Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz.
Sevgili kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım; AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya, her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor.
"Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakim"
Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.
Dikkat ederseniz, gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz.
Vakarlık içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizle, buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz.
Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz.
Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket, Allah'ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye'yi; çocuklarımızın kıvanç duyduğu geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye'yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir.
Rabbim dayanışmamızı daim eylesin. Son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkarlık yapmaktan alıkoymasın diyorum.
TBMM'nin misyonu ve yasama çalışmaları
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclis'imiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse, bunun kazananı sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur.
Bu mesuliyet bilinciyle, parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakarane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum.
Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.
"Muhalefet Meclis'i tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor"
Tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclis'i tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor.
İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz.
Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını gazi Meclis'e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
"CHP'de ne ararsan var"
Sabahın 9'unda gelip salon işgal edenimi ararsın; birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenlerimi ararsın; dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın; dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanlarımı ararsın... Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Ne ararsan hepsi var.
Muhalefet partilerinin kendi iç meselelerinin, meclis ve demokrasi sorunu haline getirilmeye çalışılmasından duyulan rahatsızlık belirtilmiştir. Siyaset kurumunun yıpratıldığı ve Cumhuriyet ile Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir yapının bu noktaya savrulmasının kaygı verici olduğu ifade edilmiştir.
Çok başlılık ve "paralel yönetim modeli" eleştirilerek, bu durumun hem muhalefete hem de Türk siyasetine zarar verdiği, bu yapının sürdürülebilir olmadığı vurgulanmıştır.
Güçlü bir demokrasinin ayrılmaz bir parçasının, denetleme görevini layıkıyla yerine getiren güçlü bir muhalefet olduğu; vesayet altındaki veya tamamen kendi iç gündemine sıkışmış bir muhalefetin ise risk taşıdığı aktarılmıştır.
Yapıcı siyaset çağrısı
Muhalefetin de iktidar kadar dinamik, üretken ve yapıcı olması gerektiği; ülkenin hayrına olan işlere "takoz koymak" yerine yasama süreçlerine olumlu katkı sunması beklendiği ifade edilmiştir. Özellikle meclis gündemine gelen konularda çözümsüzlüğü savunmak yerine Türk milletinin menfaatlerinin öncelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
İster iktidar ister muhalefet olsun, tüm milletvekillerinin millete karşı sorumluluk taşıdığı ve birinci görevin ülkeye hizmet etmek olduğu hatırlatılmıştır.
Önümüzdeki dönemde meclis mesaisinin artacağı belirtilerek, milletvekillerinden bu yüce çatı altında milletin dertlerine, ihtiyaçlarına ve umutlarına çözüm üretme noktasında daha fazla gayret gösterilmesi istenmiştir.
"25. yıl kutlamalarına hazırlanıyoruz"
Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.
İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz.
Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızdan 33'üncüsünü inşallah bu hafta sonu Sapanca'da düzenleyeceğiz. Kampımızda bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken, diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz.
Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek hem de milli irade destanımızı hatırlayacağız.
"Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik"
Burada bir hususu ifade etmek isterim; AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Anti-demokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik.
Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım: Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz.
Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir.
"İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar gördük"
İmkanlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail'in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik.
Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri, partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir. Bu zor süreçte, başta Dışişleri ve güvenlik bürokrasimiz olmak üzere tüm kurumlarımız büyük bir gayret, büyük bir emek ortaya koymuşlardır. Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduk.
"İsrail'in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz"
Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. İsrail'in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında, aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören; terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir.
Bölgemizde barış eğer gelecekse İsrail'e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa İsrail'in fitnelerine rağmen olacak.
"Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın..."
Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulh-u sükunun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını Allah'ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz.
"Terörsüz Türkiye" mesajları: Süreci yakından takip ediyor gerekli katkıyı sunuyoruz
Çok değerli kardeşlerim, bugün son olarak sizlerle terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu bir kez daha ifade etmek durumundayım, Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik. 23 Ekim'de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci geride bıraktığımız 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şar'ın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz.