Sel ve önlemler

06.Ekim.2017

Rize ve civar bölgelerde geçen hafta başlayan sel ve taşkın hadiseleri yer yer devam ediyor. Gelecek hafta da tahminlerde yağış var. Zaten ekim ayı Doğu Karadeniz bölgesinin en çok yağış alan ayıdır. Dolayısıyla hali hazırda var olan sel riski ekim ayı boyunca kendini göstermeye devam edecektir.

Zaten geçmişe baktığımızda özellikle bu dönemlerde Rize çevresinde sel hadiselerinin çok sık olduğunu görürüz. Bunda Rize bölgesinin topografik yapısının çok büyük rolü vardır. Rize, Fındıklı ve Of arasında adeta bir yarım tekne gibidir. Kendinizi Karadeniz üzerinden gelen kuzeyli bir hava akımı içerisinde düşünürseniz Rize'den dağlara doğru tırmandığınızda yaklaşık 30km içerisinde 3km yükselmiş olursunuz.

Trabzon bölgesinde bu aşağı yukarı yarısı kadar bir yükselme. Yükselen hava soğur, içindeki nem yoğunlaşır ve neticesinde yağmura dönüşür. Bir de hava başlangıçta yeterince nemli ise bu mekanizma kendi kendini çeviren bir duruma döner ki işte o zaman gelsin seller. Bu denli riski devlet olarak ve de vatandaş olarak ciddiye almak lazım.

Rize derelerini çok bilmem ama gördüğüm kadarıyla bildiğim Maçka Değirmendere havzasına çok benziyor. Yani derin vadiler ve dere kenarları yol, ev ve işyerleriyle dolu. Bir de tabi çok sıkça rastladığımız dere ıslah çalışmaları oralarda da belirgin şekilde mevcut. Nedir dere ıslahı? Hani ıslah kelimesinden bakarsak sanki iyileştirme, daha iyi yapma gibi bir şey yapılıyor gibi düşünürüz ama yapılanlara bakarsak anlamı nehir yataklarını beton duvarla kısıtlamak olduğunu görüyoruz maalesef. Başka bir anlam görüyorsanız lütfen bana yazın.

Aman efendim duvarlar sayesinde erozyonu önlüyoruz, yollar yapıyoruz, can ve mal kaybını asgariye indiriyoruz diyebilirsiniz. Evet, belki kısa süreli bir önlem olabilir ama uzun dönemde çok büyük riskler arzediyor. Yapılan en alâ duvar bile böylesine eğimli vadilerde, o muhteşem hızla akan derelere karşı dayansa dayansa en fazla 20 yıl dayanır. Üstelik ıslah ile beraber dere yataklarına akın oluyor. Evler, dükkanlar, garajlar yapılıyor ve daha fazla can ve mal riski doğuyor. Bazı özel firmalar bu ıslah işini kendi eline almış dereleri istedikleri gibi yönlendiriyorlar.

Üstelik insanlar milyonlar verip bu gibi yerlerden dükkan alıyorlar daire alıyorlar. Hiç hesap kitap yapmadan şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Derelere yapılmış tesisler, ıslah projeleri ve HES tesisleri 50-100 yıllık risklere dayanacak durumda değil. Özetle ıslah çalışmaları ve beraberinde gelen değişimler, aslında ıslahın kelime anlamına tamamıyla zıt şeyler. Peki ne yapılmalı? Öncelikle ıslah kelimesinden başlanmalı ve dere yatakları belirli mesafeye kadar tampon doğal bölgelere dönüştürülmeli. Duvar dere için değil sel için yapılmalı. Yani duvarla su sadece sel anında buluşmalı.

Son yıllarda tünel çok moda oldu. Özellikle bölgemizde çok yaygın ve birçoğu da yapım aşamasında. Ben tünel fikrinin derelerimiz için çok yararlı olduğunu düşünüyorum çünkü birçok yerde dereler rahat bırakılıyor. Bir yandan yapılan yanlışları düzletme yoluna giderken bir yandan da var olan durum içerisinde kendimizi koruma yollarını araştırmamız gerekiyor. Yani sel ve heyelan gibi tehlikelere karşı canımızı malımızı sigorta teminatı altına almamız lazım.

Sigorta çok kez ihmal edilir ve gereksiz görülür bizde ama kötü günün en iyi dostudur. Türkiyede genellikle çok detaya girmeden sigorta poliçeleri hazırlanıyor ve birçok kez de devlet desteği olduğu için herkese uygun primlerle sunuluyor. Bu aslında vatandaş için güzel bir fırsat. Yani sel riski çok yüksek olan Rize gibi bir bölgede sanki Konya ovasında yaşıyormuş gibi prim ödüyor olabilirsiniz. Belki Samsun'da bir vatandaş çok gereksiz görür, Trabzonlu ikilemde kalır ama Rize’de risk altında bir vatandaş eğer geleceğini düşünüyorsa mutlaka evini, tarlasını işyerini sel/heyelan risklerine karşı sigortalamalıdır. Saygılar.