Dünya Kupası 2026
A+ A-
Yorum
10

Trabzonspor’un yeni transferi 22 yaşındaki Noah Saviolo’nun bu sözleri ‘Eyvah’ dedirtti!

Yayın Tarihi: 14.07.2026 - 16:40
Kaynak:HABER MERKEZİ

Trabzonspor’un yeni transferi Noah Saviolo, ABD merkezli Ascendium YouTube kanalında yayınlanan podcast programına konuk oldu.

Yaklaşık bir saat süren programda kariyer yolculuğunu samimi ifadelerle anlatan genç futbolcu, yaşadığı ağır sakatlıkları, futbolu bırakmayı düşündüğü dönemleri, yeniden ayağa kalkışını ve Trabzonspor’a uzanan transfer sürecini anlattı.

İşte Saviolo’nun dikkat çeken açıklamaları…

HER ZAMAN PROFESYONEL FUTBOLCU OLMAK İSTEDİM!

Profesyonel futbolcu olmak birçok şey gerektiriyor. Öncelikle güçlü bir zihne ve iyi bir çevreye sahip olmalısınız. İstikrarlı olmanız gerekiyor. Zor ve güzel dönemler yaşayacaksınız ancak her zaman çalışmaya devam etmeli ve elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Futbol artık yalnızca eğlence değil, aynı zamanda mesleğinizdir."

GÜCÜMÜ TANRI’DAN ALIYORUM!

İnsanların benim hakkımda bilmediği şeylerden biri, gücümü Tanrı’dan aldığıma inanmamdır. İnsanlar beni gördüklerinde çok fazla dışarı çıkan ve kadınlardan hoşlanan biri olduğumu düşünebilirler. Eskiden böyleydim ancak artık Tanrı’ya çok güçlü bir şekilde inanıyorum. İnancım beni bugün bulunduğum yere getirdi. Elbette çok çalıştım fakat Tanrı’nın yardımı olmasaydı bugün burada olamazdım.

ÇOK SAKİN VE GÜLER YÜZLÜ BİR ÇOCUKTUM!

Çocukken çok sakin ve güler yüzlüydüm. Futbol oynamayı, kuzenlerimle ve arkadaşlarımla vakit geçirip gülmeyi severdim. Genel olarak rahat ve sakin bir çocuktum.

FUTBOLA 4 YAŞINDA BAŞLADIM!

"Futbola dört yaşında başladım. İlk olarak Mechelen’de küçük bir kulüpte yaklaşık iki ay oynadım. Daha sonra vaftiz babam, Anderlecht’in 2004 doğumlu futbolcular için deneme yaptığını gördü ve aileme haber verdi. Ailem de beni destekledi. Denemelere gittim ve doğrudan kabul edildim. Anderlecht’te U18 seviyesine kadar bütün altyapı kategorilerinde oynadım."

ÖZ GÜVEN SORUNU YAŞADIM!

U12 seviyesine kadar her şey iyi gidiyordu. Küçükken gelişim geriliğim vardı. Diğer futbolcular benden daha uzun ve güçlüydü. Ben ise küçük ve zayıftım. Bu nedenle kendime olan güvenimi kaybetmeye başladım. Oyun sırasında çok içine kapanıyor, yeterince özgür oynayamıyor ve futboldan istediğim kadar keyif alamıyordum. Kulüp yetenekli olduğumu biliyordu fakat çok utangaç ve öz güveni düşük bir oyuncuydum. Bu durum U16’ya kadar devam etti.

İLK CİDDİ SAKATLIĞIMI U16’DA YAŞADIM!

"U16’da yavaş yavaş kendimi göstermeye başlamıştım. Ancak ilk ciddi sakatlığımı da o dönemde yaşadım. Antrenmanda bitiricilik çalışması yapıyorduk. Önce sol, ardından sağ ayakla şut çekmemiz gerekiyordu. O dönemde çok hızlı büyümeye başlamıştım ve dizimde ağrılar vardı. Normalde dinlenmem gerekiyordu ama iyi bir ritim yakaladığım için durmak istemedim.

Sağ ayağımla şut çekmek için sol ayağımı yere bastığım anda kaval kemiğim kırıldı. Çok büyük bir acı yaşadım. Dokuz ay boyunca futboldan uzak kalacağım söylendi. Tam da kendimi göstermeye başladığım dönemde böyle bir sakatlık yaşamak çok zordu."

DİĞERLERİ SÖZLEŞME İMZALIYORDU, BEN EVDEYDİM!

En zor şey, artık kendinizi kanıtlayamayacağınızı düşünmekti. Diğer oyuncular profesyonel sözleşmeler imzalıyor ve farklı kulüplere transfer oluyordu. Ben ise evde oturuyor ve hiçbir şey yapamıyordum. Dokuz aylık sürenin ardından rehabilitasyon, yeniden ritim kazanma ve korkmadan oynayabilme süreci başladı.

Sahaya döndüğümde bazı korkularım vardı. Ancak bana yardımcı olan özel bir gücün bulunduğunu hissediyordum. O dönemde bunun tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum fakat hızlı toparlanmama yardım eden bir şey olduğuna inanıyordum.

DÖRT HAZIRLIK MAÇININ ARDINDAN LILLE’E TRANSFER OLDU

"Covid döneminde dört veya beş hazırlık maçı oynadık. Bu maçlarda çok iyi performans gösterdim. Ardından Lille beni aradı ve transfer etmek istedi. Yalnızca dört hazırlık maçının ardından Lille’e transfer oldum. Geriye dönüp baktığımda bunun Tanrı’nın bir lütfu olduğunu düşünüyorum."

AİLEDEN UZAK KALMAK ÇOK ZORDU!

Bu, Belçika dışındaki ilk transferimdi. Başlangıçta çok zordu. Ailemden ve özellikle çok yakın olduğum kız kardeşimden uzaktaydım. İlk ay benim için gerçekten çok zor geçti. Bu süreçte ailenin ne kadar önemli olduğunu anladım.

Aynı binada hem okula gidiyor hem de antrenman yapıyordum. Antrenman, okul, dinlenme ve uyku düzenini yönetmem gerekiyordu. Zamanla buna alıştım.

LILLE’DE İKİNCİ BÜYÜK SAKATLIK

"Lille’de bir yıl kaldım. Gençler Ligi’ne hazırlanırken, yine antrenmanda ciddi bir sakatlık yaşadım. A takım Şampiyonlar Ligi’ne katılmıştı ve genç takım da UEFA Gençlik Ligi’nde oynayacaktı. Kadroya girebilmek için kendimi göstermem gereken haftaydı.

Yine şut çekmek isterken destek ayağımın üzerine bastım ve bu kez sağ dizimin ön çapraz bağı koptu. Aynı hareket sonucunda ikinci kez çok ciddi bir sakatlık yaşamıştım. Ne ağlayabiliyor ne de ne olduğunu anlayabiliyordum."

TAM RİTMİMİ BULMUŞKEN YENİDEN SAKATLANDIM!

Lille, uzun bir sakatlıktan döndüğümü bilmesine rağmen bana güvenmiş ve beni transfer etmişti. Tam ritmimi yakalarken yeniden sakatlandım. Bunun normal olmadığını düşünmeye başladım. Yine de bunun futbolun bir parçası olduğunu kabul ederek güçlü şekilde geri dönmeye karar verdim.

MR sonucunda ön çapraz bağımın koptuğu kesinleşti. Çok karanlık bir döneme girdim. Fazla konuşmuyor, kendi içime kapanıyordum. Ancak yeniden toparlanıp güçlendirme çalışmalarına başladım. Bütün sezon tedavi gördüm ve hiç oynayamadım.

LILLE’DEN AYRILMA KARARI ALDI

"Bu nedenle Lille’in beni takımda tutması zordu. Ben de artık orada kalmak istemediğimi menajerime söyledim. Bence ayrılmak doğru karardı. Uzun süre oynamadığınızda ve ciddi bir sakatlıktan döndüğünüzde teklif almak kolay değildir. Menajerim Portekizli olduğumu biliyordu ve Portekiz’den bir kulüple bağlantı kuruldu."

PORTEKİZ’DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ

"Portekiz’de sezona iyi başladım. Oynuyor, kendimi mutlu ve öz güvenli hissediyordum. Kendi ülkemdeydim ve her şey iyi gidiyordu."

ÜÇÜNCÜ KEZ AYNI KÂBUSU YAŞADI

"Aralık ayında, kısa tatilden önceki son maçta aynı dizimden yeniden ön çapraz bağ sakatlığı yaşadım. Daha yere düştüğüm anda çapraz bağımın koptuğunu anlamıştım. Çünkü aynı hissi daha önce yaşamıştım."

O ANDA FUTBOLU BIRAKMAYA KARAR VERDİM!

O anda futbolu bırakmaya karar verdim. Gerçekten bıkmıştım. Üç yıl içinde üçüncü ciddi sakatlığımı yaşamıştım. Evde de zor bir dönem geçiriyorduk. Ailemde herkes psikolojik olarak çok kötü durumdaydı. Ne olduğunu anlayamıyorduk.

Bu dönemde ailece çok fazla dua etmeye başladık. Kiliseye gittik ve yaşadığımız şeylerin sona ermesi için mücadele ettik. Özellikle zihinsel olarak benim için artık çok ağır hâle gelmişti.

BİR HAFTA KARANLIK ODAMDAN ÇIKMADIM!

Ameliyatın ardından bir hafta boyunca karanlık odamdan çıkmadım. Telefonlara cevap vermiyor, kimseyle konuşmak istemiyordum. Tam anlamıyla cehennem gibi bir dönemdi. Arkadaşlarıma futbolu bırakmak istediğimi söyledim. Yeniden toparlanmanın çok uzun süreceğini düşünüyordum.

Kendi kendime, “Futbol gerçekten benim için mi?” diye sordum. Belki de Tanrı bana futbolu bırakmamı ve benim için farklı bir planı olduğunu anlatıyordu. Hayatımı ve devam edip etmemem gerektiğini sorguladım.

HER ŞEYİ KABUL ETMEMEK GEREKTİĞİNİ ANLADIM

İkinci sakatlığımda yaşadıklarımı hızlı şekilde kabul etmiştim. Ancak üçüncü sakatlıkta her şeyi kabul etmemem gerektiğini anladım. Bazı şeylerle savaşmanız ve onları aşmanız gerekir.

Bugün küçük bir sakatlık yaşadığımda, “Bu hiçbir şey değil, daha kötülerini yaşadın” diyorum. Küçük ağrılarla oynayabiliyorum. Yedek kalmak beni kızdırabilir ancak zihinsel olarak yıkamaz. Artık beni zihinsel olarak etkilemek çok zor.

YAŞADIĞIM ZORLUKLAR BENİ GÜÇLENDİRDİ!

İnsanlar beni deli olarak görebilir ama yaşadığım bütün zorluklar için Tanrı’ya teşekkür ediyorum. Çünkü bunların tamamı beni zihinsel olarak çok daha güçlü hâle getirdi.

Bu süreçte hayatın kolay olmadığını öğrendim. Bunu 19 yaşında gerçekten anladım. Ayrıca hayatta yaptığınız her işte Tanrı’yı merkeze koymanız gerektiğini öğrendim. Böylece başladığım her işte Tanrı’nın benimle olduğunu ve korkacak hiçbir şeyimin bulunmadığını hissediyorum.

KARANLIK ODADAN DUA EDEREK ÇIKTIM!

Karanlık odadan yeniden ışığa dua ederek çıktım. Başlangıçta, “Dua etmek gerçekten bana yardımcı olacak mı?” diye düşünüyordum. Daha önce denemediğim için denemeye karar verdim. Ailem, kız kardeşim ve kilisedeki insanlar bana yardımcı oldu. Her şey adım adım ilerledi.

Dua etmek hem saha içinde hem de saha dışında beni sakinleştirdi. Zor dönemler yaşasam da Tanrı’nın yanımda olduğunu ve zamanımın geleceğini düşünmeye başladım. Sabırlı olmam ve kendim üzerinde çalışmaya devam etmem gerektiğini anladım.

DİĞER FUTBOLCULARIN YÜKSELİŞİNİ GÖRMEK ZOR GELDİ!

Bir futbolcu olarak çevrenizdeki insanların sözleşme imzaladığını ve yükseldiğini görüyorsunuz. Bu sporda herkesin başarısı ve düşüşü gözünüzün önündedir. Başkalarına odaklanmasanız bile onları görürsünüz. Siz sakatken ve dokuz ay boyunca performans gösterememişken transfer dönemi çok zor geçer. Bu noktada bütün inancınızı korumanız gerekir.

ANTRENÖR KOVDU, BEN KALMAK İÇİN İNAT ETTİM!

Sakatlıktan döndükten sonra bir süre rezerv takımda oynadım. Sezon başında kesin oynayacağımı düşünüyordum. Bu nedenle biraz kibirlenmeye başladım. Oynayacağımı bildiğim için yeterince çalışmıyor ve kendimi garanti görüyordum.

Ailemin düğünü için Belçika’ya gittikten sonra takıma döndüm ve antrenörle tartıştım. Bana sahadan çıkmamı söyledi ama onu dinlemedim. Çok inatçı ve kibirli davranıyordum. Ardından sosyal medyada da antrenörü eleştiren bir paylaşım yaptım.

ANTRENÖRÜYLE YAŞADIĞI KRİZİN ARDINDAN CEZALANDIRILDI

"Bu olay nedeniyle cezalandırıldım ve aylarca forma giyemedim. Daha sonra yalnızca kulübün değil, Tanrı’nın da beni cezalandırdığını düşündüm. Bunun bana, “Oynayacağını bilsen bile mütevazı kal ve sanki oynayamayacakmışsın gibi çalış” mesajı verdiğine inandım.

Oynamadığım dönemde tavsiyeler aldım. Bu tavsiyeler daha mütevazı olmama, çalışmaya devam etmeme ve ayaklarımın yere basmasına yardımcı oldu. Yalnızca yeniden oynamak için değil, kendim ve Tanrı ile ilişkim için de dua etmeye başladım."

İÇİMDEKİ SES BUGÜN SENİN GÜNÜN DİYORDU!

Bir süre sonra tekrar forma giymeye başladım. Bir maçta yedek kulübesindeydim ve oyunun bitmesine 18 dakika kalmıştı. Isınırken sıradan olmayan bir rüzgâr hissettim. İçimde bir ses bana, “Bugün senin günün” diyordu. Tüylerim diken diken olmuştu.

Antrenör beni oyuna çağırdığında yalnızca 18 dakika vardı. İlk olarak, “18 dakikada ne yapabilirim?” diye düşündüm. Ardından büyük bir oyuncu olmak istiyorsanız beş dakikada bile fark yaratmanız gerektiğini hatırladım.

İLK DOKUNUŞUNDA GOLÜ BULDU

"Oyuna girdim ancak bir süre topa dokunamadım. Dokunduğum ilk uzun topu kontrol ettim, şutumu çektim ve gol attım. Daha sonra kontratakta hızlandım, kaleciyi geçtim ve ikinci golümü kaydettim. Maçı 2-0 kazandık.

Bu maç sayesinde takımımın bir üst lige yükselmesine katkı sağladım. Benim için sezonun harika bir sonuydu ve sonraki sezon profesyonel takımda oynamamı sağladı."

BU MAÇ BENİM SON ŞANSIMDI!

Üstelik sözleşmem sona eriyordu. Kulüp daha önce yaptığım hatalar nedeniyle sözleşmemi yenilemek istemiyordu. Menajerime başka bir kulüp bulmasını söylemişlerdi. Bu karşılaşma kim olduğumu gösterebilmem için son fırsatımdı.

Bekledim ve şansım geldiğinde çok iyi bir maç çıkardım. Karşılaşmanın hemen ardından benimle sözleşme uzatma kararı aldılar. Sezon sonunda yeni sözleşmeye imza attım.

KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİM YOKTU!

O gün Tanrı’dan, sahaya girdiğimde sahip olduğum öz güveni bir daha kaybetmemeyi istedim. Kaybedecek hiçbir şeyim olmadığını düşünüyordum. Daha kötü durumları zaten yaşamıştım. Başarılı olmak istiyorsanız kaybedeceklerinize değil, kazanacaklarınıza odaklanmalısınız.

Çocukluğumdan beri “Ya futbol ya hiçbir şey” düşüncesine sahiptim. Bunu aileme okul döneminde de söylüyordum.

ARTIK ÖZ GÜVENİMİ KORUMAYI ÖĞRENDİM!

Sözleşmemi uzattıktan sonra da öz güvenimi korumaya çalıştım. Bazen şüpheye düşebilirsiniz ancak Tanrı’nın yanınızda olduğunu hatırlamanız gerekir. Sahaya çıktığımda meleklerin ve Tanrı’nın benimle olduğuna inanıyorum. İşler iyi veya kötü gitse de günün sonunda inancımı koruyorum.

İlk profesyonel sezonum benim için olağanüstü geçti. Ben bile bu kadar iyi bir sezon geçireceğimi düşünmemiştim. Tanrı’ya ve kendinize gerçekten güvendiğinizde kimsenin bu güveni sizden alamayacağını gördüm.

YALNIZCA İNANMAK YETMEZ! TANRI SİZİN YERİNİZE ÇALIŞMAYACAK!

Ancak yalnızca inanmak yetmez. Tanrı sizin yerinize çalışmayacaktır. Futbolculuk tam zamanlı bir iştir. Dinlenirken bile ne yediğinize, ne kadar uyuduğunuza ve vücudunuza dikkat etmelisiniz. Sakatlık yaşamamak ve antrenmanlara hazır olmak için her gün disiplinli davranmanız gerekir.

Bu disiplin yalnızca profesyonel hayatınızda değil, saha dışında da devam etmelidir. Bazen hata yapabilir veya düzeniniz bozulabilir. Bu normaldir çünkü hepimiz insanız. Ancak yeniden çalışmaya dönmeniz gerekir.

GENÇ FUTBOLCULARA DİSİPLİN MESAJI

"Genç bir futbolcu öncelikle ne istediğini bilmelidir. Hedefleriniz ve hayalleriniz büyükse daha fazla fedakârlık yapmalı ve daha disiplinli olmalısınız. Dünya Kupası veya Ballon d’Or kazanmak istiyorsanız diğer insanlardan daha fazla çalışmanız gerekir.

Amatör zihniyete sahip profesyonel futbolcular da vardır. Profesyonel sözleşmeye sahip olmak, profesyonel bir hayat yaşadığınız anlamına gelmez. Herkes kendi kariyerini seçer."

BENİM ÖRNEĞİM CRISTIANO RONALDO!

Benim örneğim Cristiano Ronaldo’dur. Yıllar boyunca fedakârlık yaptı ve disiplinli kaldı. Bugün hâlâ aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Her şey hedeflerinize ve hayallerinize bağlıdır.

NOAH ‘NUH’ DEMEK! BEN NUHUN GEMİSİ GİBİ AİLENİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENDİM!

"Annem bana Noah adını boşuna vermedi. Ona içinden gelen bir ses, bana bu ismi vermesini söylemiş. Anneme neden bu ismi seçtiğini sorduğumda, Nuh’un gemisi gibi ailemi taşıyacak kişi olmamı istediğini anlattı.

Ailemiz zor şartlarda yaşadı. Annem hiçbir şeyden eksik kalmamamız için mücadele etti ancak her zaman sorunlarımız vardı. Annem, ailenin en küçüğü olmama rağmen bir gün ailemi taşıyabileceğime ve onları zor durumdan çıkarabileceğime inanıyordu."

AİLEMİ GURURLANDIRMAM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜM!

Bunu bana anlattığında hayatımla oyun oynayamayacağımı düşündüm. Bana güvenen bir ailem vardı. Ailem Belçika’ya geldiğinde istedikleri hayatı yaşayamadı ve yapmak istemedikleri işleri yapmak zorunda kaldı. Ben ise sevdiğim işi yapma fırsatı buldum. Bu nedenle onları gururlandırmam gerektiğini düşündüm.

En karanlık dönemimde kendime karşı mücadele ettim. Kız kardeşim ve ailem yanımdaydı fakat asıl işi benim yapmam gerekiyordu. Kendi zihnimi değiştirmeseydim hiçbir şey düzelmezdi.

PORTEKİZ’DE KARİYERİNİN EN İYİ DÖNEMİNİ YAŞADI

"Portekiz’deki sezonum inanılmaz geçti. Vaftiz olduktan sonra işler çok hızlı şekilde ilerlemeye başladı. Vaftiz edildiğim hafta oynadığımız maçta maçın en iyi oyuncusu seçildim.

Ardından iyi performans göstermeye devam ettim. Alliance Cup’ı kazandık ve kulüp tarihine geçtik. Aralık ve ocak aylarında üst üste iki kez ayın en iyi genç oyuncusu seçildim. Kulübümde daha önce bunu arka arkaya başaran bir futbolcu olmamıştı.

Sezon boyunca iyi bir performans gösterdim. İlk profesyonel sezonum olduğu düşünüldüğünde kendimle gurur duyuyordum. Elbette daha iyisini yapabilirdim ancak benim için çok başarılı bir sezondu."

TRABZONSPOR’A TRANSFERİNİ ANLATTI

"Daha sonra Trabzonspor’a transfer oldum. Transferin toplam değeri 11,5 milyon avroydu. Bunun 8,5 milyon avrosu garanti ücret, 3 milyon avrosu ise bonuslardan oluşuyordu. Neler olacak göreceğiz. Burası benim için yeni bir şans olacak."

BİR GÜN TARİHE GEÇECEĞİMİ YAZMIŞTIM!

Hedeflerimi notlarıma sık sık yazarım. Daha önce bir gün tarih yazmak istediğimi yazmıştım. Nerede olacağını bilmiyordum fakat bir şekilde tarihe geçeceğime inanıyordum.

Tanrı bunu üç farklı şekilde gerçekleştirdi. Alliance Cup’ı kazanarak tarih yazdım. Üst üste iki kez ayın genç oyuncusu seçilen ilk futbolcu oldum. Ardından Trabzonspor’a kulüp tarihine geçen bir transferle imza attım.

YALNIZCA 18 DAKİKA KADERİMİ DEĞİŞTİRDİ!

Bütün bunlar için Tanrı’ya şükrediyorum. Birçok kez düştüm ve yeniden ayağa kalktım. Bir dönem sözleşmemin uzatılmamasına çok yaklaşmıştım. Ancak yalnızca 18 dakika bütün kaderimi değiştirdi.

Bazen odamda oturup kendime, “Bütün bunları nasıl yaptın?” diye soruyorum. Bir zamanlar aynı odada depresyonda ve karanlıkta oturuyordum. Şimdi ise aynı odada Tanrı’ya teşekkür ediyorum.

GENÇ SPORCULARA HEDEF MESAJI

"Zor bir dönemden geçen genç bir sporcuya öncelikle hedefinin ne olduğunu sorarım. Hedefinizi bildiğinizde, zor zamanlarda devam edip etmeyeceğinize karar verebilirsiniz. Hedefiniz belirli ve hayalleriniz netse mücadele etmeye devam edersiniz."

SAKATLIKLAR BANA AZMİ ÖĞRETTİ!

Sakatlıklar bana en çok azmi öğretti. Çok fazla şey öğrendim ancak bunların başında azim geliyor.

İnanç bana terk edilmediğimizi öğretti. İnancınız olduğunda pes edemezsiniz. Başaracağınıza inandığınız için yolunuza devam edersiniz. Gördüklerinize göre değil, inandığınız şeye göre yürürsünüz.

ARTIK KENDİMDEN ŞÜPHE ETMİYORUM!

Bugün artık kendimden şüphe etmeyeceğimi biliyorum. Çocukken öz güven sorunu yaşıyordum ancak başımdan geçen her şey bana büyük bir öz güven kazandırdı. Yaşadığım ve gördüğüm şeylerden sonra artık kendimden şüphe edemem.

HİÇBİR ŞEY KOLAY DEĞİL AMA MÜMKÜN!

İnsanların hayatta hiçbir şeyin kolay olmadığını anlamasını istiyorum. Başka insanların başarılı olduğunu gördüğümüzde, bunu kolayca başardıklarını düşünebiliriz. Ancak hiçbir şey kolay değildir. Zordur ama mümkündür.

Hikâyemi anlatmak için doğru zamanı bekliyordum. Tanrı’nın bana bu fırsatı vermesini istedim. Yaşadıklarımı paylaşabildiğim için mutluyum. Bu yalnızca hikâyemin başlangıcıdır.

MİLLİ TAKIM HAYALİNİ DE GERÇEKLEŞTİRDİ

"Milli takımda oynamak da hedeflerimden biriydi. Portekiz bayrağıyla dua etmem tavsiye edilmişti. Gerçekten bir bayrak satın almamış olsam da milli takım hedefini sürekli aklımda tuttum ve bunun için dua ettim.

Bugün Portekiz’in genç milli takımında iki kez forma giydim. Tanrı bir şey hazırladığında çoğu zaman beklediğinizden daha fazlasını verir. Zamanınız geldiğinde o anın değerini bilmeniz gerekir."

BAŞARININ TADINI ÇIKARMAYI BİLMEK GEREKİR!

Her zaman yeni mücadeleler olacaktır. Her şey sürekli güzel gitmeyecektir. Ancak size güzel bir dönem verildiğinde bunun tadını çıkarmalısınız. İnsanlar hemen bir sonraki hedefe yöneliyor fakat yaşadığınız başarıyı aileniz ve arkadaşlarınızla kutlamayı da bilmelisiniz.

Etiketler