SON DAKİKA
SON DAKİKA
Yaylalar yaylalar…
25.09.2018

O yaylanın çimenine, o yaylanın çimenine / Kuzu yayılır kuzu kuzu, kuzu yayılır kuzu... Doğu Karadeniz yaylalarında; Trabzon’da 1750, Giresun’da 1700, Rize’de 350, Gümüşhane’de ise 306 olmak üzere 4 bin 106 kaçak yapı için yıkım kararı alınmıştı. Bir taraftan yıkımlar başlarken/devam ederken, diğer taraftan da İmar Barışı uygulaması başladıktan sonra fırsatı ganimete çevirenlerce yeni işgaller ve yapılaşma hızla sürüyor. Üstelik, 1 Ocak 2017’den sonra inşa edilen yapıların İmar Barışı uygulamasından faydalanamayacağının açıklanmasına rağmen...

Yayla demek, adı üstünde hayvan yayılan yer demek! Bölgede hayvancılığın gelişmesi için mera alanlarının korunması adına yaylalarda yapılaşmanın korunması adına sözde yeni yapılaşmaya izin verilmiyor. Ancak, gerçekte durum çok farklı! Tüm kanunlara, denetimlere ve yasaklara rağmen hızlı ve çarpık bir yapılaşma devam ediyor. Peki, kim yapıyor/yapabiliyor bu evleri? Evet olaya bir de bu açıdan bakmak lazım. Yaylalar kimsenin malı ya da yeri değilken bazı insanlar buraları nasıl sahiplenip istediği gibi tasarrup edip hatta satabiliyor? Yani ben yaylada bir ev yaptırmak istesem birilerini görmeden ve para ödemeden bunu yapamam. Bu birilerinin elinde ne bir tapu var ne de böyle bir yetki! Tabii ki en güzel doğal zenginliklerimizden olan yaylalarımızdan faydalanacağız ve bu güzellikleri doya doya yaşayacağız. Yakın geleceğin turizm odaklarından olan yaylalarımız her geçen gün daha da ilgi çekici bir hale geliyor.

Ama günümüzde uygulandığı gibi talan anlayışıyla yaylalarda yapılaşma devam ederse, üstelik son derece çirkin ve doğal çevreye uyumsuz hiçbir estetiği olmayan şekiller ve betonarme yapılara dur denilmezse, hiçbir çekiciliği kalmayan yerler haline gelecek. Bu güzelliklerin değerini şimdiden görmeli ve gerekli tedbirleri acilen almalıyız.

Peki ne yapmalı?

Öncelikle yeni yapılaşma derhal durdurulmalı. Mevcut olanların geçmişine bakılıp ihtiyaç haricindekiler yıkılmalı. Adam sırf yaylada evim olsun diye çeviriyor dört duvarı, sıvasız, boyasız, tuvalet çukuru dahi yok! Senede bir hafta ya kalıyor ya kalmıyor. Hiçbir üretimi ya da hayvancılıkla ilgisi de yok! Niye yaptın diye sormadan yıkacaksın hem de. Adam bir şekilde yaylaya ev yapmış. Evin aşağısındaki mandıradan şikayet ediyor. Kokuyor diye! Ulan hıyar, tabii ki kokacak. Orası yayla yayla. O çimende önce kuzu yayılacak kuzu...

İlla da bir yapılaşma olacaksa devlet kontrolünde belli bir imar ve plana göre merkezi yerleşimlere yapılmalı. Bu yerleşkeler; camisi, tuvaleti, çeşmesi, çarşısı vb. unsurları sosyal donatılarıyla planlanmalı ve evler bulunduğu çevreye uygun şekilde yapılandırılmalı. Yol, su, elektrik, kanalizasyon gibi gerekli altyapısı olmayan yerler ya kaldırılmalı ya da bu olanaklara kavuşturulmalı. Yaylacılık yapanlara ayrıcalık tanınmalı ve yaptığı işe göre her türlü teşvik ve destek verilmeli. Yaylacılık haricinde keyfi ev sahibi olmak isteyenlerden ise en yüksek bedeller talep edilmeli. Ama tüm bunları sadece ve sadece devlet yapmalı. Devlet haricinde bu işleri fırsata çevirenlere ise ağır cezalar verilmeli. Ancak o zaman yaylalar bir düzene girer ve güzelleşir. Hayvancılık gerektiği gibi yapılır. Turizm daha güzel gelişir ve yaylaya gelen turist çirkin yapıları değil doğal güzellikleri görür, yayılan hayvanları izler ve keyif alır. Temiz bir çevrenin ve havanın tadını çıkarır. Devletin bu konuda gereken kararlılığı göstereceğini düşünüyor ve inanıyorum ki bu uygulamalar hayata geçtiğinde yaylalarımız çok daha güzel olacaktır.

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap