SON DAKİKA
SON DAKİKA
Siyaset ve sivil toplum örgütleri ilişkileri…
2/17/2020

Sivil toplum kuruluşları, kitleleri bilinçlendirip harekete geçirmeye yarayan, sorunları tartıştıran aynı zamanda da çözümler konusunda siyaset ve devlet arasında köprü oluşturan, oluşumlar olarak görülürler.

Konu; Kamu ve özel sektörden sonra üçüncü sektör olarak konumlanan, arkasına toplum ve demokrasi gücünü alan sivil toplum kuruluşlarının, özellikle kamuoyu oluşturma, siyaseti denetleme ve yönlendirme konusunda ki görevlerini etkin bir biçimde yerine getirememeleri ve siyasetin STK’lara bakış açıcı.

Maalesef ülkemizde ne siyasi partilerin ne de sivil toplum örgütlerinin,  görev ve sorumluluklarını yerine getirme konusunda bir bilinç ve kararlılık ortaya koyamadıklarını görebiliyoruz. Böyle olunca da ülke ve toplum meselelerine çözüm getirme konusunda, eksik ve de geç kalınıyor.

Sivil toplum kuruluşları sayesinde, “siyasi partilere girmeden” sorunlarını dile getirebilme şansı elde edeceğini düşünen insanlar artık STK’ların siyasi kimliği ile karşı karşıya kalıyorlar.

Halbuki siyaset, STK’lar sayesinde,  kendi gibi düşünmeyenler ve kendine benzemeyenler hakkında fikir sahibi olabilme şansı elde eder. Dolayısıyla siyaset, STK’lardan tam destek beklentisi içinden çıkmalı, yalnızca kendi gibi düşünen, uzlaşma konusunda sorun çıkarmayacak olan STK’larla yan yana gelmenin siyasetlerine hiçbir şey kazandırmayacağını bilmeli. Sağlıklı bir iletişim ağı kuramayan yapılar demokrasinin işlemesine katkı sunabilir mi? Oysa demokrasi kültürü, sizler gibi düşünmeyen insanlarla kurduğunuz iletişimle gelişir.  Siyasi partilerin ve liderlerin STK’lara arka bahçeleri gözüyle bakması, varlık nedenlerini unutup kendilerini destekler bir ilişkiye zorlamaları, STK’ların da bu düşünceye hizmet etmeleri, ortaya kocaman bir tiyatro sahnesi çıkarıyor. Al gülüm ver gülüm durumu!

Yandaş basından sonra yandaş STK’lar!

Halbuki Sivil toplum kuruluşları gönüllülük esasına göre çalışan, kendi desteklerini oluşturan, devletten ve siyasetten özerk, özel alan ve örgütlü bir sosyal yapılanmadır. Son yıllarda siyaset ve devlet kurumları ve de AB projeleriyle varlıklarını sürdürme çabasında olan STK’lar, bir yerin sözcüsü durumuna düşerek aslında, bireylerin demokrasi alanlarını bitirdiklerinin farkında bile değiller. STK’lar siyasete sırtını yaslayacak ve siyasetten güç alarak yürüyecekse, onun adı sivil toplum kuruluşu olamaz. Olsa olsa siyasetin bir kolu, menfaatlerin vücut bulduğu bir yapılanma olur.

Sonuç olarak;

Siyasetin sokaklara inmeden önce, toplumun sorunlarına ortak dil geliştirmek ve çözüm üretilebilmek amacıyla yan yana gelmiş insanlara ve örgütlenmiş bütün yapılara ayırım yapmaksızın ulaşması gerekir.

Demem o ki hiç kimse Sivil Toplum Örgütlerine, seçimden seçime, boy boy resim çektirmeye, çay içmeye ya da kendine yandaş yapmaya gelmesin. STK’lara gelecekseniz eğer, toplum sorunları karşısında farklı kesimlerin bakış açılarını öğrenmeye, bu düşünceleri eylem planlarınızın içine katmaya, samimi bir işbirliği ortaya koymaya gelin.

Tabi STK’larda, siyasi bir taraf olarak görünme yanlışından vazgeçip, demokrasiye, sivil kimliğine, bireylerin sesi olabilme özgürlüğüne sahip çıkmalı.

Yorum Yap


550

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap