Yazarken kelimelerimi seçerek, belki de defalarca silip yeniden yazacağım. Ama yine de duygularıma yenik düşersem, kimse kusuruma bakmasın…
Evet… 8 minik beden, insanoğlunun eliyle yarattığı bir demir parçasıyla sonsuzluğa uğurlandı.
Ve evlatları için kurşunlara siper olan o kahraman öğretmen…
Öyle hikâyeler var ki… Bu yaşanan iki olayda da sadece vahşete odaklanıp bunları ıskalamak istemiyorum.
Bir bakan “menfur saldırı” dedi, bir bakanımız “11 vatandaşımız taburcu oldu” diyerek bu katliamı sıradan bir asayiş olayı gibi yansıtmaya çalıştı. Ama bu, tabuta bile sığmayacak kadar küçük yavrularımızın hayata veda ettiği gerçeğini değiştirmedi.
9 eve öyle bir ateş düştü ki…
Bu acıya ne benim kelimelerim yeter ne de yaşamamış birinin aklı erer.
Gözümüzden bile sakındığımız, üstüne titrediğimiz, iyi bir insan olsun diye uğraştığımız evlatlarımız… Hayatını, boş sebepler uğruna; evlatlarıyla ilgilenmeyen sorumsuz anne babaların yetiştirdiği bir “cani” tarafından kaybediyor.
Bunu nasıl izah etmeliyiz, ben bilmiyorum…

KİM SUÇLU?
O canileri yetiştiren anne babalar mı?
Onlara okuma şansı veren Milli Eğitim mi?
Akşamları televizyonlarda izledikleri diziler mi?
Stres atmak için oynadıkları oyunlar mı?
Yoksa bunlara gerekli cezaları veremeyen devletin kurumları mı?
Kim suçlu kardeşim?
Bu canileri kim yetiştirdi?
Bu WhatsApp, Telegram, TikTok… Adı her neyse, bu platformlardaki gruplarda devlete, polise, hâkime; hatta adı anıldığında insanların çekindiği yeraltı isimlerine bile meydan okuyacak cesareti kim verdi?
İki gündür düşünüyorum… Bu işin içinden çıkamıyorum.
İzlediğim videoların etkisini atlatamıyorum…
Gece gözüme belki bir saat uyku girdi, belki girmedi…
Ben bile izlerken bu kadar etkilenirken, bu yaşta bir çocuk bunu nasıl yapabiliyor?
Karşısında el ele tutuşarak ona koşan iki arkadaşını canice katledip, üstüne bir de ölülerine kurşun sıkacak psikolojiye nasıl ulaşabiliyor?
Bu olaya “ilkmiş” gibi yaklaşmayın…
Bu ülkenin çocukları öldürülüyor…
Ve en acısı… Katiller, kendi yaşıtları. “Suça sürüklenmiş çocuklar” dediğimiz çocuklar…
O GÜZEL GÜNLERE NE OLDU?
Ne zaman kaybettik güven duygusunu?
Ben kendi çocukluğumu düşünüyorum… Çocukluk arkadaşlarımı, yaşadıklarımı gözümün önüne getiriyorum. Ve o zaman, evladım için daha da üzülüyorum.
Hiçbir zaman komşuluk ilişkisini bilmeyecek…
Sokakta korkusuzca top oynamayı…
Herhangi bir komşunun kapısını çalıp “Ülkü teyze, biz acıktık” demeyi…
Arkadaşlarıyla birlikte güvenle, korkmadan denize gidemeyecek…
Başka bir mahalleye maç yapmaya gidemeyecek…
Kim aldı bizden bu kültürü?
Bu bozuk düzen, bu toplumsal çürüme ne zaman hayatımıza girip bizi bu hâle getirdi?
Söyleyin… Onu söküp bu milletin bağrından atalım.
Çocuklarımız da bizler gibi bir çocukluğu hak etmiyor mu sizce?