SON DAKİKA
SON DAKİKA
Siyasette şiddetin son hali
7/15/2020
 
Gün geçmiyor ki şiddetin başka bir biçimi karşımıza çıkmasın. 

Geleceğimizin belirsizleştiği, nefret eğilimlerinin arttığı, sosyal alanların daraldığı, daha fazla içimize kapandığımız bir dönemde Ayasofya ile birlikte siyasetin, geçmiş değerleri tartışması ve tartıştırması şiddetin son hali oluyor.

Hâlbuki kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapmamalısınız.
Kadın, erkek ayırt etmeksizin siyasi kimliklere ve geçmiş değerlerimize yapılan çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar artık ülkemizde siyaset yapma biçimi halini almış durumda.
İnsanlar yaşadığı ümitsizlik, güvensizlik, yalnızlık ve itibar görmeme hali içinde şiddete başvurabiliyor.  Son yıllarda 'şiddete son' adı altında yapılan bütün çalışmalara rağmen, şiddet tüm hızıyla devam ediyorsa, kaynaklarını ve sebeplerini tartışmamız gerekiyor.
Şiddetle var olmaya çalışan siyaset!
Toplumumuzda şiddetin sadece kadınlara ve hayvanlara uygulandığı algısı yerleşmiş olsa da, tarihi kimliklere, doğaya, kentlere, bilime aynı düzeyde şiddet uygulandığına tanık oluyoruz.
Şiddeti o kadar sıradanlaştırmışız ki, hepimizin birer şiddet mağduru olduğumuzun farkında bile değiliz.
Mesele; saygı duyduğumuz makamlar tarafından, toplum değerlerine uygulanan şiddetle nasıl baş edeceğimizdir. Unutmayalım , “Şiddet ölümcül bir kasırgadır, kimi vuracağı belli olmaz.”
Yaşadıklarımız ortada;
Şiddet şekilden şekile girerken, eğiliyor, bükülüyor, yamuluyor ve biz biz olmaktan çıkıyoruz.
Biz biz olmaktan çıkınca da, bunu fırsat bilenler, yeni oluşturdukları kimliği ince ince bize işliyorlar.  
“Şiddetle değişen bir dünya, ancak daha çok şiddetin var olduğu bir dünya olur.” (Hannah Arendt)
Siyaset, kendi dışındakilere ve rakibi gördüklerine uyguladığı şiddet diline çeki düzen vermeli. Çünkü, bu yolla taraftar toplama çabaları onların, bir çıkmazda olduğunun göstergesi oluyor.
Sonuç olarak;
Ayasofya Camii, barışın, sevginin vücut bulduğu yerdir... Siyaset böyle bir yapıyı dillendirirken, değerlerimizi tartıştırmamalı, toplumu ayrıştıracak şiddet dili kullanmamalı, şiddeti rant haline getirmemelidir.
İnsan denen varlığın şahsiyeti, kimliği, terbiyesi, ilmi, inancı şiddete başvurmasını engellemeli.

Nihayetinde kahraman olmak istiyorsanız;
Sorumluluklarınızı yerine getirirken topluma, ümit, güven, sevgi vermeniz, milleti bir ideal etrafında birleştirmeniz, şiddet dilinden vazgeçmeniz gerekiyor. Tıpkı Atatürk gibi.


 

Yorum Yap


550

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap