SON DAKİKA

Haber > Neler oluyor!

Neler oluyor!

14 Ağustos 2018 Salı - 10:35

Son günlerde baş döndürücü hızda gelişen “sosyal tepki potansiyelli” ekonomik kırılmalar yaşanmaktadır. Ortadoğu pastasından pay alma yarışı ile başlayıp, batının alışkanlıklarını yenilemeye zorlayan gelişmeler ile devam eden süreç, Türkiye’yi devamında yol olmayan tehlikeli bir dönemece doğru sürüklemektedir! Akşamdan sabaha, hatta bir saatten diğer saate kadar değişen ve devamlı yükselen “döviz piyasası” insan vücudundaki bir arızanın ağrı şeklinde sinyal vermesi gibi, olumsuz gelişmelerin işareti olarak algılanabilir!

Türkiye’nin çok yönlü ve aktif olarak izlediği “dış politika” siyasetini aşamayan niyetlerin de katkısının belli olduğu bu ekonomik mücadelede, konjektürel güçlerin etkisi olduğu kadar, dünya sermaye güçlerini ellerinde bulunduranların olası tahribatlarının da öngörülmemiş olmasının ciddi derecede bir rolünün olduğunu söylemek mümkün görülmektedir! Türkiye mevcut ekonomik kırılmanın dış kaynaklı baskılarla meydana getirildiğini, bunun bir ekonomik savaş olduğunu yüksek tonla seslendirmektedir. Bunu anlamak mümkün ancak mademki bir savaş var bununda kuralları olmalıdır! Yani, emperyalist devletler bize açıktan savaş açtı duyurusunu yaparak savaşı kazanamayacağımıza göre, bizde devlet ve millet olarak savaşa katılmalıyız ve savaşmalıyız! Burada sözü edilen savaş elbette ki, bizim bildiğimiz klasik cephe savaşı değildir. İnsanımızın büyük çoğunluğu bu savaşın silahlarını ve mücadele şartlarını bilmemektedir!

Yastık altındaki dövizlerin bozdurulup ekonomiye katkı sağlanması düşüncesi, elindeki silahındaki son şarjörün mermilerinin boşaltılıp, boş kalan silahımızla bile düşmanımızı korkutabileceğimizi söylemeye benzer! Bunun vatandaşlarımızın devletine güvenmesinin bir yaklaşımı olarak görülmesi önemlidir, ancak dış ekonomik güçlerin Türk toplumunun “yastık altı döviz sermayesini de” ne kadar olduğunu çok ince hesaplarla bildikleri gün gibi ortadadır! Niyetleri ve uygulamalarının göstergeleri savaş olan hâkim güçlerin; Türkiye’nin dayanma gücünün üstünde ekonomik bir saldırı planladıkları gün gibi ortadadır! Eğer tam olarak bu savaşın, dış güçlerin “ekonomik bir diz çöktürme” hamlesi olduğuna inanıyorsak, pozisyonumuzu buna göre ayarlayıp, halkımızı yarından tezi yok bilinçlendirme çalışmalarına başlamalıyız. Ortadoğu ülkelerinin İsrail’le sindirilmesinden sonra, Siyonistlerin dini motifli hedeflerine ulaşabilmek için, bu coğrafyanın kaleleri olan Türkiye ve İran’a saldıracakları gerçeği uzun dönemlerden beri bu konunun uzmanlarınca seslendirilmektedir! Ancak zaman zaman iç politik önceliklerin, dış politik gerçekleri görmemizi en azından geciktirdiğini söylemek pekâlâ mümkün görülmektedir! Düşmana düşman denilmekle savaşların kazanılamayacağını bilmeyen yoktur!

Türk tarihinin derinliklerine inmeden, Osmanlı imparatorluğu zamanında bile, halkın ve dahi devletin ekonomi ile çağın kurallarına göre ilgilendiğini söylemek mümkün görülmemektedir! Sefere giden hükümdarın bile “Galata Yahudi sarraflarından” borç alıp, sefer dönüşü borcunu ödediği bilinen tarihi gerçeklerdendir! Gelinen bu noktada; ”ben haklıyım, sen haksızsın, ben dememiş miydim işte gördünüz” gibi sürece hiçbir olumlu katkısı olmayacak tartışmaları bir kenara bırakarak, vatandaş olarak, üzerimize düşen görevi tereddütsüz yerine getirip, düşman niyet ve planlara kazanç kapısı ve tarihi emellerini gerçekleştirme fırsatı vermemeliyiz! Ama bu hiçbir zaman yapılan hataları anlamıyoruz, unuttuk anlamına gelmez! Gün bu günse, meydan bizimdir.

Beğendim
0
Sevdim
0
Beğenmedim
0
Üzgün
0
İnanılmaz
0

Yorumlar


550

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap