SON DAKİKA
SON DAKİKA
bu bir feryat, bu bir isyan!
19.09.2019

ÇÖP! Tek kelime üç harf. Ama altında ezildiğimiz kavram. Türk Dil Kurumunda “Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi” şeklinde tanımlanmış bir cümleyle. Öyle bir cümleyle tanımlandığına bakmamak gerek, yüzyılın ve insanlığın sorunu haline gelmiş günümüzde. Örneğin Dünya genelinde her yıl 2,1 milyar ton çöp üretiliyor ve bunların sadece yüzde 16'sı geri dönüştürülüyor. Çöplerin yüzde 46'sı geri dönüştürülemeyecek şekilde atılıyor.

Yakın yüzyılda sadece kentlerin sorunlarının arasında yer alırken günümüzde tüm alanların en önemli sorunu haline dönüşmüş. Köylüsü, kentlisi çöp deyince bir irkilir ve geri dururuz. Ama çöp üretmeyi de kendimize hak görürüz. Modern insanlık tarihi ve günümüzde insanoğlu eliyle ürettiği atıklarla doğayı azar azar eritmesidir çöp aslında.

Bugünlerde 16.’sı gerçekleşen İstanbul Bienali’nin de temasını oluşturuyor çöp veya ‘’Yedinci Kıta’’ teması. Nicolas Bourriaud ‘Yaşamak istemediğimiz, reddedip attığımız şeylerden oluşmuş bir ülke Yedinci kıta, yağmur ormanlarının yandığı, plastik moleküllerinin okyanusları doldurduğu yenidünyanın adı.” olarak tanımlamış çöp sorununu.

Bugün bölgemizde yerel yönetimlerin en önemli sorunlarının başında çöp geliyor. Bölgemizin coğrafi koşullarını da katınca bir o kadar daha büyür bu sorun. Ancak ne yazık ki yurttaşlar olarak bizler tüm üretim ilişkilerimizi tüketime endeksli düzenlediğimiz için bolca çöp üretir, ürettiğimiz çöplerin / atıkların yok edilmesine karışmayız. Devlet olarak kağıt üstünde kalır yasal düzenlemelerimiz. Yerel yönetimlere havale edilmiş olan bu sorun çözümsüz bir biçimde çözüm beklemekte ve çözüm vahşi depolamadan öteye geçememekte. Bu vahşi depolama yöntemlerinin ve depolama bölgelerinin tamamı sorunlu olmasına rağmen yurttaşlar olarak bizler hak görmekteyiz çöp üretmeyi. Hatta ürettiğimiz çöpü kapının dibine koyar, alınmazsa da başlarız feryatlara.

Düşünmeyiz çöpü ayrıştırarak depolamayı. Geri dönüşümü mümkün olan çöplerimizi bir çırpıda ve en rahat şekilde çöp konteynerleri içine atarız mahallemizde, köyümüzde. Yetmez, yaşadığımız alanların çöp içerisinde kalmasını sağlarız. Yerel yönetimlerin bunu depolamasını ve bertaraf etmesini isteriz ama kendimizden uzak noktalarda. Bencilliğimizi hiç gizlemeden kendi mekanlarımıza değil komşunun mekanında olmasına sessizce kabulleniriz. Kendimize dokununca da çevreci oluveririz bir çırpıda. Hatta bunu bir de politize edersek daha da karşılık bulur ve bir gol atmış sayarız rakibimize.

Çöp; kimsenin rakibi olamayacak kadar acı bir gerçek. Depolama alanlarına göre çevreci olmak mı yoksa çöp üretmemek mi daha insancıl veya toplumcu olan. Toplum olabilmek, doğayı ve insanı sevebilmek sadece kendi bahçemizi sevmek değil sadece komşumuzu sevebilmek değil on binlerce kilometre ötede dilini ve dinini bilmediğimiz insanlığı sevebilmektir marifet.

Tüm Karadeniz kıyılarının altı bizim ürettiğimiz çöplerle dolu. Yerleşim yerlerine ve kentsel mekanlara uzak noktalarda geçici çözümler üretmeye kendi bahçelerimize yakınlığından kaynaklı çıkarsal itirazımız oluyor ancak tüm kentin altı çöple dolu olmasına sessiz kalıyoruz. Veya kendi mekanımız cennet olsun istiyoruz ama komşumuzu cehenneme mahkum ederek çöp üretiyoruz. Su havzalarına, kent meydanlarına gömeceğiz çöpümüzü, itiraz etmeyeceğiz çünkü bizden uzak, ama mesafeler bize yaklaştıkça itirazımız olacak ürettiğimiz çöpe.

Bizde kanserli hasta var diyeceğiz komşumuzun tamamı kanserle boğuşacak. Depolama alanına evlerin uzaklığı beş km olacak sesimizi yükselteceğiz kentin göbeğine gömülen çöpe itiraz etmeyeceğiz...

İtirazım ve isyanım var! Önce kendime ürettiğim çöp için. Sonra bizi tüketime mahkum edenlere. Her şeyin parayla alınıp satıldığı bir düzende yaşama zorunluluğunda bırakıldığım için itirazım var. 

Önce evimizde ayrıştıracağız çöpü. Geri dönüşümü mümkün olanlarla evsel atıkları. Sonra evsel atıkları yeniden hayata dönüştürmek adına evimizde beslediğimiz evcil hayvanlarımızla ve ineğimizle, tavuğumuzla tüketeceksin. Yetmezse kompost yöntemi ile gübreye dönüştüreceksin ki yarınlara dair sözümüz olsun.

Güzel ilçemizde üç aydır çöpsüz bir kent için geri dönüşüm çalışmaları ve kalıcı çözümler için projeler yürütüyoruz ama yetmiyoruz çünkü yurttaşlar olarak önemsemiyoruz yarını. Bu günü kurtarmanın derdine düşmüşüz çünkü. Günü değil geleceği kurtarmak için evimizde üretmeyelim çöp. Sıfır atık yaratmak mümkün. Ama popülizme kaçıp ben üretmiyorum ki demeden samimi ve sahici olarak bu sorunu kendi derdin olarak görerek.

İtirazım ve isyanım var! Kendime ve Kentime. Üreten bir toplum olmak gerek tüketen değil. Bizi kemiklerimize kadar sömürenlere inat doğal üretimin içerisinde olarak. Alternatif yaşam olarak günümüzde ifade bulan atalarımızın doğal yaşamını yeniden hayata geçirmemiz gerek. 

İtirazım var ve isyanım var! Sadece popülist ve çıkarcı davranışlarla davranıp kendi çıkarlarını toplum çıkarlarının önüne koyanlara.

İtirazım ve isyanım var! Fütursuzca tüketip çöp üreten anlayışlara.

Ya sizin?

Gelin hepimiz bir duralım ve ihtiyaç fazlasını tüketmeyelim. Çöpsüz bir Fındıklı, çöpsüz bir ülke, çöpsüz bir Dünya yaratalım. Ürettiğimiz yaşam doğal yaşam olsun.

Var mısınız?

Yoksa zor mu geliyor bu öneri.

O zaman üretelim birlikte ÇÖP’leri, doğamızı tüketerek…

Tercih hepimizin.

Ercüment Şahin Çervatoğlu

Fındıklı Belediye Başkanı

Yorum Yap


550

Zafer Sancaktar
2 ay önce
Sevgili başkanımızın tüm yazdıklarına katılıyor ve çözüm önerilerini yıllardır uygulayan biri olarak herkesi bu önerileri uygulamaya davet ediyorum
Kerim Eyüboğlu
2 ay önce
Ağzına Sağlık Başkanım. Daha temiz ve huzurlu yarınlar için daha çok emek ve sabır gerekiyor. Ötekileştirmeden; Akılcı ve kolektif fikirlerin değerini, sabrınız ve akılcı yöntemlerinizle güzel ilçemizde hakim kılacağınıza eminim. Kolaylıklar dilerim.
Turhan imamoğlu
2 ay önce
çok güzel yazmışsın.çöpsüz bir dünya diliyorum.selamlar

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap