Trabzon için sel ve taşkın uyarısı: Uzmanlardan dere yatakları vurgusu
Yayın Tarihi: 14.10.2026 - 09:31 | Güncelleme Tarihi: 14.10.2026 - 08:00
Trabzon'da sel ve taşkın riskine dikkat çeken uzmanlar, dere yataklarının korunması ve suyun doğal akışının engellenmemesi gerektiğini vurguladı.
Trabzon'da yoğun yağışların neden olabileceği sel ve taşkın riskine karşı uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara, dere yataklarının daraltılmasının ve suyun doğal akışının engellenmesinin taşkınların etkisini artırabileceğine dikkat çekti. Kara, can ve mal kayıplarının önüne geçilebilmesi için dere ıslah çalışmalarının önemine işaret ederek doğal su yollarının korunması gerektiğini vurguladı.
Yoğun yağışlar taşkın riskini artırıyor
Özellikle yağışların yoğunlaştığı dönemlerde yüzeysel akışla derelere ulaşan su miktarı artıyor. Dere yatağının taşıma kapasitesinin aşılması durumunda ise su çevreye yayılarak taşkınlara neden olabiliyor.
Sel sırasında yalnızca suyun değil, beraberinde sürüklediği taş, toprak ve diğer malzemelerin de tehlike oluşturduğunu belirten uzmanlar, bu durumun can ve mal kayıplarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Büyük sel ve taşkınların belirli tekerrür süreleriyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ömer Kara, bazı büyük ölçekli olayların 50 veya 100 yıllık dönemlerle ilişkilendirilebildiğini belirtti. Ancak bu sürelerin, afetlerin kesin olarak belirli aralıklarla meydana geleceği anlamına gelmediği unutulmamalı.
Trabzon'da 1990 yılındaki sel felaketi hatırlatıldı
Trabzon'da 1990 yılında Değirmendere ve Söğütlü bölgelerinde meydana gelen sel ve taşkınlar, afetlerin yol açabileceği ağır sonuçları bir kez daha ortaya koydu. Yaşanan olaylarda can ve mal kayıpları meydana geldi.
Kentte ve farklı bölgelerde yürütülen dere ıslah çalışmaları ise taşkın riskini azaltmaya yönelik önlemler arasında yer alıyor. Tersip bentleri ve benzeri yapılarla suyun akışının düzenlenmesi, taşınan malzemelerin kontrol altına alınması ve dere yataklarındaki engellerin azaltılması amaçlanıyor.
Prof. Dr. Ömer Kara, dere ıslahı kapsamında yürütülen çalışmaların suyun membadan mansaba, yani kaynağından aşağı kesimlere doğru daha rahat akmasını sağlamayı hedeflediğini belirterek bu uygulamaların taşkınların önlenmesi açısından olumlu gelişmeler olduğunu ifade etti.
“Suyun doğal akışını sürdürebileceği alanlar korunmalı”
Dere yataklarının daraltılması ve üzerlerinin kapatılması gibi uygulamaların taşkın riskini artırabileceğine dikkat çeken Kara, suyun doğal akış alanlarının korunmasının önemini vurguladı.
Kara, bazı bölgelerde dere yataklarının suyun geçemeyeceği kadar dar alanlara sıkıştırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bazen dere yatağının o kadar dar bir alana sıkıştırıldığını görüyoruz ki suyun oraya sığması mümkün olmuyor. Su, yatağından taşarak çevresine zarar veriyor. Suyun önündeki engelleri aşmak için bir akış yolu vardır. Bu nedenle suyun doğal akışını sürdürebileceği alanların korunması gerekiyor.”
Dere üzerlerinin kapatılmasının geçmişte yapılan olumsuz uygulamalar arasında yer aldığını belirten Kara, yeni düzenlemelerde suyun akışını engelleyen unsurların dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
Sel ve heyelan riskine karşı ortak sorumluluk
Sel ve taşkınların oluşumunda yalnızca yağış miktarı etkili olmuyor. Topoğrafik özellikler, jeolojik yapı, arazi kullanımı ve insan faaliyetleri de afetlerin meydana gelmesinde ve yol açtığı zararların boyutunda rol oynuyor.
Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz'in yanı sıra Antalya çevresinde de sel ve taşkın olaylarının görülebildiğini belirten Kara, riskli bölgelerde gerekli önlemlerin alınmasının önemine dikkat çekti.
Can ve mal kayıplarının azaltılması için yerel yönetimlerin yanı sıra toplumun tüm kesimlerine sorumluluk düştüğünü ifade eden Kara, özellikle sel ve heyelan riski bulunan alanlarda koruyucu çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlara göre dere yataklarının korunması, suyun doğal akışının engellenmemesi ve doğru planlama yapılması, sel ve taşkınların yol açabileceği zararları azaltmada önemli rol oynuyor.