SON DAKİKA
SON DAKİKA
Para her zaman kazanç anlamına gelmez!
23.05.2020

Şimdi bu demek diyebilirsiniz! Para ekonominin işlemesi ve sürekliliği için kullanılan yararlı ve gerekli bir araçtır. Ama her şeyi ve fırsatı para olarak görmek daha fazla kazanç anlamına gelmez! Hatta bu fırsatçılık aksine kazancı azaltır ve faydayı zarara bile dönüştürebilir. Bu zarar da yine sadece parasal/maddi olmayabilir. Bir toplumun, koca bir ülkenin kültürel/görgüsel olarak gelişimine engel/duvar olabilir…

Vatanının bir parçası olan tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini gezmek, görmek ve bilgi sahibi olmak, bu ülkenin her bireyinin hakkıdır. Ve bu hakkı giriş ücreti engeli ile elinden alınmaktadır. Bu ev sahibinden kira almak gibi bir şey… Eğer bu milletin, bu ülkenin bireylerinin kültürlü ve bilgili olması isteniyorsa önce bu engel ortadan kaldırılmalı ve Müze, ören yeri, Milli Parklar, Tabiat Parkları gibi yerlerin kapıları bu ülkenin vatandaşlarına ardına kadar açılmalıdır. İşte daha fazla kazanç/gelir elde etmek adına konulan bu giriş ücretleri en büyük caydırıcı etken olarak daha fazla kazancın önünü kesmekte ve insanları görgüsüz/kültürsüz bir topluma dönüştürmektedir. Makul fiyatlandırmalarla; otopark ücreti, tuvalet ücreti, büfe hizmetleri, çay, kafe, restoran hizmetleri, konaklama hizmetleri, rehberlik hizmetleri ile gezilen yerin durumuna göre; piknik malzemeleri kiralanması, uygun teçhizat ve giysi kiralanması, yöresel hediyelikler, kartpostal satışı gibi hizmetlerden pekâlâ istenilen gelir sağlanabilir. Hala ısrarla giriş ücreti alınacaksa 1 TL gibi sembolik bir ücret konulmalı ve yabancı turistlerden de kendi paraları üzerinden 1 birimi de geçmemelidir.

Örneğin; Pamukkale travertenlerini görmek için 75 TL ücret alınıyor. Manavgat Şelalesi’ni seyretmenin bedeli 7 TL. Topkapı Arkeoloji Müzesi giriş ücreti 96 TL (Öğrencilik yıllarımda 3 kere bu müzenin kapısından geri döndüm). Topkapı Sarayı’nı gezmek istiyorsanız 72 TL giriş ücreti ödemek zorundasınız ve buna Harem dahil değil… Üstelik bu astronomik giriş ücretleri kimseye fayda da sağlamıyor. Fiyatlar yüksek olduğu için vatandaş kapıdan dönerken, devlette ziyaret az olduğu için para kazanamıyor. Bu giriş ücretlerini görünce insan cahil kalırım daha iyi diyor… Bu ülkenin bir bireyi, vatandaşı olarak; Fatih’in binlerce canla fethettiği ve Camiye çevirerek Milletine hediye ettiği Ayasofya’yı görmek istiyorum… 250 bin Şehit vererek geçilmez kıldığımız Çanakkale Gelibolu yarımadasında gezerek, o günlerin havasını teneffüs etmek istiyorum… İshakpaşa Sarayı’nda gezerek, tarihin ilk kalorifer sistemi hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum… İstanbul arkeoloji müzesini ziyaret ederek, Anadolu’da yaşamış kadim medeniyetlerin izlerini takip etmek istiyorum… Altındere Milli Parkı’nda oksijen solumak, Sümela Manastırı’nda tarihin izlerini aramak istiyorum (Milli Park girişi ayrı, Sümela Manastırı ayrı giriş ücretine tabi). Kuzalan-Mavigöl tabiat parkında piknik yaparak, doğal güzelliklerimi teneffüs etmek istiyorum… Aslında giriş ücretiyle kolay para kazanmak istenirken bir milletin cahil kalmasına sebep oluyorsunuz. Netice olarak; büyük şair ve düşünür Necip Fazıl’ın da dediği gibi; “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya…” Şimdi anladınız mı para neden her zaman kazanç anlamına gelmez?

Yorum Yap


550

ingül
2 ay önce
Para,dairesel yörüngesini tamamladımı, yokuş yukarı çıkanla,yokuş aşağı inen arasındaki fark para ile ölçülür.

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap