SON DAKİKA
SON DAKİKA
Bu görüntü bu ülkeye yakışmıyor
22.04.2019
Bu görüntüler, bu ülkeye hiç yakışmıyor...
üzülmemek mümkün değil...
kınamamak da...
Savunulacak, izahı yapılacak hiçbir tutarlı tarafı yok...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan çirkin saldırıyı siyasi görüşü ne olursa olsun bu ülkede herkes kınamalıdır...
Allah korudu, daha  büyük bir felaket olabilirdi...
Ayıptır...
Çirkindir...
Günahtır...
Bu ülke üzerinde yeni bir oyundur...
İster seversiniz ister sevmezsiniz...
Siyasi görüşünü beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz...
Hataları vardır veya yoktur...
Bir insan bir cenazeye hele hele bir şehit cenazesine gelmişse, o insana saygı duymak her insanın vatandaşlık görevidir.
Diyeceğim şu ki bu saldırı büyük bir oyunun fitilini ateşlemek için yapılmıştır...
Ateşin üzerine benzinle gitmektir...
Organizedir...
Büyük bir oyundur...
Bu fiziki saldırıya kadar giden olay lanetlenmeli, failleri kesinlikle bulunmalı ve cezalandırılmalıdır.
Sağduyu mutlaka öne çıkarılmalıdır... 
Ve fırsat bu fırsat diyerek bu saldırı üzerinden kim ki birilerini hedef göstermeye çalışarak siyaset yaparsa, bilin ki o da oyunun aktörlerindendir!
Kimin fırsat bu fırsat diyerek neyin peşinde olduğunu görüyoruz...
Onun için herkes aklıselim olmalıdır...

Siyasetin keskinleştiği, tam anlamı ile kutuplaştığı dönemde  uzlaşma kültürüne ihtiyaç varken, bu saldırı üzerinden siyaset yapmak fitili daha da ateşler ki, yarın daha vahim olayların önünü kesmek mümkün olmaz...
O nedenle hiçbir siyasi ideoloji gözetmeksizin bu saldırı üzerinden herkes ama herkes üzerine düşen dersi çıkarmalıdır...
Türkiye üzerinde sinsi bir oyun oynandığını ve bu oyunun Türkiye içerisindeki insanları kamplara bölüp birbirine düşürme oyunu olduğu gerçeğini görelim...

Dikkat!

Bu olayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha yeni “Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte ‘Türkiye İttifakı’ olarak hareket etmeliyiz. Vatandaşlarına ve kardeşlerine güven veren bir Türkiye için hep beraber elimizi taşın altına koymalıyız. Türkiye’nin bekası, vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü politik hesabın üstündedir. Dönem kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir” şeklinde yaptığı son derece önemli uzlaşma çağrısı... 

Ve buna karşılık Kılıçdaroğlu’nun “Sayın Erdoğan’ın söylediği ittifakın önünü tıkayan biz değiliz. İttifak arayışında olanlar yönetenlerdir. Erdoğan gerilimsiz Türkiye istiyor. Gerilimi yaratan kendisidir, sonlandıracak olan da kendisidir” cevabını verdiği,  yani Türkiye’nin yeni bir uzlaşma ortamına girmeye çalıştığı dönemde böyle bir saldırının olması da çok düşündürücü değil mi?

Diyeceğim şu ki;

Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyuna dikkat!
Belli ki birileri Türkiye’nin normalleşmesini ve seçimleri unutup geleceğe bakmasını istemiyor. 
Siyasetteki kamplaşmayı, kutuplaşmayı, keskinliği kendilerine fırsat bilenlerin her türlü oyununa dikkat... 
Başka Türkiye yok!


 KARABEKİR ADINI YAŞATALIM

Söz konusu Trabzon ve bu milletin, bu şehrin şanlı tarihi olunca sesini çıkarmadan duramayan, bu şehrin sevilen sayılan ismi, Trabzon Limanı Müdürü Farozlu Muzaffer Ermiş’ten dün kaleme aldığım Kazım Karabekir’in kızının Trabzon ziyareti ile ilgili yazımdan dolayı mektup var...
Olayı bir kez daha anlatmayı kendine görev saymış...
İyi de yapmış...
Çünkü üzerinde durulması gereken son derece önemli bir ayrıntı..
Muzaffer Ermiş diyor ki;

***
Sevgili Diyadin...
Trabzon’un geçmişine her zaman duyarlı oldun.
Bugünkü yazından dolayı hem teşekkür eder, hem de tebrik ederim.
Konuya gelince; 
18 Nisan Perşembe günü önüme bir yazı geldi. 
TED Koleji daveti üzerine Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Hanım Trabzon’a gelip 100 yıl önce babasının limanımıza gelişini anma ziyaretinde bulunacak. Önce şaşırdım, sonra çok üzüldüm. 
Demekki Paşa 100 yıl önce Trabzon’a gelmiş ve bundan bihaberiz.
Dedim ki bu sıradan bir olay değil.
Ertesi cuma günü izinli olacaktım. İzinden vazgeçtim. Okul müdürünü aradım. Zor da olsa ulaştım. Böyle bir düşüncelerinden ötürü kendisini tebrik ettim. 
Liman ziyareti için düşüncemi paylaştım. 
Bu ziyaret başta Trabzon olmak üzere, Tüm Türkiye’ye duyurulmalı dedim. Anadolu Ajansı’nı aradım. Ajans sayesinde ziyaret tüm Türkiye tarafından duyuldu.
Timsal Hanım, göstermiş olduğumuz ilgiden çok etkilendi...
Babasının ayak bastığı Trabzon Limanı’nda bulunmak onu çok duygulandırdı. 
Gözyaşlarını tutamadı.
Öğleden sonra okuldaki programa iştirak ettim. Timsal Hanım, yaşına rağmen büyük bir coşkuyla babasını ve o günleri anlattı. Meğer Paşa sadece asker değil, piyes yazan, yetimlere sahip çıkan (Trabzon’da da kimsesiz Ermeni çocuklar için de yetimhane açmış), marş yazan (Türk Yılmaz) sıra dışı bir insan.
Paşa; askerlikten istifa etmiş ve Erzurum’da bulunan Mustafa Kemal’i İngiliz baskısıyla tutuklama emri çıkaran Padişahın emrine uyup tutuklasaydı, biz bu günleri görebilir miydik?
Paşa, Padişahın emrini dinlemez. 
Yanına aldığı askerlerle Atatürk’ün kaldığı konağa gider. 
Durumu haber alan Atatürk’ün bir an benzi sararır. 
“Acaba... Milli Mücadele başlamadan mı bitiyor” der. 
Kazım Karabekir Atatürk’ün karşısına çıkar ve asker selamı verir. 
Paşam, ben ve 15. Kolordum (tek dağılmamış ordu) emrindeyiz der, iki arkadaş gözyaşları ile birbirine sarılır. Erzurum Kongresi ve ülkemizin kurtuluşu.”
Şimdi sormak lazım!
Şark Cephesi Fatihi, kurtuluşun başlamasına imza atan bu kahraman yıllarca nasıl unutulur. Bu ayıp en kısa zamanda giderilmeli, buradan öneriyorum, Trabzon’da yapılacak Millet Bahçesi’ne adı verilmeli ve Trabzon’a gelişi etkinliklerle kutlanmalıdır.
Son olarak, Milli Eğitim Bakanı’na çağrımdır; Milli Mücadele ilkokuldan üniversiteye kadar Çanakkaleye ayrı bir parantez açarak zorunlu ders olarak okutulmalı, bu ülkenin geleceği Milli Şuura sahip gençlerle kaim olacaktır. 
Yoksa çok birileri çıkar “Vadedilmiş topraklardan” bahseder.
Okul çağına gelen her Koreliyi ailesi Kore’deki Türk Şehitliğine getirir ve der ki; Türkler olmasaydı, bugün biz olmayacaktık. 
Biz de her çocuğumuzu, öğrencimizi Çanakkale’yi ziyaret ettirmeliyiz. 
Bunu devlet bir görev addetmelidir.
Bu toprakların kolay vatan olmadığını yeni nesil öğrenmeli ve iliklerine kadar hissetmeli...
Geleceği ancak böyle kurtarabiliriz...

***

Evet Sayın Ermiş böyle diyor...
Aynen katılıyorum..
Görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Trabzon’un ne kadar önemli olduğunu, 19 Nisan 1919’daki ziyareti ile göstermiş olan Kazım Karabekir Paşa’nın ismi Trabzon’da yaşatılmalı ve her yıl 19 Nisan’da anılmalıdır..
Millet Bahçesi’ne veya başka bir yere ismi mutlaka verilmelidir..


© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap