Yaşayan görür

11.Eylül.2017

MHP lideri Bahçeli, bir süredir değişik senaryolara ve spekülasyonlara konu ediliyor. 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte bütünüyle yürürlüğe girecek olan 16 Nisan’daki halk oylamasıyla kabul edilmiş ‘başkanlık sistemi’ içerisinde, kendisine bir konum verileceği söylendi. ‘Cumhur-başkan sistemi’ gereği ülkemizin gireceği yeni dönemde, bu spekülasyona göre, Devlet Bahçeli’ye ‘başkan yardımcılığı’ konumu verilecekmiş. ‘Celal Adan'ın kısa açıklamasından MHP’nin bunu bir hakaret olarak gördüğü anlaşılıyor. Oysa ‘başkanlık sistemi’ ile yönetilen ülkelerde, mesela ABD’de, ‘başkan yardımcısı’ ülkenin en güçlü ikinci adamı konumundadır.

Gerçi bizde başkan yardımcılığı halkın oyuna sunulan bir makam değil. Ayrıca yeni anayasada kaç adet başkan yardımcısı atanacağına dair bir ayrıntı da bulunmuyor. Yoksa kendisinin kapı araladığı, geçmesi için Meclis’te ve toplum önünde samimi bir mücadele verdiği ‘başkanlık sistemi’ için şimdilerde farklı mı düşünüyor MHP Lideri? Türkiye halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanlığı için 10 Ağustos 2014 tarihinde sandık başına gitti. AK Parti’nin adayı Tayyip Erdoğan, CHP ile MHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ile HDP adayı Selahattin Demirtaş’a karşı yürüttüğü seçim mücadelesinden oyların yüzde 51.7’sini alarak başarıyla çıktı.

Bir süre sonra, MHP Lideri Bahçeli’nin, “Vaktiyle istediğiniz sistem değişikliğiyle ilgili anayasa değişikliği paketini gönderin, birlikte üzerinde çalışalım” teklifi duyuldu. AK Parti paket üzerinde MHP’nin istediği birkaç basit değişikliğe yer vererek teklifi Meclis’e sundu. Gerçek şudur: Ülkeye ‘başkanlık sistemi’ getiren anayasa değişikliği paketi, MHP’nin aktif desteği olmasaydı asla gerçekleşemezdi. Tavır değişikliğinin de katkısıyla MHP’de zaten var olan iç karışıklığın daha da artması, muhalif bir kadronun kendilerine yeni bir çatı arayışına girişmesi de bu tablonun sonuçu olabilir. Desteğin maliyeti MHP için hayli ağır oldu. Acaba MHP başkanlık sistemine karşıt tavrını neden birdenbire değiştirmiş olabilir?

Daha önce başkanlık sistemine karşı sert açıklamaları vardı. Karşı olma görüşünün neden değiştiğine dair kamuoyunun bilgisine girmiş bir cevabı yok. Muhalif oluşmasına da katkı yaptı. MHP’li muhaliflerin yeni çatı arayışlarının kısa bir süre sonra partileşme ile sonuçlanması bekleniyor. Meral Akşener’in arkadaşlarıyla kuracağı parti, kadrosunu ne kadar geniş tutmaya çalışırsa çalışsın, en geniş desteği MHP’den alabilecek. Kadro ve taban olarak... Etkilendiği taktirde, son seçimde yüzde 11.9 olarak gerçekleşmiş oyu biraz daha düşerse, yüzde 10 barajına takılabilir MHP.  

Devlet Bahçeli’nin, DSP ve ANAP’lı üçlü koalisyon hükümetinde ‘başbakan yardımcısı’ olarak yer alırken, “Seçimin tarihi erkene alınmalı”çıkışı yüzünden yapılmak zorunda kalınmıştı 3 Kasım 2002 seçimi... O seçimde MHP baraja takıldığı için Meclis’te temsil edilemedi. Yine aynı durum söz konusu olursa MHP liderinin kafasında başka bir plan olabilir.

Tarihi hatırlayalım; 1991 seçimine Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi ile Alparslan Türkeş’in MÇP’si ittifak halinde girmişlerdi; bu defa da AK Parti ile benzer bir ortaklık neden olmasın? Siyâsette izah edilmeyenler için hazır paket bir söz vardır: "Sizin bilmediğiniz şeyler var." Yuvarla gitsin. Düşünce ve tartışma bitsin. Sonunda lider mi parti mi biter? Yaşayan görür.