SON DAKİKA
SON DAKİKA
Dünün anlattıkları
7.05.2019

Dün 6 Mayıs’tı. Yıllarca içimizi acıtan olayın 47. Yıldönümü idi. O gün ile ilgili olarak yol arkadaşlığı yaptığım Spro Koordinatörümüz Nihat Erence’nin kaleme aldığı yazı arşivimde duruyordu. O günleri ve o günlerin acısını yansıtan yazısını soluksuz okumuştum. O günler yaşanan ve hala acı veren olayı anlatan Nihat Erence’nin yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

BUGÜN YİNE 6 MAYIS!.

Yıl; 2010..
Nisan’ın 19’u..
Başkent Ankara’nın ünlü semti Çankaya’da bir hareketlilik var..
Aslında bu hareketlilik bir telaş.. 
Bir koşuşturma..
Komşular soruyor, ‘Ne oldu’ diye..
“Yemek yerken lokmalardan birisi boğazında kaldı. Nefes alamıyor. Durumu iyi değil..”
O telaş sürerken ambulans imdada yetişiyor..
Doktorlar ilk müdahaleyi yapıyor ancak..
Çabalar, hayata tutunmasına yeterli olmuyor..
Son nefesini oracıkta veriyor..

Cenazesi 1 gün sonra 20 Nisan’da toprağa veriliyor..


+++++++++++


Yıl: 1972..
Mayıs’ın 6’sı..
Günün ilk saatleri.. 
Ankara’nın Ulucanlar Cezaevi’nde bir hareketlilik var..
3 genç için darağacı hazırlanmış..
2’si 25, 
biri daha 23’ünde..
3 genç birazdan yaşama veda edecek..
Adları; Deniz, Yusuf, Hüseyin..
Yalnız avukatlar değil herkes ağlamaklı..
Kimi utançtan...
Kimi gencecik 3 insanın ölümüne tanık olmanın şokundan...
‘Burada insanlık bitmiş’ mırıldanmaları var..

Kafaların yerde, 
gözlerin birbirinden kaçamak yaptığı bir ortamda birisi sanki çok farklıdır..

Ağaca yaslanmış, sigarasını tüttürmekte..
Nasıl bir sükunettir bu?

3 genç darağacına doğru yürürken o sigarasını tüttürmeye, 
havaya doğru üflemeye devam ediyor..
Sinirler daha da geriliyor..
‘Nasıl bir işkencedir bu?’ diye soruyor görevlilerden biri.. 
Sesini biraz daha yükseltip,
“Sanki keyif sigarası içiyor” diye hayıflanıyor..

Önce Deniz, sonra Yusuf, ve ardından da Hüseyin infaz ediliyor..
En acısı.. 
3 gencin infazı sırasıyla birbirine izlettiriliyor..

O ise sanki bir şey olmamış gibi.. 
Yine keyifle sigarasının son kısmını içiyor, dumanını tüttürmeyi sürdürüyor..
İnfaz bitiyor..
Görev tamamlanıyor..
3 gencin cansız bedenleri görevlilerce alınıyor..


+++++++++++++++


86 yaşında yaşamını yitiren Ali Elverdi, Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin Başkanı idi..
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, 6 Mayıs 1972'de infazına karar veren kişiydi..
Avukatların, 
orada bulunanların ifadesiyle infaz sırasında keyifle sigara içen kişiydi..
O anları yaşayanlar, Ali Elverdi’ye hiç unutmadı, yıllarca tepki gösterdi..
Bu davranışı akıllara adeta kazındı..
..Ve ne ilginçtir ki Ali Elverdi yaşama boğularak veda etti..
Yemeğini yerken son lokması boğazına takıldı ve nefes alamayarak öldü..
6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamını, sigarasını tüttürerek seyreden Ali Elverdi'nin bu şekilde ölümü ona olan kini azaltmadı..
Kimi bu şekilde ölmesini, 'İlahi adalet yerini buldu' sözleriyle yorumladı..
Kimisi ise daha hiddetliydi:
'Hak ettiği gibi öldü..'
Ama bir yorum vardı ki, bu hiç unutulmadı..
“Sırıtarak astı, boğularak öldü”


++++++++++++++


Ne yazık ki biz 17 yaşındaki gençleri idam etmek için yaşını 18 yaptık.. 
Ve ne yazık ki, denge olsun diye “Bir soldan bir sağdan” deyip hayatının baharındaki gençlere kıydık..

12 Eylül döneminin Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan anılarında anlatıyor..

Diyor ki:
“Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu, asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildi. Ailesi idamı ancak infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiklerinde öğrenebildi..”

Deniz Gezmiş bugün yaşamış olsa 71, 
Mustafa Pehlivanoğlu idam edilmese 60 yaşında olacaktı..

EVLAT ACILARININ YAŞANMADIĞI,
GENÇLERİN GENÇLERE DÜŞMAN EDİLMEDİĞİ
GÜZEL BİR TÜRKİYE DİLEĞİYLE..

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap