SON DAKİKA

Haber > Gündem > Pandemi hayatımıza aşırı hijyeni getirdi… Bu her zaman iyi bir şey mi?

Pandemi hayatımıza aşırı hijyeni getirdi… Bu her zaman iyi bir şey mi?

20 Kasım 2021 Cumartesi - 09:27

Dünya uzun süredir Covid-19 pandemisi ile boğuşurken, pek çok insan uzun karantinalar ve fiziksel mesafe ile yaşamaya alıştı. El dezenfektanları ve maskeler ise bu süre zarfında olmazsa olmazlarımız arasında yer aldı. Peki bu yaşam tarzı değişiklikleri sağlığımızı nasıl etkileyecek?

Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşadığı ortamın mümkün olduğunca temiz olması gerektiğine inanır. Ancak bir çocuğun bağışıklık sisteminin gelişmesi için mikroplara maruz kalması gerekir. Bebek anne karnındayken, annesinin bağışıklık sistemi tarafından korunur. Doğduklarında ise kendi bağışıklık sistemlerini geliştirmeleri gerekir. Bu da mikroplara maruz kalma yoluyla olur.
Araştırmalar, çok temiz bir çevrede yetişen çocukların aslında saman nezlesi, astım ve Alerji geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Uzmanlar bu durumu da ‘Hijyen hipotezi’ olarak açıklıyor.

Hijyen hipotezi nedir?

Hijyen hipotezi ilk olarak 1980'lerin sonlarında British Medical Journal'da epidemiyoloji profesörü David P. Strachan tarafından tanıtıldı. Strachan, daha geniş ailelerde büyüyen, kırsalda yetişen çocukların, çeşitli bakterilere maruz kaldıkları için daha az alerjisi olduğunu öne sürdü. Yani çocukların büyümeleri sırasında steril bir ortam sağlamak, sağlıklı bir bağışıklık sistemi geliştirmeleri açısından onlara pek de yardımcı olmayabilir. Tabii bu bağışıklık sistemini eğitmek için yıkanmayı bırakmak gibi bir anlama gelmez.
1990'ların sonlarında, bir sağlık araştırmacısı olan Dr. Erika von Mutius, Doğu Almanya ve Batı Almanya'daki alerji ve astım oranlarını karşılaştırdı. Daha steril ortamda yetişen çocuklarda daha az vaka ortaya çıkacağını düşünürken, araştırması bunun tam tersini buldu. Doğu Almanya'nın kirli bölgelerindeki çocuklar, Batı Almanya'daki çocuklara göre daha düşük alerjik reaksiyonlara ve daha az astım vakasına sahipti.

TIPKI BİR VÜCUT GELİŞTİRİCİ GİBİ…

Uzmanlar bunu bir vücut geliştiricinin eğitimine benzetiyor. Vücut geliştiricinin ağır nesneleri kaldırabilmesi için, kaslarını eğitmesi gerekir. Hiç antrenman yapmayan bir kişi istediğinde bir ağırlığı da kaldıramaz. Aynı durumun bağışıklık sistemi için de geçerli olduğu düşünülüyor.

HASTALIKLARI ÖNLEMEDE UYGUN HİJYENİ BULMAK ÖNEMLİ

Shannon Biyoteknoloji Merkezi yöneticisi Dr. Tim Yeomans konuyla ilgili yazdığı bir makalede, “Covid-19 sebebiyle kalabalık ortamlarda veya hastane ortamında el dezenfekte etmek ve sıkı temizlik kesinlikle önemli. Aynı dezenfekteyi evde rutin olarak uygulamak ise ciltte yaşayan normal bakterilere zarar verebilir. Elinizde bir yara olduğunda temizleyin ve sterilize edin. Ancak çocuklarınız eve geldiğinde normal sabunla temizlik yeterli olabilir.” diyerek bulaşıcı hastalıkları önlemeye çalışma bağlamında önemli olanın uygun hijyeni uygulamak olduğunu vurguladı.
Bazı insanlar, Koronavirüs dönemindeki aşırı hijyenle birlikte bağışıklık sistemlerimizin hastalıklara neden olan ajanlarla nasıl savaşacağını unutacağına dair endişeli. İyi mikroplar, kötü mikroplara karşı en iyi savunma, ancak pandemi bu konuda bazı zorluklar doğuruyor.

Aşırı hijyen her zaman iyi bir şey değil mi?

Aşırı hijyen, başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerde de alerjilerin ortaya çıkışına nasıl etki eder?
Koronavirüs döneminde hem hijyeni sağlamak hem de astım ve alerjilerden korunmak için nasıl bir yol izlenmeli?
Alerji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay ve Çocuk İmmunolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nermin Güler sorularımızı hurriyet.com.tr okurları için yanıtladı.

‘ALERJİLERLE AŞIRI TEMİZLİK ARASINDA BİR BAĞLANTI VAR’

Modern yöntemlerle yaptığımız temizlik ve hijyen sayesinde infeksiyon hastalıklarından koruma sağlayacağımızı ve sadece koronavirüs değil pek çok bulaşıcı hastalığa yakalanmaktan da kaliteli bir temizlik sayesinde kurtulabileceğimizi söyleyen Prof. Dr. Güler, “Ancak aynı zamanda alerjilerin ve diğer kronik hastalıkların dünyada artmakta olduğunu biliyoruz. Bu hastalıklarla aşırı temizlik arasında bağlantı olduğuna dair çok sayıda bilimsel kanıt ortaya çıkmasına rağmen hala izah edilememiş birçok nokta var. Çünkü temizliğin ne ölçüde olduğunu tanımlamak oldukça güç ve doğrudan bir ölçüm yöntemi yok.” dedi ve ekledi:
“Bağışıklık sistemi, alerjiler ve otoimmun hastalıklarla ilgili birçok araştırma, gelişmekte olan ve geleneksel hayat tarzından kopmamış olan ülkelerde bu hastalıklara daha az rastlandığını ortaya koymakta. Geleneksel tarzda ve toprakla yoğun temas halinde yaşam, hastalık etkeni olmayan mikroplarla yoğun temas sağlayarak vücuttaki mikrop çeşitliliğine katkıda bulunmakta. Bu alerjik hastalıklar ve astım için de geçerli”

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GELİŞMESİ İÇİN MİKROPLARA MARUZ KALMAK GEREKİR

Prof. Dr. Akçay, Kir, bakteri ve diğer mikroplardan çok fazla korunmak vücudumuz ve bağışıklık sistemimizin dostu ve düşmanı ayırt edecek eğitimi alamamasına sebep olacağını söyleyerek, bu durumun vücudun bağışıklık sisteminin kendisine saldırarak otoimmün hastalıklara yol açmasına veya alerji durumunda, bağışıklık sisteminin polen veya hayvan tüyü gibi yaygın bir maddeye aşırı tepki vermesine neden olabileceğini vurguladı.

Beğendim
0
Sevdim
0
Beğenmedim
0
Üzgün
0
İnanılmaz
0

Yorumlar


550

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Ticari Ve Sınai Ürünler Pazarlama Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ‘dir.

Giriş Yap