Fatih Tekke’nin yaptığı kuymak!
Yayın Tarihi: 05.04.2026 - 14:13
Fatih Tekke, Rusya’nın Zenit takımında oynuyordu. 2009 yılıydı. Kendisiyle röportaj yapmak için Petersburg’a gitmiştim. Beni çok iyi karşılamıştı. Şehirde dolaşmış, sonra pazara gitmiştik. Bildiğiniz sebze-meyve pazarına. Pazardan bazı malzemeler aldı. Sonra evine gittik. Bana, ‘benim evime her gazeteci giremez’ dedi. Sonra bizlere kuymak yaptı. Peyniri Sürmene’den getirtmişti. Tereyağını Trabzon’un köylülerinden sipariş etmişti. Ana malzeme yani mısır unu da yine memleketinden gelmişti. Buram buram Trabzon kokuyordu tüm malzemeler.
Sonra buzdolabının kapağındaki resimleri göstermişti. Çocuklarının yaptığı resimlerdi. Gurbeti çok güzel tarif etmişti o röportajda. Belki bir gün kitap yaparım o röportajı ve ona benzer röportajlarımı. Sonra Beşiktaş’a imza attığında da oradaydım. O imza törenindeki unutulmaz açıklamasını benim kendisine sorduğum sorudan sonra dile getirmişti. ‘Ben Trabzonsporluyum’ demişti. Belki de sormamam gereken bir soruydu ama Fatih Tekke klişe cevap vermedi. Dobraydı o hep. İlerleyen yıllarda Trabzonspor Tarihi kitabını yazmak nasip oldu bana. Bir sürü Trabzonsporlu futbolcu, yönetici, teknik adamla görüşmeler yaptım. Ama Fatih Tekke kadar şehrine, memleketine, toprağına, Bordo-Mavi renklere aşık bir futbol adamı görmedim orada. Çok kıymetli isimlerdi belki, çoğu da iyi Trabzonsporluydu ama hiçbirinin Bordo-Mavi renklere olan aşkı Fatih Tekke kadar aşkın değildi bana göre.
Fatih Tekke’nin memleketine, renklerine olan aşkı, tutkusu, arzusu, haksızlığa isyanı hep onu bugünler için hazırlıyordu. Sezon başı birbirine benzemez bir kadroyu bugün bu noktaya ondan başka kimse getiremezdi. O bu yukarıda değindiğim yüreği taşımasaydı bu başarıyı yakalayamazdı. Gerçekten 2-3 sene sonra gelinecek bir seviyeye bir yılda geldi. Şehrin sabırsızlığını en iyi o biliyordu. Taraftarın parlayan yönünü de. ‘Sözleşmem bir günlük’ derken çok samimiydi. Laf olsun diye konuşmuyordu. Trabzonspor sevgisi bencil bir sevgi değildi. Bu iş benden başkası ile olmaz düşüncesinde asla değildi. Fatih Tekke lider bir oyuncuydu. Takımın kaptanıyken tüm oyuncuları etrafında kenetlemeyi başarmıştı. Hoca iken bunu pekâlâ başaracaktı. Her oyuncuya ivme kazandırdı. Her oyuncuya değer kattı. Her oyuncuya da şans verdi. Herkesi de güzelce idare etti: Takımı, taraftarı, yönetimi. Yaptıkları sonuçlarla da taçlandı.
Sezon başı ilk 4 hedefi koyduğunda elindeki oyuncu grubuyla bu hedefe yaklaşması bile çok zordu. Ama bugün beklentiyi kendisi yükseltti. Tam da bu noktada anın tadını yaşamalı ama ona ve ekibine daha fazlası için bir baskı oluşturmamalıyız.
Petersburg’daki kuymağın tadını merak edenlere de şunu söyleyeyim. Enfes olmuştu. Yörenin ürünlerinden ve yörenin çocuğunun elinden çıkan bu lezzet başka türlü olamazdı zaten. Trabzonspor da 24 saatini takıma adayan böyle bir aşçının elinde işte…