SON DAKİKA

Haber > İlaç

İlaç

19 Ocak 2019 Cumartesi - 09:35

Arka arkaya ve uzun süren yurtdışı seyahatlerimin olduğu bir dönemde, üniversitedeki odamda hoşuma gitmeyen şeyler olduğunu fark etmiştim. Odamdaki sessizliği kendisi için yeni bir yaşam alanı olarak yorumlayan minik bir fare, ben odada olduğumda bile, hiç de aceleci olmayan bir ifadeyle geziniyordu. Hayvanları hep çok sevmiştim ama hayatımın büyük bir bölümünü geçirdiğim odamda da daha temiz bir çalışma ortamı isteme hakkım vardı. Ona mekanda gözükerek yeterince zaman da vermiştim. Önce profesyonel bir ilaçlama, ardından da sıkı bir temizlikle minik dostumla yollarımızı ayırmıştık. Geriye odadaki eşyalardan mümkün olduğunca kurtulmak kalmıştı. Kahve makinasından tel zımbaya kadar vazgeçebileceğim ne varsa, temizlemek yerine yenisini almayı seçmiş; bu eşyaları da atılmaları için kapımın önüne bırakmıştım. Durumu bilen öğrenci arkadaşlardan bazıları bu eşyalara talip olmuş, dikkatlice temizledilerine emin olmalarını söyleyerek bundan mutluluk duyacağımı söylemiştim. Bu marjinal temizlikten sonra odamı daha çok seviyor ve daha keyifli çalışıyordum. Aylar sonra, dün ofis telefonum çaldı. “Hocam, ağrı kesici merhemin var mı?” diye bir soru ile karşılaşınca şaşırdım.

Arayan, bölüm görevlilerimizden Osman’dı. “Hap var ama merhem hiç olmadı ki Osman” diye cevapladım. Birkaç dakika sonra Osman yanımda, odamdaydı. “Hocam” diye söze başladı. “Geçen senin kapıya koyduğun, şişe içindeki mavi merhem vardı ya hani, o bana çok iyi gelmişti!” diye devam etti. Hangi merhem olduğunu anlamamıştım. Aslında, hiç merhem kullandığımı da hatırlamıyordum. “Anlamadım ki Osman” diye cevapladım. “Hocam, kapıya bıraktığın, şişe içindeki mavi ilaç vardı ya” diye üsteledi. “Üzerindeki yazıya internetten baktım, ağrı kesiciymiş!” O an bir ilaç firmasının eşantiyon olarak hazırladığı, el dezenfekte etmek için kullanılan bir mavi jel olduğunu hatırladım. “Ama o merhem değildi ki, el dezenfekte etme jeliydi Osman!” diye cevapladım. “Valla onu bunu bilmem hocam, benim bacağımdaki ağrıya hiçbir şey etki etmiyorken o 10 dakikada tüm ağrıyı kesiyordu. Sadece benim değil, arkadaşımın belindeki ağrıyı da kısa sürede yok etti. Ben hayatımda bu kadar etkili bir şey görmedim. Biraz köpürüyordu gerçi ama çok iyiydi!”

Kısaca Osman, üzerindeki ilaç firmasının ağrı kesici olmasından hareketle benim sabun olarak kullandığım, sonrasında “sıfırlanmış ofis” hissi için vazgeçtiğim bir çeşit sıvı sabunu ilaç sanmış, uzun süre kullanmış, çok etkili bulmuş, arkadaşına tavsiye etmiş ve o da çok memnun kalmıştı. Bizim sabun, şifa dağıtan bir ilaç olduğunu benden gidince anlamıştı! Bu diyalogdan sonra aklıma bu yazıyı da yazmama neden olan iki şey takıldı. İlki; ne olduğumuzun bizim kadar karşımızda kim olduğuyla da alakalı bir şey olduğu gerçeği. Değerimiz, bizim kadar karşımızda bize bakanların da etkilediği bir şey. O yüzden, bize kendimizi sabun olarak hissettirenlerin kahrını çekeceğimize -sabun bile olsak- bazen gidip ilaç olarak görecekleri bulmamız gerekebilir. İkincisi; yeterince isteyerek ve inanarak sabundan ilaç yaptığımız bir dünyada, hiçbir şeyin imkansız olmadığı gerçeği. Hepimiz kendimizin ilacıyız!

Bu Haberi Beğendiniz mi?
0

YORUMLAR

400

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap