SON DAKİKA
SON DAKİKA
Adı yerel olsa da sonuçları genel seçim gibi olacak!
30.03.2019
Artık seçim kapıda...

Türkiye yarın sandık başına gidecek.

Büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanlıkları  ile birlikte halkımız mahallerinin muhtarlarını da seçecek.

Ama öyle bir hal aldı ki iş bu seçimin adını “YEREL SEÇİM” koymak mümkün değil.

Resmen “GENEL SEÇİM” havası...

Yerel hizmetlerin, projelerin değil “VARLIĞIN SAVAŞI”nı izledik aylardır.

Her parti, her lider topu tüfeği ile sahada.

Söylenmedik söz, yapılmadık hakaret, ortaya atılmadık iddia kalmadı.
Yenilir yutulur cinsten değil bunlar.

Herkes eteğindeki taşı öyle bir döktü ki böbreğinde taş olan hastalara bile “Buna da şükür” dedirttiler adeta. 

Türkiye ilk kez böylesine adı yerel olsa da sonuçları ve yansımalarının genel seçim havasında olacağı bir seçime gidiyor.

*

Peki yarınki seçim sonuçlarında ittifak partileri için başarının ölçüsü ne olacak?
İşte asıl mesele bu!

Bakıldığı zaman görünen şu ki, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın seçimlerde elde edeceği başarı ve başarısızlığın ölçüsü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Antalya, Bursa, Mersin, Adana, Balıkesir, Mersin, Eskişehir ve Hatay gibi büyükşehirlerde alınacak seçimler üzerine kurulu...

Cumhur İttifakı’nın (AK Parti-MHP) özellikle İstanbul ve Ankara gibi iki büyükşehri kazanması demek seçimlerinin galibi, kaybetmesi demenin ise seçimlerin mağlubu olarak ilan edileceğini söylemek zor değil.

Türkiye geneli oy oranları rakamlarının değil büyükşehirlerde alınacak sonuçların yani kazanılacak belediyelerin güç gösterisi olacağı bir seçim kapıda.

*
AK Parti İstanbul ve Ankara’yı kaybederse  ne olur?

Şiddetli bir deprem olur!
Altında birileri kalabilir.

Depremin etkisi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışması ile birlikte önümüzdeki 4,5 yıl seçim yok dediğimiz bir anda erken seçimin kapısını çalabilir.

Millet İttifakı’nın siz bakmayın ‘Erken seçim olmaz’ sözlerine, bütün gizli  hesabının bunun üzerine kurulu olduğu biliniyor.

*

Peki CHP-İYİ Parti-SP ittifakı İstanbul, Ankara başta olmak üzere büyükşehirlerde istediği sonucu alamazsa ne olur?

O da muhalefet cephesinde şiddetli bir deprem etkisi yaratır ki genel başkanların koltuklarını alıp götürür!
Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun siyasi hayatının sonu olur?
Çünkü önünde 4,5 yıl seçim olmayacak olan Türkiye’de muhalefet genel başkanlarının o koltuklarda 4,5 yıl oturmaları mümkün olmaz.

Bir düşünün 9 seçim kaybetmiş Kılıçdaroğlu 10 yapar.

*

Yani neresinden bakarsanız bakın 31 Mart seçimleri herkes için “OLMAK YA DA OLMAMAK” özelliği taşıyor.

Erdoğan-Bahçeli ikilisi;

4,5 yıl seçimsiz bir sürece girip önlerini tamamen açmayı, Kılıçdaroğlu ve Akşener ikilisini ve HDP’nin Kürtler üzerindeki baskısını siyaset arenasında bir daha konuşamayacakları şekilde ortadan kaldırıp yeni bir muhalefet anlayışına zemin hazırlamayı hedeflerken...

Kılıçdaroğlu-Akşener-Karamollaoğlu üçlüsü ise;

Dolaylı HDP desteği ile 17 yıl aradan sonra Tayyip Erdoğan’ı yenerek koltuğunu sallamayı ve Gül-Davutoğlu-Babacan üçlüsünün kurmayı planladığı yeni partinin önünü açmayı, AK Parti’nin bölünmesine neden olunmayı hedefliyor...

Yani iktidarı ve muhalefeti ile “YOK ETME” üzerine kurulu bir seçim için yarın sandığa gidecek millet.

*


Bir düşünün CHP ve İYİ Parti yani Millet İttifakı son derece iddialı oldukları İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde nedendir bir büyük miting dahi yapmadı.

Sanırım bu, Cumhuriyet tarihinde bir seçim döneminde muhalefet açısından bir ilk oldu.

Çok ilginç değil mi?
İlginç strateji...

Yani 31 Mart seçimleri yerel seçimlerin çok ama çok ötesinde Türk siyasi tarihinin iktidarı ve muhalefeti ile yönünü değiştirebilecek özellik taşıyor.

Kısacası kaybedenlerin büyük bedeller ödeyeceği bir seçim bu seçim.

Yorum Yap


550

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap