SON DAKİKA
SON DAKİKA
Gözlemler
14.09.2021

Merhabalar. Sağlık çalışanları yani bizler açısından yoğun ve yorucu, sizler açısından da bıkkınlık oluşturan bir salgın dönemi içindeyiz. İçindeyiz diyorum çünkü bazen bir yazı, bazen paylaşılmış bir fotoğraf, bazen de bir konuşma sırasında “salgın sonunda, salgının ardından, salgın bitiminde” şeklinde ifadelere rastlıyorum. Salgın bitmedi ki, tüm hızıyla devam ediyor. Biten sadece sabrımız, biteceğine olan inancımız galiba.

Hep söylediğim gibi yapmamız gereken tek şey salgının bitmesini beklemek yerine “salgında, salgına rağmen, salgınla birlikte” yaşamayı öğrenmek. Ne yok saymanın, ne de biteceği günü beklemenin doğru olmayacağını yaşam bize açık şekilde öğretti çünkü.

Önce yapacaklarımızı uygulamak için tüm aktivitelerimizi tamamıyla durdurduk, tüm işlerimizi erteledik, hayatı yavaşlattık ama bitmediğini gördük. Yok sayanlar da bireysel olarak bir şekilde etkilenerek, toplumsal olarak da hasta sayıları ve kayıpların artışı ile yok sayma savunma mekanizmasının işe yaramayacağını öğrendi.

Hayatın olağan akışına ufak bir ara verme isteği ile son bir haftada birkaç farklı şehirde bulundum ve gözlemleme imkanım oldu. Salgının neden sonlanamadığını, neden hasta sayılarında azalma olmadığını anlamak için güzel de bir fırsattı bu.

Her ilin hassasiyeti birbirinden farklı ve bu çok net bir şekilde bir şehirden diğerine geçince fark ediliyor. Sokaklarda maskeli insanların çoğunlukta olduğu yerler kadar, doğru ve etkili maske kullanımının neredeyse kalmadığını söyleyebileceğim yerler de var.

Salgında vaka sayısı hala yirmi binin üzerindeyken, bu süre içinde kaldığım hiçbir otelde aşılanma durumum da, HES kodum da sorgulanmadı. Yani bu durumda Covid19 PCR testi pozitif olan biri karantinada olması gerekirken bir otelde de konaklayabilir, izolasyonun önemini her yerde anlatırken o kişi benim yanımdaki masada maskesini çıkartarak kahvaltı da yapabilir. Eğer açık bir alanda oturuyorsam da, yanımda sigarasını içip bana doğru üfleyebilir. Sorgulanma olmamasının nedenini bilmiyorum ama doğru bir yaklaşım olmadığını biliyorum. Elbetteki sorgulamada her şey normalde olsa yine aynı riskler söz konusu ama en azından net bilinen bir pozitiflik, şüpheli temas ya da devam eden karantina süreci olan kişilerin kalabalık alanlardan uzak tutulmasını sağlayacaktır.

Özellikle maskesiz bulunmak zorunda kalınan yeme-içme yerlerinde açık hava ve mesafe şartını sağlayamayanlar çoğunlukta. Açık havada olmak da dip dibe masalarda oturmak değil ayrıca. Fiziki şartlar dışında bu mekanlarda çalışanların maskesiz asla hizmet vermemesi de dikkat edilmesi gereken bir diğer konu.

Yalnız en önemlisi, devam eden salgın sürecine rağmen insanlardaki rahatlık, daha doğrusu bu durumlardan duyulmayan rahatsızlık.

Tam doz aşılı olmama, kalabalık mekanlarda koruyuculuğu yüksek N95 maske kullanmama ve mesafeyi korumaya dikkat etmeme rağmen yine de etrafta maskesiz dolaşanlar olduğu için rahatsızlık duyan ben, insanlardaki bu rahatlığın nedenini gerçekten çok merak ediyorum.

Hassasiyet gösterenlere önerebileceğim tek şey, etrafınızda bulunan herkesin hasta olabileceğini düşünerek hareket etmeniz. Şu anda korunmanın tek yolu bu. Sağlıcakla kalın.

Yorum Yap


550

SERAN61
5 gün önce
Ebru hocam çok haklısınız yerlere atılan maskeler , maske kullanmayan insanlar ,mesafe yok ,hijyen yok ...😡 Rahatlıkları galiba benim düşüncem "vicdan" rahatlığı bir şey var bazılarının haberi yok maalesef..

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Ticari Ve Sınai Ürünler Pazarlama Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ‘dir.

Giriş Yap