SON DAKİKA

Haber > Tren gelir hoş gelir!

Tren gelir hoş gelir!

19 Şubat 2019 Salı - 09:23

Valla! Ben 40 yıldır yazıyor, çiziyor, bekliyorum!

Ama Erzincan’dan tren, bir türlü Gümüşhane üzerinden Trabzon’a gelmir!

Onun için de, siz siz olun, demir yolunda “çuf çuf” ede eden katarları göreceğiniz günleri beklemeyi bırakın! Benim gibi, eskilerden Muazzez Türing’in söylediği; “Tren gelir hoş gelir. Ley ley limi limi ley” Malatya türküsünü dinleyin.

Haa! Ortada bırakın treni, “fol yok yumurta yok iken” bunları mı niye yazdım?

Son olarak dün Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Cahit Turhan’ın; “Proje çalışmalarını yürüttüğümüz Erzincan-Gümüşhane-Trabzon demiryolu projemiz de devam ediyor”  açıklamasını okuduğum için!

Bu ifadeler, 40 yıldır, bırakın yerel yöneticileri, sivil toplum temsilcilerini, devletin tepesinden, bir bakandan diğerine devir eyleye eyle günümüze kadar geldi!

Diyeceksiniz ki, “Bu konuda 40 yıldır istikrar var. Hep aynı şeyleri söylüyorlar!”

Siz de haklısınız!

ÇEK BİR; TAVŞAN KANI BOYALI ÇAY!

Ulusal Çay Konseyi’nin Rize’deki toplantısının basında yer alan haberine atılmış; “Boya katkılı çaya dikkat” haberini okuyunca, bilmem kaç yıldan beri bu konuda paylaştığım yazılar geldi aklıma!

“Etkili ve yetkililer görür de, insan sağlığı için büyük tehlike, sektörde de haksız rekabet yaratan bu garabete dur derler” umuduyla glikoz ile karbonat karıştırılıp, üstüne üstlük bir de fırında kavrulan çay çöplerinden üretilen “tavşan kanı demleme” ile halka içirilen rujlu boyalı çaylar (!) demek ki halâ piyasada imiş!

Toplantıdan sonra yapılan şu açıklama, bu ülkede sudan sonra en çok içilen çay da ki ahvalimizi ortaya koyuyor:

-“Sektörün önemli sorunların biri haline gelen boya katkılı çaylar insan sağlığını hiçe saymakta, ileride oluşabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği gibi, haksız rekabet oluşumuna da neden olmaktadır.”

Bundan daha fazla ne denir?

Dense dense; “Bütün bunlar yıllardan beri olup-biterken, devlet-i aliye adına bu işlerden sorumlular ise sadece seyrediyor” denir!

YOK ÖYLE YAĞMA!

Hiç evirmeden çevirmeden, hatta satır arası hesabına yorum yapmaya bile gerek duymadan, Servet Avcı’nın Yeniçağ Gazetesi’nde “Yok Öyle Yağma” başlığı attığı şu satırları paylaşmak yeter de artar bile!

“Türk'ün dumanı tüten ocakları sönerken, hiçbir Suriyeli bu topraklarda nargile tüttüremez... Yaşlı, sakat, kadın, çoluk-çocuk tamam da savaşma gücü yerinde olan Suriyelilerin burada işi ne? Vatanını savunmayan ama plajlarda serpilmeye gelince pek mahir olanlara 'muhacir', onlardan bir tanesini bile evine almayana 'ensar' diyeceğiz öyle mi? Bu, dince mukaddes olan 'ensar-muhacir' kavramlarına karşı bile haksızlıktır...

Şimdi biz bunları söylüyoruz diye 'ırkçı' olacağız ha! Yok öyle yağma!”

DALKAVUKLAR

Padişah, patlıcan yemekten bıkmış. Emir vermiş; “aşçıya söyleyen bir daha patlıcan pişirmesin.”

Dalkavuk hemen atılmış.” Haklısınız sultanım.. Bu patlıcan kadar lezzetsiz sebze yoktur.”

Aradan bir ay geçmiş; padişahın canı patlıcan çekmiş; “söyleyin aşçıya patlıcan karnıyarık yapsın.”

Dalkavuk hemen atılmış ve bu defa patlıcanının lezzetini övmeye başlamış. Padişah müdahale etmiş. “Dur bakalım. Geçen sefer patlıcanı yerin dibine soktun. Şimdi yere göğe sığdıramıyorsun.”

Dalkavuk boynunu bükmüş; “Sultanım ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum.”

YORUMLAR

400

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap