Maaşların enflasyon karşısındaki erime oranı hesaplandı! İşte ayın sonu bu yüzden gelmiyor!
Yayın Tarihi: 03.08.2026 - 13:57
DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), milyonlarca dar gelirlinin belini büken enflasyonun asgari ücret üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. Temmuz ayı enflasyon verilerinin ardından yayımlanan rapora göre, yılın ilk altı ayında asgari ücrette tam 5 bin 576 TL'lik reel kayıp yaşandı. Zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren gıda, kira ve ulaştırma enflasyonuna dair çarpıcı veriler, bütçe adaletsizliği tablosu dikkat çekti.
DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Temmuz ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından yayımladığı değerlendirme raporuyla dar gelirlinin ve ücretli kesimin karşı karşıya kaldığı acı tabloyu gözler önüne serdi.
Yılın ilk 6 aylık döneminde enflasyonun asgari ücret üzerindeki kümülatif aşındırma payı ve reel kayıp miktarı tam 5 bin 576 TL olarak hesaplanırken; gıda, konut ve ulaştırma kalemlerindeki fahiş artışlar, dar gelirli yurttaşları en temel ihtiyaçlarından kısmaya zorluyor.
Asgari Ücret Enflasyon Karşısında Eridi
TÜİK tarafından açıklanan resmi verilere göre, Temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 1,78, yıllık bazda ise yüzde 31,75 artış gösterdi. Dar gelirli ailelerin bütçesinde en büyük ağırlığa sahip olan gıda enflasyonu ise yıllık yüzde 37,53 olarak kaydedildi.
DİSK-AR tarafından hazırlanan raporda, bu enflasyonist dalganın asgari ücretle geçinen milyonlarca işçi üzerindeki reel maliyeti detaylandırıldı. Yılın henüz ilk yarısı tamamlanmışken asgari ücretin satın alma gücünde yaşanan net kaybın 5 bin 576 TL’ye ulaştığı tescillendi. Bu kayıp, çalışanların alım gücünün aydan aya nasıl sistematik olarak gerilediğini ortaya koyuyor.
Enflasyon Yoksulu Daha Derinden Vuruyor
DİSK-AR bülteninde, enflasyonun toplumun tüm kesimlerini aynı oranda etkilemediği, düşük gelirli hanelerin enflasyon yükünü çok daha ağır şekilde sırtlandığı vurgulandı. Özellikle kira, konut bakımı, enerji ve ulaştırma gibi zorunlu giderlerde yaşanan durdurulamaz artışlar, yoksul kesimin bütçesini tamamen kilitledi. Dar gelirli yurttaşlar, barınma ve ulaşım gibi ertelenemez harcamalarını karşılayabilmek adına en temel ihtiyaçları olan gıda harcamalarını ciddi oranda kısmak zorunda kalıyor.
Zengin ile Yoksul Arasındaki Uçurum Büyüyor
Gelir gruplarının harcama kalıpları incelendiğinde, Türkiye'deki gelir dağılımı adaletsizliğinin ulaştığı boyutlar şu verilerle gözler önüne serildi:
En Düşük Gelirli %20'lik Kesim: Toplam milli gelirden yalnızca yüzde 6,4 oranında pay alabiliyor. Bu gruptaki aileler, son derece kısıtlı olan toplam bütçelerinin yüzde 29,2'sini doğrudan gıda harcamalarına ayırmak zorunda kalıyor.
En Yüksek Gelirli %20'lik Kesim: Toplam gelirin devasa bir kısmını, tam yüzde 48'ini elde ediyor. Bu gruptakilerin yüksek harcama kapasitelerine rağmen, lüks tüketim dışındaki temel gıda harcamalarının toplam bütçeleri içindeki payı yüzde 12,4 seviyesinde kalıyor.
Bu oranlar, gıda fiyatlarındaki her artışın yoksul kesimin sofrasından doğrudan eksilmeye yol açtığını, zengin kesimin ise bu dalgalanmalardan neredeyse hiç etkilenmediğini ispatlıyor.
TÜİK'e Yargı Kararlı "Madde Listesi" Eleştirisi
DİSK-AR bülteninin son bölümünde, enflasyon verilerini derleyen Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) yönelik sert eleştirilere yer verildi. Raporda, kesinleşmiş idari yargı kararlarına rağmen TÜİK'in, enflasyon hesaplamalarında esas aldığı ve halkın doğrudan hissettiği "madde fiyat listesini" kamuoyuyla paylaşmaktan ısrarla kaçındığı belirtildi. Verilerin şeffaf bir şekilde açıklanmaması, resmi enflasyon rakamları ile sokağın gerçek enflasyonu arasındaki güven krizini derinleştirmeye devam ediyor.