SON DAKİKA
SON DAKİKA
Fatih ve Mustafa Kemal!
18.04.2019
Türk tarihi inanılmaz güzelliklerle, kahramanlarla ve kahramanlıklarla dolu...

Ama bizim milletimiz kadar kendi tarihinin değerini bilemeyen bir millet ne acı ki yok.
Tarihimizi ve tarihimizin kahramanlarını birlikte sevmeyi bile bilemiyoruz.
Bugün böyle bir yazıyı kaleme almak istedim...

Ders olsun diye. 

Prof. Dr. Heath Lowry!
Tanır mısınız?
Türk tarihinde önemli bir yeri vardır.

Osmanlı tarihi uzmanı, Bahçeşehir Üniversitesi Osmanlı ve Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Başkanlığı yapmış.

Princeton Üniversitesi’nde çalıştığı yıllarda ‘Atatürk profesörü’ olarak anıldı. 

50 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanı taşıyan Prof. Dr. Heath Lowry, Atatürk’le ilgili bilinmeyenleri anlatırken şöyle diyor:

“Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet arasında ciddi benzerlik var.”
Ve anlatıyor:
“İkisi de proje adamı. 
Fatih;
İstanbul’u fethettikten sonra şehri ayağa kaldırmak için balıkçılık gelişsin diye Trabzon’dan 60 Rum aile getirtip Sarıyer’e yerleştiriyor. Tarımın gelişmesi için Yunanistan’daki Argos’tan 4 bin aile getirtiyor ve her birine bir çift öküzle pulluk veriyor. 
Atatürk ise;
1930’larda Almanya’dan kaçan Yahudi bilim adamlarını Türkiye’ye çağırıyor. 
200’den fazla bilim adamı geliyor ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ni kuruyor.”

Prof. Dr. Heath Lowry Fatih ve Atatürk için “İkisi de çok iyi satranç ustası” diyor.

Peki Atatürk, Fatih için ne düşünüyordu?

Atatürk’ün Osmanlı padişahlarını kötülediği, onları ‘alçaklık, beceriksizlik, hatta hainlikle suçladığı’ iddiaları tamamen asılsızdır...

Atatürk, Fatih Sultan Mehmet’in ise açıkça hayranıdır.

Nasıl mı, okuyalım...

Prof. Afet İnan “Atatürk Hakkında Hâtıralar ve Belgeler” (1968, s. 187) adlı kitabında Atatürk’ün ‘Büyük Fatih’e her zaman hayranlığını ifade ettiğini yazar. 

İnan’a göre, Atatürk, bir Fatih heykelinin yapılmasını çok arzu etmiştir. Kâh Ayasofya Camii’ne, kâh Kızkulesi, Rumelihisarı veya gemilerin karadan yürütüldüğü Kasımpaşa kıyısına dikilmesini düşünmüştür heykelin. Ama gözde mekânı, besbelli ki Kızkulesi’dir. 

Afet İnan’a göre Atatürk tam bir Fatih hayranıdır. 

Atatürk Osmanlı Devleti’nin yükseliş devri için, hayranlık ve muhabbet beslemiştir. 

Onun için aynen şunu söylemiştir: 

 “FATİH SADECE BİR TÜRK BÜYÜĞÜ DEĞİL, CİHAN TARİHİNDE DE EN BÜYÜK ADAMDIR.” (s. 312) 

Atatürk’ün yakınlarından Münir Hayri Egeli de çok ilginç bir anekdot aktarır “Atatürk’ün Bilinmeyen Hâtıraları” adlı kitabında (1954, s. 58-59): 

Bir gün sofrada söz Fatih’e gelir. Atatürk sorar: 

“Tarih acaba benim mi, yoksa Fatih’in mi yaptığı işleri daha mühim bulacaktır?” 

Orada bulunanlar hemen atılırlar: 

“Tabii ki sizi.” 
Atatürk sorar: “Niçin?” 
Herkes kendince Atatürk’ün Fatih’ten üstün bir tarafını ispatlama yarışına girer. Dalkavuk mu yok? “Sizin yanınızda Fatih de kim oluyormuş!” diyenler bile çıkar. 

Bunun üzerine Atatürk, bu kişiye kızar, “Halt etmişsin” der.

Bakın ne söyler:

“Ben Fatih’ten büyük olabilir miyim? Çok kereler Fatih’in karşısında kaldığı meseleleri düşündüğüm zaman ben de aynı hal çarelerine varmışımdır. Yalnız, Fatih benim karşısında kaldığım meseleleri nasıl hallederdi? Bunu çok merak ederim. O BÜYÜK BİR ADAMDIR, BÜYÜK.” 

Egeli’ye göre, Atatürk bir cümle daha söylemiştir ki, büsbütün düşündürücüdür: 

“FATİH’İN DEVRİNDE YAŞASAYDIM MEMNUNİYETLE OYUMU ONA VERİR VE ONU CUMHURBAŞKANI SEÇERDİM.”

Bu çarpıcı tespitin ışığında Atatürk’ün Fatih’e ve Osmanlı’ya bakışı budur.
O nedenle her zaman derim.
Osmanlı ile Cumhuriyet et ve tırnak gibidir...

Birbirinden asla ayrı düşmez.
Alparslan da bizim, Osman Gazi de bizim, Fatih de bizim, Kanuni de bizim, Yavuz da bizim, Abdülhamit de bizim...

Mustafa Kemal Atatürk de.
Her kim ecdadımız arasında ayrım yapıyor, onlar üzerinden tartışma yaratmak istiyorsa, bilinmeli ki bu milletin düşmanıdır.

ANATÜRK...

Yazımı Lowry’ün Atatürk’le ilgili bilinmeyen ilginç bir anısı ile noktalamak istiyorum...
İzmir’e ilk giren süvarilerin komutanı Fahrettin Altay Paşa, Emirgan’dan komşumdu. 

Bir gün çaya davet etti ve şu anısını paylaştı: 
Fahrettin Altay Paşa, Afganistan’da Afgan ordusunu eğittikten sonra yurda dönüyor. 

Tren Sivas’ta duruyor, gar müdürünün odasındayken radyoda haberler veriliyor ve haberde, ‘TBMM Gazi Mustafa Kemal’e Anatürk soyadını vermiştir’ diyor. 

Atatürk değil, Anatürk! 

Fahrettin Paşa şaşırıyor. 
İstanbul’da Mustafa Kemal kendisini karşılıyor. 

O da, ‘Hayırlı olsun Paşam. Soyadınız Anatürk olmuş’ diyor. 
Mustafa Kemal, hışımla ‘Ne Anatürk’ü, Atatürk’ cevabını veriyor. 
Radyoda duyduğunu söyleyince ikisi de gülmeye başlıyor. 

Mustafa Kemal, yeni harflerle ilgili ‘Daha alınacak çok yolumuz var’ diyor. 

Atatürk ile Anatürk arasında Osmanlıca yazımda sadece bir nokta farkı bulunuyor. Osmanlıca yazımda hata yapıldığı için Atatürk soyadı ilk olarak tüm ülkeye Anatürk olarak duyuruluyor.

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap