Sağlık

Diyabeti bitiren ameliyat

Medical Park Trabzon Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Can Keçe, obezite ve diyabet cerrahisini anlattı. Doç. Dr. Keçe, “Hastalarımız bu yöntemle insülin iğnelerinden kurtuluyorlar” dedi.

29.Haziran.2017
Diyabeti bitiren ameliyat

Medical Park Trabzon Hastanesi’nde Gastroenteroloji Cerrahisi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Can Keçe, diyabet ve fazla kilo hastalığı dediğimiz obezitenin iç içe kavramlar olduğunu belirterek uygulanan cerrahi yöntemlerin farklarından bahsetti. Dr. Keçe “Biz obezite cerrahisini çok sık uygulayan bir merkeziz. Diyabet cerrahisini de uyguluyoruz fakat bunun bilinirliliği daha az biraz daha arttırılması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Doç. Dr. Can Keçe, obezite ve diyabet konularındaki sorularımızı cevaplandırdı. İşte Keçe’nin açıklamaları:

Beyne erken doyma sinyali

Toplumda bu ameliyatin obezite ameliyatı olduğuyla ilgili bir algı var aralarındaki temel fark nedir? Burada amaç önemli. Obezite ameliyatlarında amacımız midenin hacmini küçülterek gıdaların emilimini azaltmak, beyne erken doyma sinyali göndermek ve iştah hormonunu azaltmak. Yaptığımız ameliyatların hedefi bu. İnsülin duyarlılığını arttırdığı için diyabet hastalarına obezite ameliyatları da etkili oluyor. Fakat etkisi belirli bir sınırda kalıyor. Ancak, özellikle metabolik cerrahi dediğimiz, diyabet için yapılmış cerrahilerde çok yüksek dozda obezite olmasına gerek duymuyoruz. Hastanın uzun yıllar diyabetinin olması, kan insülin düzeyinin ve insülin hormonlarının yeterli salınıyor olması bizim için yeterli. Hasta insülin kullanırken duyarlılığı arttırıcı bu ameliyattan sonra insülin kullanmaz hale geliyor. Dolayısıyla obezite şartı yok. Yine de vücut kitle indeksi (VKİ) ‘nin belirli bir seviyenin üzerinde olması lazım. Burada önemli olan metre kareye düşen kilogram. Obezitede bu 40 iken diyabet cerrahisinde bu 35lere kadar çekilmiş durumda. Temal farktan bahsedersek, diyabeti önlemek amacıyla yapılan cerrahiler metabolik cerrahi olarak geçiyor. Kilo vermek için yapılan cerrahilerse obezite cerrahisi.

Midenin hacmi küçültülüyor

Diyabet cerrahisinin obezite cerrahisinden farkı nedir? Diyabet ve fazla kilo hastalığı dediğimiz obezite iç içe bir kavram, birbirlerini etkiliyorlar. Biz buna diyabezite diyoruz. Yani obezite diyabeti doğurabiliyor veya diyabet obeiteye neden olabiliyor. Biz obezite cerrahisini çok sık uygulayan bir merkeziz. Diyabet cerrahisini de uyguluyoruz fakat bunun bilinirliliği daha az biraz daha arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela; uzun süre diyabet nedeniyle, iğne kullanan, kan şekeri yükseklikleriyle acil servislere başvuran, görme problemi, damar problemi, varis problemi gibi diyabete ait yan etkilerle boğuşan hastalar var. Onlara yardımcı olabilmek adına bu operasyon daha çok uygulanmalı. Diyabet cerrahisinde asıl amacımız insülin duyarlılığını arttıran hormonları aktive etmek. Bunu yapmanın yolu da midenin bir miktar hacmini küçültmek. Yaptığımız ameliyatta aslında çok fizyolojik bir ameliyat. Çünkü midenin normal çıkış yolunu kapatmıyoruz. Normal çıkış yolundan da gıdalar aşağı geçiyor. Bu ameliyatı tip 2 dediğimiz erişkin tip diyabette uyguluyoruz. Tip 1 diyabette maalesef mümkün değil. Hastalarımız operasyonun hemen ardından yıllarca kullanmak zorunda kaldıkları insülin iğnelerinden ve ilaçlardan kurtuluyorlar.

Kısa sürede büyük başarı

Operasyon sonrası hastaların beslenme düzeni nasıl sağlanıyor? Onu diyetisyenimiz ayarlıyor. Zaten hastanemizdeki diyetisyenimiz obezite ve diyabet cerrahisi hastalarının diyetisyenliği konusunda da özel eğitimler almış ve kendisini geliştirmiş bir arkadaşımız. Hastaları taburcu olmadan önceki süreçte görüyor, sonrasında da hastalarla en çok o görüşüyor. Çorba tarifine kadar veriyor.

İnsülin iğneleri tarih oluyor

Ameliyat kriterleri neler? Her yaş grubundaki diyabet hastaları bu ameliyatı olabiliyor mu? Çok seçilmiş hastalarda bunu uygulamak lazım. Kardiyoloji ve anestezi doktoru izin verdiği sürece 18-70 yaş aralığındaki hastaları ameliyat ediyoruz. Aslında üst sınır 65 ama biz bunu 70’e kadar çekiyoruz. Ancak yine vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olmalı. Ek hastalıklarının olmaması lazım. Psikiyatrik problemler, bağımlık gibi sorunlar da olmamalı. Eğer bunlar yoksa ve hasta saydığımız kriterlere uyuyorsa metabolik cerrahi için aday olarak görüyoruz. Ama kararı tek başımıza vermiyoruz. Burada endokrinoloji bölümü çok önemli. Endokrinoloji uzmanlarımızın onay verip, obezite veya metabolik cerrahi olabilir diye rapor düzenlediği hastaları ameliyat için hazırlıyoruz.

Operasyonun yan etkileri neler? Sarkma problemi denildiği kadar çok yaşanıyor mu? Aşırı kilolu olan hastalarda bir miktar sarkma olabilir. Zaten biz birinci aydan itibaren spor öneriyoruz. Bizim 1.5, 2 yıl önce ametiyat ettiğimiz hastalarımız var. Bunlardan sarkma problemi yaşayanlar da oldu. Onları plastik cerrahiye yönlendiriyoruz. Bir iki ufak cerrahi işlem geçiriyorlar. Ama haftada 5 gün en az yarım saat düzenli spor yapan hastalarımızda sarkma durumu oldukça az. Ama metabolik cerrahi için ameliyat yaptığımız hastalarda çok sarkma beklemiyoruz. Zaten onlar çok kilolu olmaları şartı aranmıyor, belirli bir vücut kitle indeksi yeterli oluyor. Bu sarkma ve kilo verme işlemleri de aşağı yukarı 1, 1.5 yıl içerisinde oturuyor. Estetik cerrahi ihtiyacı duyan hastalarda da birinci yıldan sonra birkaç ufak müdahaleyle bu sarkmaları toparlıyoruz. Çoğu hastada olmuyor ama vücut kitle indeksi fazla olan hastalar da gerekli olabiliyor. Kilo arttıkça sarkma ihtimali artıyor. Tabi diyabet hastalarında durum biraz daha farklı. Diyabet hastalarında insülin kullanımına bağlı ve diyabetin kendi yan etkileri ön planda oluyor.

Hastalar azalmıyor

Söylendiği gibi kilo verimini durdurulamama aşırı kilo verme gibi bir risk var mı? Bu sadece korku gerçekçi tarafı yok. Bizim obezite ameliyatı yapıp 1.5 yıl kontrol ettiğimiz hastalar var. Kilo verimi belirli bir süre sonra duruyor. Amacımız vücuttaki fazla yağı verdirtmek. Bunun da %90’ı civarındaki miktar verilebiliyordiğer kısım yine hastada kalıyor. Düzenli spor yapan, diyetisyenle iyi iletişim kuran, düzenli bir hayat yaşayan insanlarda kilo verimi normal seviyede duruyor. Hatta bir süre sonra bir miktar kilo alabiliyorlar da. Öyle sonsuz kilo verme gibi bir durum yok vücut bunu ayarlıyor. Metabolik cerrahide zaten böyle bir kaygımız yok. Onda ilk hedefimiz kilo vermek değil, insülin duyarlılığını arttıran hormonları aktive etmek. Sekonder kazancımız da tabi ki bir miktar kilo verdirtmek.

Karadeniz’de diyabetize oranları nasıl? Hastalarınız çoğunlukla bölgeden mi dışarıdan mı? Aslında dünya kilo alıyor. Yani bu sorun sadece bu yörenin ve bizim problemimiz değil. Beslenme alışkanlıklarımız bozuk, hayat düzenimiz bozuk, stres çok fazla, hiçbir yere yürümüyoruz. Günlük kalori ihtiyacımızı tek öğünden alıyoruz. Bu yaşam tarzı değişmedikçe hasta sayıları azalmayacak. Şuanda Trabzon’dan, Rize’den, Artvin’den çok hasta geliyor. Samsun’dan, Ordu ve Giresun’dan gelen hastalarımız da var. Şu aşamada bölge insanı daha çok rağbet gösterse de dışarıdan gelen hasta sayısı da oldukça fazla.

Tam bir ekip işi 

Ameliyatı Türkiye’de yapan doktor sayısının azlığı neden? Metabolik cerrahi olarak diyabet cerrahisi yapan merkez sayıları cidden az . Biz obezite cerrahisini uzun zamandır yapıyoruz. Sadece obezite değil laparoskopik her türlü mide ve bağırsak ameliyatını yapıyorum. Diyabet cerrahisi, obezite cerrahisinin bir tık daha ileri versiyonu. Bunun için yüksek deneyim gerekiyor. Hem obezite cerrahisinde yüksek deneyim, hem laparoskopik cerrahiye ve onkolojik cerrahiye hakim olmak gerekiyor. Sayıları az da olsa İstanbul, İzmir, Ankara ve Samsun’da yapan ekipler var. Ama biz bölgemizde bunu etkin olarak uyguluyoruz. Seçme kriterlerimiz çok önemli. Bazı merkezlerde maalesef bu kriterlere çok uyulmadığını duyuyorum. Biz ; endokrinoloji, psikiyatri, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, anestezi, diyetisyen ve cerrahi ekiple birlikte çalışıyoruz. Yani tam bir ekip işi çıkartıyoruz. Sadece Trabzon değil çevre illere ve yurt dışından misafirlerimize de hizmet veriyoruz. Ameliyatı olduktan sonra dinleniyorlar ve uçakla yolcu ediyoruz. Bu sistemi Türkiye’de uygulayan sayılı merkezlerden birisiyiz.

Diyabet sorunu olmayan obezite hastaları da bu ameliyatı olabiliyor mu? Hastaya göre ameliyat tipini belirliyoruz. Yani tek bir elbiseyi herkese giydirmeye kalkmıyoruz. Eğer diyabeti yoksa, hafif bir insülin direnci varsa ama obezitesi ön plandaysa tüp mide dediğimiz yöntemi tercih ediyoruz. Bu hastalarda insülin direnci de kırılıyor tansiyonları da normale dönüyor aynı zamanda da kilo vermeye başlıyorlar. Zaten kilo verdikleri için, bu değerler normale dönüyor. Ama hasta artık insülin kullanmak istemiyorsa o zaman metabolik cerrahi tarafına biraz daha yaklaşıyoruz.

Şeker hastalığına çare bulan bu ameliyatın tam bir ekip işi olduğunu belirten Doç. Dr. Can Keçe beraberinde diyetisyen Merve Yazıcı, endokrinoloji uzmanı Doç. Dr. İnan Anaforoğlu ve Op. Dr. Kibar Çebi’den oluşan uzman bir ekiple çalıştığını belirtti.

20 senedir diyabetle mücadele eden Arife Güntekin, ameliyatın 20. gününde 8.5 kilo verdi. Her gün karnından vurulduğu insülin iğnelerine mahkum olan ve zaman zaman iğne yaptıracak yer bile bulamadığını belirten Arife Güntekin, “Ameliyattan sonra adeta yeniden doğdum” dedi.