SON DAKİKA
SON DAKİKA
Trabzon, köylerine sahip çıkıyor
6/10/2020

Karadeniz kadar yeşilin ve mavinin dört mevsim yaşandığı başka bir bölgemiz var mı? Kentler, köyleri ve yaylaları ile bir bütündür. İnsanların köyleri ile bağları, her daim canlı ve güçlüdür. (En azından son yıllara kadar böyleydi.)

En az kentler kadar betonlaşma canavarı ile karşı karşıya kalsalar da, hala sakinliği ve bereketiyle kent insanının sığındığı yerlerdir köyler. Bu yüzden Trabzon halkının bir ayağı hep köylerinde ve toprağındadır.

Sadece nefes alınan, piknik yapılan yerler değil aynı zamanda, halkının ümididir. İnsanlar köylerinde yetiştirdikleri ürünlerle, mutfaklarına ve geçimlerine katkı sağlarlar.

İşin gerçeği bunlardır ama bir gerçek daha var ki, Arap turizmi ile başlayan hızlı yapılaşma, köylerimizi de esir almış, en verimli topraklarımız ve yaylalarımız otellere ve beton yapılara terk edilmiştir. 

Neyse! Biraz geçte olsa, son yaşadığımız korona pandemisi ile köylerimizin bizler için ne kadar önemli olduğunu anladık. Ve de köylerimizi fazlasıyla da özledik.

Gözbebeğimiz eski köy evlerimiz modern yapılara dönüştürülse de, evlerimizin başköşesindeki kuzine sobamızı, suyu akmasa da, anılarımızı yaşatan köyümüzün çeşmesini, içinde inekler olmasa da,  otlarla kaplanmış ahırlarımızı çok özledik.

Ben en çok, şimdilerde betonlar içinde kaybolmaya yüz tutmuş, ayaklarımıza çamuru bulaşan köyün patika yollarını, o yollarda yürümeyi özledim.

Betonlaşmayan ve araçların girmediği bir alan kaldı mı?  Kalmadı tabi, köyler kentlerin birer mahallesi artık!.  (Belki de bu yüzden, köylerde kara lastiklere çiçek ekiliyor!..)

En çok çocuklarımıza üzülüyorum. Böyle giderse çocuklarımız, toprağın nimet olduğunu, çamurla oynamanın tadını, kır çiçeklerinin kokusunu, kuşların ötüşünü hiç bilemeyecekler.

Velhasıl bizler şanslı nesiliz.

Babamın görevi nedeniyle, (Ordu) Perşembe’ye geldiğimizde dört yaşındaydım. Yeşil ve mavi o yaşlarda kanıma karıştı. Tatillerde gittiğimiz Nevşehir’de ise üzümü salkımıyla, meyveyi dalında yerdik. Tıpkı fındık toplama ortamlarında olduğu gibi, üzüm toplama, kurutma, pekmez kaynatma zamanlarının heyecanını, insanların üretirken nasıl bir dayanışma içinde olduklarını yaşadım ve gördüm. Bir çocuğun sevmek, paylaşmak, yardımlaşmak gibi erdemli duyguları, yaşayıp öğreneceği en güzel ortamlar, bu ortamlar.

Çok şükür! Bugünlerde köy yolları çok yoğun. Kentten köylere akın var. İnsanlar hiç olmadığı kadar köyleri ve toprağı ile meşgul. Bende tabi!

Aylardır koronavirüsü ile cebelleşen insanların, betonların arasında nasıl bunaldıklarını, balkonlarında büyüttükleri çiçekleri ile nefes almaya çalıştıklarını gördük. Artık yeşil ve maviye kavuştular, hasret gidermeye çalışıyorlar.

AVM’lerin risk taşıyan ortamından uzak köylerin ve yeşilin sağlık, huzur ve güven veren ortamına teslimiz.

Son sözüm Trabzon’a; umarım bundan böyle, son yıllarda sözde turizm için betonlaştırılan köylerimize ve yaylalarımıza daha fazla sahip çıkarız. Kültürünü, doğasını ve özgün dokusunu yaşatmaya gayret ederiz…

Çocuklarımız için yapacağımız en güzel yatırım, sırtlarını dayayacakları, kendilerini bulacakları ve nefes alacakları yeşil alanlar ile bir karış baba toprağıdır.

Yorum Yap


550

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap