at sineği denir.

At sırtına konar, at kuyruğunu kovalar misali yine sahada uçarlar. Tabii bunlar bizim hiç umrumuzda değil, her nedense aynı kişiler, aynı sinekler aynı yorumları yazmakta, gel gör ki hakaret edecek kadar ileri gitmiyorlar.

Sadece değerlendirme yaptığımız kişileri küçük düşürecek deyimler kullanmaktalar. Beğenirsin, beğenmezsin, veya eleştirirsin, bunlar kadar doğal bir şey yok, her şeyi doğru bildiğimizi de asla savunmadık, tabii bizim de doğru bilmediğimiz veya bize yanlış aksatılan konular olabilir, işte eleştiri buradan başlar ve eleştirinde doğruları ortaya koyarak hem bizleri hem de kamuoyunu doğru bilgilendirmiş olursun.

Geçtiğimiz günlerde Çaykur’da yapılan basın toplantısında Çaykur’un son 5 yılda ne kadar büyüdüğünü nerelere kadar ulaştığını gördük, Genel Müdür için olumlu yazılarımız oluyor. Zaman zaman bu konuda bile haksız eleştirileri o insanlara sormak gerek.

Geçmişte hangi aylarda özel şirkete verdiğiniz çay paranızı aldınız? Çay alım merkezlerinde kaç saat beklediniz,  Çaykur’un 6 bin 600 ton olan günlük işleme kapasitesi bugün 2 bin 400 ton daha artarak üreticinin lehine işlemedi mi? Çaykur Genel Müdürü ‘tüm çayınızı biz alacağız, özel sektöre ucuza vermeyin’ demedi mi ? Bugün 187 ülkeye Didi satışı yapılmıyor mu? Çaykur ek ürün olarak beyaz çay çıkartarak üreticiye ek gelir sağlamadı mı? Ürün bedellerini bir ay sonra almıyor musunuz? Randevulu sistem ile rahat çay satmıyor musunuz? İşçi alımları yapılmıyor mu? Tabi bu soruyu sorduğumda geçmiş yılları bizim yaştaki insanlara da hatırlatmam gerek, CHP, DYP döneminde nasıl işçi alındığını unutmadık. Yine çaya alternatif ürünler ortaya çıkmadı mı? Stevia ve Didi gibi.

Evet bunlar doğru, tabii yanlış bir şey varsa bizde bilelim bizde doğruyu bulmaya çalışalım. Bu yazılanlara itiraz edenler varsa arasın söylesin. Peki, Rize son yıllarda yatırımlardan gerekli payı almadı mı? Almadı diyenler olabilir, eksikler mutlaka vardır. EVET,işte burada STK’ler birleşmeli ve Rize eksiklerini ortaya çıkarmalı, el ele vererek Rize’ye ne kazandırabiliriz bunu tartışmalıyız, kimse bunları konuşmuyor, kimse STK’leri eleştirmiyor, doğruyu yazınca hemen at sinekleri ortaya çıkıyor.

Yazımı, Ekrem Orhon’un bir sözü ile tamamlamak istiyorum.

“BEN BUGÜN RİZE İÇİN NE YAPTIM?” Bunu bilmek sanırım yeterli olacak.