SON DAKİKA
SON DAKİKA
Cehaletin aşısı olur mu?
9/23/2020

Korona son günlerde artan vaka sayısı ile toplumun kâbusu olmaya devam ediyor. 

Aşı müjdesi bir nebze olsun içimizi rahatlatsa da, bilinmezlik ve çaresizlik toplumu, yaşayan ölüye çeviriyor.

“Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır; yaşamın anlamını kaybetmek.” der Seneca

Ne olursa olsun korkularımızla, hüzünlerimizle, sevinçlerimizle yaşam bir savaştır. İnancımızın bize verdiği anlamlı bir gayenin sahibi olarak, en önemli yaşam gücüne sahibiz. 

Galip gelmek için de var gücümüzle mücadele edeceğiz.

“İçten bir inanç, yarının temelidir.”

Demem o ki bugün, zorlukların karşısında yapacağınız iki şey var: Ya mücadele etmeyip yok oluruz ya da sabır, inanç ve sorumluluk duygusuyla kendimize bir çıkış yolu buluruz.


Yoksa! Kendimize olan güvenimiz ve inancımız yok olur… Her şeyin normale dönmesi için değil de, şartların bundan daha kötüye gitmemesi için çabalar dururuz.

Dolayısıyla salgınla mücadelede zamanı daha fazla yormadan tedbirler konusunu ciddiye almak, umutsuzluk sarmalına düşmeden gerekenleri yapmak zorundayız.

Aşı bulunup yaygınlaşana kadar, maske ve mesafe konusunda tek bir taviz vermemeliyiz.

Ya cehaletin aşısı?

Ülke gündemimizin değişmeyen bir diğer konusu cehalet; ülkemizde çözülmeyi bekleyen en önemli ve en derin sorunlarımızdan biri.

Basında yer alan son cehalet haberine göre, bir öğretim görevlisi büyüden medet umarak, metafizik güçleri olduğuna inandığı falcıya para kaptırıyor.

Falcının kargo üzerinden, büyü bozmak adına yiyecek, içecek, kıyafet, farklı nesneler, üzerinde dualar yazılı kâğıtlar göndermesine karşılık, öğretim görevlisi falcıya 100 bin lira ödüyor. Ülkemizdeki cehaletin hangi boyutta olduğunu anlamamız açısından endişe verici bir olay.

Bir kez daha anlıyoruz ki, cehalet, okur yazar olamama hali değil. Cehalet, varlık nedenini, doğruları, iyi ve kötüyü ve de kendini bilememe hali oluyor…

Akıllara ziyan büyü vaatlerini ciddiye alıp peşinden giden bu seviyedeki insanlar, üniversitede hangi bilginin öncüsü olabilir, öğrencilerine ve de topluma ne gibi bir hizmet verebilir? Bunu da sorgulamak gerekir.


Bilim ve teknoloji çağında tüm ülkeler kıyasıya bir rekabet halindeyken ülkemizde hâlâ büyücünün, medyumun, sahte hocaların itibar görmesi, koskoca öğretim görevlisinin bu hurafenin peşinden gitmesi ülke aydınlığının neden bir türlü gerçekleşemediğinin de bir göstergesi oluyor.

Büyücü adı altında sahte hocaların sayısı çoğaldıkça, cehalet kültürünün toplumu sarıp sarmaladığını hatta siyasilerin ve aydın kimliklerin bile bu kafaya hizmet ettiğini görmek, ülke aydınlanması ve de geleceği açısından umudumuza zarar veriyor.

Kimse “cahil” diye toplumun bazı kesimlerini suçlamasın. Tepedekilerin cehaleti bu durumdayken toplumun, sözde şeyhlerden ve büyücülerden medet umması çok doğal.

Aşı vücut sağlığı içindir.

Bu gidişatın durması için akıl ve idrak gerekir. Cehalete ne mektep ne de aşı çözüm olabilir!

Yorum Yap


550

Metin Taşkın
2 ay önce
"Aydın kimlik" terimini sanırım bilinçli kullandınız. Oysa aydın kimliğe sahip birinin bu tür işlere destek vermesi ve itibar etmesi olanaklı değildir.
puli
2 ay önce
Bireylerin ve Kurumların cehaletini görmek için okumalıyız.Batı dünyasıın cehaletini (Sokrat)ın (Apoloji ) ismi verilen , (Sokrat)ın müdafaasını okumalıyız. (Galile) dünya dönüyor dediği için idamdan zor kurtardı. (Kopernik) Güneş sistemlerini yazdığı için 33 yıl hapis yattı..Daha nice insanlar..Bugünün muhalefetteki milletvekiline bakınız kahvelerde otururken kumat oynayınız.Ama kağıtları yenileyiniz.Kitap okuyunuz demiyor.Sohbet ediniz demiyor.Beşikten mezara kadar ilim öğrenmek için gayret etmesek sahte şeyhlerin iblisi oluruz demiyor.

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap