A+ A-
Yorum
10

Trabzonlu Prof. Dr. Osman Bektaş’tan İstanbul Depremi Uyarısı!

Yayın Tarihi: 24.10.2026 - 10:58
Trabzonlu Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul depremi üzerinden önemli uyarılarda bulundu. Deprem riskinde zemin, nüfus ve yapı dayanımına dikkat çekti.
Kaynak:HABER MERKEZİ

Trabzonlu yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, deprem büyüklüğünün tek başına can kaybını belirlemediğini vurguladı. 2025 Marmara depremi ile 2026 Tibet depremine ilişkin örnekler veren Bektaş, İstanbul için risk değerlendirmelerinde zemin özelliklerinin, yapı dayanımının ve sarsıntının niteliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.

OSMAN BEKTAŞ’TAN İSTANBUL DEPREMİ İÇİN ÖNEMLİ MESAJ

Trabzonlu Prof. Dr. Osman Bektaş, deprem riskinin yalnızca depremin büyüklüğüne bakılarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. Bektaş, sosyal medya paylaşımında “Depremin büyüklüğü, can kaybının ölçüsü değildir” mesajını öne çıkardı.

Bektaş’ın değerlendirmesinde, 2025 yılında Marmara’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem ile 2026’da Tibet’te yaşanan 7,0 büyüklüğündeki deprem karşılaştırıldı. Paylaşımda, Marmara depreminde İstanbul’da beklenen ölçüde yıkım ve can kaybı yaşanmadığı; Tibet’teki depremde ise seyrek nüfuslu bir bölgede 16 kişinin hayatını kaybettiği ve 339 evin yıkıldığı veya hasar gördüğünün bildirildiği aktarıldı.

Bu örnekler üzerinden deprem sonuçlarının yalnızca büyüklük değerine göre açıklanamayacağını belirten Bektaş, özellikle İstanbul için yapılan senaryoların gerçek deprem ve hasar verileriyle de sınanması gerektiğini ifade etti.

“7,8 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM, 6,2’DEN 251 KAT FAZLA ENERJİ AÇIĞA ÇIKARIR”

Prof. Dr. Osman Bektaş, deprem büyüklüğü ile açığa çıkan enerji arasındaki farka da dikkat çekti. Bektaş’ın paylaşımında, 7,8 büyüklüğündeki bir depremin 6,2 büyüklüğündeki bir depreme kıyasla yaklaşık 251 kat daha fazla enerji açığa çıkardığı belirtildi.

Ancak enerji miktarındaki bu fark, can kaybının da aynı oranda artacağı anlamına gelmiyor. Depremin meydana geldiği bölgenin nüfus yoğunluğu, yapıların dayanıklılığı, yerel zemin koşulları ve sarsıntının özellikleri, ortaya çıkabilecek hasarı etkileyen temel unsurlar arasında bulunuyor.

Bu nedenle aynı büyüklükteki depremler farklı yerleşim alanlarında çok farklı sonuçlara yol açabilir. Depremin derinliği, kırılmanın özellikleri ve sarsıntının süresi ile frekans içeriği de hasarın değerlendirilmesinde önem taşıyor.

DEPREM TEHLİKESİ VE DEPREM RİSKİ ARASINDAKİ FARK

Bektaş, İstanbul için yapılacak değerlendirmelerde deprem tehlikesi ile deprem riskinin birbirinden ayrılması gerektiğine işaret etti.

Deprem tehlikesi, belirli bir bölgede deprem meydana gelme olasılığı ve beklenen yer hareketiyle ilgilidir. Deprem riski ise bu tehlikenin nüfus, binalar ve altyapı üzerindeki etkileri sonucunda ortaya çıkabilecek can ve mal kaybını kapsar.

İstanbul açısından yalnızca olası depremin büyüklüğüne odaklanmak yeterli değildir. Fayın kırılma koşulları, sarsıntının süresi, zemin özellikleri, yapı kalitesi ve nüfus yoğunluğu birlikte değerlendirilmelidir.

Bektaş’ın mesajı, deprem senaryolarının gerçek veriler ışığında ele alınmasının ve risk azaltma çalışmalarında yapı güvenliği ile yerel koşulların dikkate alınmasının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.