SON DAKİKA

Haber > Suna KEPOLU ATAMAN; ''Karadeniz gezisi hayatımı değiştirdi''

Suna KEPOLU ATAMAN; ''Karadeniz gezisi hayatımı değiştirdi''

Karadeniz Özel

02 Mayıs 2019 Perşembe - 12:15

O Güneydoğu’nun tek kadın aşiret lideri: Suna KEPOLU ATAMAN

Karadeniz Gazetesi // Röportaj - Ebru TAVŞAN // 

Suna Kepolu Ataman… 1972 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesi Akçeltik köyünde dünyaya geldi.  Şeyhdodan Aşireti'nin Lideri... Diyarbakır’da 3 dönem milletvekilliği de yapan aşiret lideri babası Mahmut Kepolu’dan devraldığı bayrağı gururla taşıyor... Babasına ve mücadelesine o kadar hayran ki, o günleri anlatırken gözleri doluyor, boğazı düğümleniyor… 5 kız kardeşler. Bir ağabeyini çok genç yaşta, daha üniversite öğrencisiyken kaybetti. Özü sözü bir… Mert…Candan…Cesur… En yakınındaki isim bile olsa lafını esirgemeyen, yalana tahammül edemeyen bir kadın… Aşiret liderliğini kimsesizlere, güçsüze el uzatan, kendi fakir ve  fukarasına sahip çıkan bir ağabey, bir baba, bir ana gibi olma şeklinde tanımlıyor… Öyle bir kadın ki; Bölgedeki kız çocuklarına örnek olmak için ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdi… Ve kız çocuklarının eğitime katılması için 62 okul açılmasına vesile oldu. Trabzon kısmına gelirsek... Siyaset yaptığı Doğru Yol Partisi’nin 2005 yılında düzenlediği Karadeniz gezisi ile hayatı değişti.

Gezide dönemin DYP Genel Sekreter Yardımcısı, şu an Sri Lanka Trabzon Fahri Konsolosu ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili olan Atilla Ataman ile tanıştı. 36 yaşına kadar evlilikle uzaktan yakından ilgisi olmadığını, o gün bugündür büyük konuşmayı bıraktığını gülerek ifade ediyor…   Evliliklerinin ilk yılında Ankara’da otururken, çoğu kadının yapmayacağını yaparak, eşine Trabzon’da yaşamayı teklif ediyor… 2009 yılında Trabzon’a yerleşen Ataman çifti, siyaseti bırakarak iş hayatına atılıyor… Ve o gün bugündür adeta iki farklı hayat yaşayarak Diyarbakır-Trabzon arası mekik dokuyor… Bir aşiret lideri ve milletvekili kızı olarak dünyaya gelse de son derece mütevazı. Her cümlesinde vicdan ve kul hakkından bahseden duruşu ile dikkat çekiyor. Para pula önem vermediğini üstüne basa basa belirtiyor. Sohbet ederken samimiyetini sonuna kadar hissettiriyor. Trabzon’u, Trabzonluları çok iyi gözlemlemiş ve çözmüş. Şehirle ilgili sorulara ‘Ben sonradan geldim’ diyerek çok müdahil olmak istemeyen, bu konuda kendine sınır çizen bir isim. Öyle ki bugüne kadar kendisini tanımıyor olmamız da bir anlamda bunun göstergesi. “Ben buyum” diye ortalarda dolaşmayı sevmiyor… Onunla konuşurken hem aşiret lideri olmanın verdiği otoriteyi  hem de candan oluşunu ve  samimiyetini de hissediyorsunuz. Aşiret lideri, Trabzon’un gelini Suna Kepolu Ataman, her yönü ile  ben çok etkiledi. Bizi evinde ağırladı... Oturduk konuştuk..

İşte aşiret lideri Suna Kepolu Ataman’ın birbirinden özel açıklamaları...

26 YAŞINDA BABAMIN KOLTUĞUNA OTURDUM

Güneydoğu’da aşiret liderisiniz. Sizi aşiret lideri yapan süreçle başlamak istiyorum... Rahmetli ağabeyimi üniversite öğrencisiyken beyin tümöründen kaybettik. Babamın yüreği evlat acısına dayanamadı. Sekiz ay sonra da babamızı kaybettik. Beş kız kardeş ve annemiz kaldık. Hayat mücadelemiz devam etti. Bir süre sonra aşireti ve baba dostlarını çağırdım, liderlik düşüncemi söyledim. Babamın dostları ve aşiretteki amcaların gözlerinden yaş geldi. Ve 26 yaşında babamın koltuğuna oturdum. Bu durum hayalleri olan bazı insanların hoşuna gitmedi. Bana zorluklar da çıkarıldı ama onlara kırgın veya kızgın değilim. Kendilerine minnettarım. Beni ben yapan onlar oldu. Bana ne kadar zorluk çıkardılarsa o kadar güçlendim. 

DİZİLERE BAKARAK AĞALIĞI YORUMLAMAK HAKSIZLIKTIR

Aşiret kültürünü dizilerden izlediğimiz kadar biliyoruz. Aşiret lideri ne iş yapar?

Televizyondaki dizilere bakarak ağalığı değerlendirmek haksızlıktır. Ağa demek ağabey demektir. Güçsüze el uzatan, fakirine fukarasına sahip çıkan, sorunlarına çözüm bulan, hastalara, çocuğu evlenene yardım eden bir ağabey, bir baba, bir ana gibi düşünün. Bu bir emektir. Aşiret lideri yardım eder, sorunlara çözüm bulur. İki kişi arasında bir kavga çıkarsa müdahil olur ve barıştırır. Toprakla, ekin biçimle, aşiretle veya çevre köylerle ilgili bir sorun var mı yok mu ona bakar. Parayı topraktan kazandığımız için işlettiği toprağın durumunu sorar, ölen olursa taziyelere gider, insanların sorunları ile ilgilenir.  



BİRAZ ZENGİN OLAN “BEN AĞAYIM” DİYOR

Bölgede başka kadın aşiret liderleri var mı?  

Güneydoğu’da tek kadın aşiret lideri benim. Şimdi bir mantık oluştu. Bir insan biraz zengin olduğu zaman, onun da ismi hanım ağa oluyor. O bir hanım ağalık değildir. Özüne bakınca benim rahmetli dedem de, babam da aşiret lideriydi. Ben de aynı görevi yapıyorum. 2 bin dönüm arazim, birkaç tane fabrikam var, ya da on işçiye ekmek veriyorum ben ağa oldum diye bir kültür yok. Ekonomi ile ilgisi olan bir durum değil ağalık. Ağalık bir kültürdür. Giydiğin kıyafetle ya da yediğin yemekle olmaz. Geçmişe dayalı bir altyapısı olmalı. Bu Allah’ın sana verdiği bir liderlik ve beceri sıfatıdır. Çok güçlü ve sabırlı olman lazım. 

YÜZ KERE DE DÜNYAYA GELSEM GÜNEYDOĞULU OLMAK İSTERİM

Doğu’da kadın olmak zor mu? Kadın lider olarak sıkıntı yaşadınız mı?  

Bir olay Doğu’da olunca vahşet denir, İstanbul’da olunca gazetenin 3. sayfa haberidir. Yüz bin kere daha dünyaya gelsem Güneydoğu kadını olmak isterim. Başlangıçta sıkıntılarımız oldu ama sebebi liderlik ve koltuk meselesi. Ne kadar isterseniz isteyin eğer sizde bir özellik yoksa, bu işi yapamazsınız. 2. ay evinizde oturursunuz. Güneydoğu’da kadının değeri bambaşkadır. Kadının çözemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kadının hatırı vardır. Ne kavgalar kadının hatırı için durmuş, ne kan davaları kadınlar için kapanmış. 1999’da bu göreve başladım. Çok konulara girdim. İkna etmeden ya da halletmeden o evden çıkmadım. Bu kadına verilen değerdir. 

BABAMDAN DOLAYI SİYASETİN İÇERİSİNDE BÜYÜDÜM

Siyasete nasıl başladınız?

Ben bir yaşındayken babam Mahmut Kepolu milletvekiliydi. Siyasetin içerisinde büyüdüm. Bizim bölgeye gelen hiçbir bakan, babamı ziyaret etmeden Ankara’ya dönmezdi. 1986’da rahmetli Turgut Özal başbakanken kendisini ağırladık, üç bin insana yemek hazırladık. Çocukluktan beri gözümüzü siyasette açtık. Babamın koltuğunda otururken 1999 yılında Doğruyol Partisi Silvan İlçe Başkanı da oldum. Aşiret liderliği ile ilçe başkanlığı sistemini aynı anda kurdum. Tansu Hanım’dan sonra Mehmet Ağar geldi. O dönemde de ilçe başkanlığı merkez karar kurulu üyesi ve tarım komisyonu üyesi oldum. 

ATİLLA BEY İLE KARADENİZ GEZİSİNDE TANIŞTIM

Peki Trabzon serüveniniz nasıl başladı?  

2005 yılında DYP’nin Karadeniz Bölgesi illerini kapsayan bir gezisi vardı. Genel başkan benim de katılmamı istemiş. Bu turda eşim Atilla Ataman ile tanıştık. Kendisi o dönem genel sekreter yardımcısıydı. Trabzon’a gelince Atilla Bey ekibi yemeğe davet etti. Gezinin ardından arada bir telefonda konuştuk. Bazı şeylerin de kader olduğuna inanıyorum. Çünkü 36 yaşıma kadar aklımda hayalimde olmayan bir şeydi evlilik. 2005’te tanıştık. 2008’de evlendik. Bu sürenin büyük bir bölümünde birlikteliğimiz yoktu. Nişanla düğün arası en fazla altı aydır. Karadeniz gezisi diye yola çıktım, temelli kaldım. O gün bugündür çok büyük konuşmayı bıraktım. Evlendiğimizde Ankara’da yaşıyorduk. Oğlum doğduktan sonra ben teklifte bulundum, istersen Trabzon’a yerleşip iş kurabiliriz diye. Her şeyi dişimizle tırnağımızla eşimle beraber yaptık. 

TRABZON ŞU HALİYLE GÜZEL BİR KÖY!

Trabzon’a sonradan gelen bir insan olarak neler düşünüyorsunuz şehirle ilgili?  

Trabzon’a geldiğim 8 yılda çok değişiklik görmedim açıkçası. Yaşamanın gelip bir hafta gezmek gibi olmadığını gördüm. Şu anda Trabzon güzel bir köy diyebilirim. Trafikte, yollarda bunalıyorsun. Köy kültüründen çıkıp da büyükşehir kültürünü yaşatmamız lazım. Biz Trabzon sevdalısıyız diyoruz. Fakat gidiyoruz parklarda çekirdek kabuğundan yürüyemiyoruz. Memleket sevgisi böyle değildir. Yediğimizi içtiğimizi yere atıyoruz. Hala balkona çamaşır asan insanlarımız var. Binalar yapılıyor estetiği yok. Doğal güzelliği var ama şehir olarak yapacak çok iş var. 



EŞİME “AKSİ HALDE YAKANA YAPIŞIRIM” DEDİM

Eşiniz Atilla Bey Büyükşehir Başkan Vekili seçildi. Bu düşüncelerinizi kendisine de belirttiniz mi?

Öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanımız Murat Zorluoğlu daha Van’da valiyken oradaki akrabalarımdan çok duydum yaptıklarını. Ona da çok inanıp, güveniyorum. Eşim Atilla Bey’e daha seçilmeden “Ben sizin Trabzon’u değiştireceğinize inanıyorum” dedim. Çok iyi arkadaşlar. “Trabzon’un yaşanabilecek bir memleket haline getirilmesini ve ben eğer oğlum Ağasar Mirhan’ı burada büyütüyorsam çocuğumun yaşamak isteyeceği bir şehir halini almasını sizden bekliyorum. Doğru yaptığın her şeyde senin arkandayım ama bir aksilik olursa da yakana yapışırım. Bu memleketin hesabını ben senden sorarım” demişimdir. Yeni yönetimin tüm bunları başaracağına inanıyorum. 

KIZLARIN OKUMASI İÇİN 62 OKUL AÇTIK

Bölgenizdeki kızların eğitimi için neler yaptınız?  

Rahmetli babam her ortamda ‘Bir kızımı on erkeğe değiştirmem’ derdi. Çocuklarımızı özgüvenli büyütmemiz lazım. Ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdim. Amacım okula gönderilmeyen kız çocuklarının okula gitmesiydi. Kadınlarımıza örnek olduğumu biliyorum. Çocuğunu okula göndermeyenlere kendimi örnek gösterdim. Köylerde yanıma gelip sen benim idolümsün, senin sayende okudum diyen bir sürü kızımız var. Dönemin kaymakamı ile ortaklaşa bütçeyle 62 tane okul açtık. Kız çocuklarının okula gidip gitmediğini tespit etmek için köyleri de dolaştık. 

MİLLETVEKİLİ OLMAK İÇİN DEĞİL SAYIN ERDOĞAN İÇİN ÇALIŞTIM

AK Parti ile siyasete döndünüz ve milletvekili adayı oldunuz. Aday olamayınca ne hissettiniz?

Doğru Yol defterini kapattıktan sonra gönlüm hep AK Parti’den yana oldu. Kıramadığım bazı büyüklerimin ve dostlarımın isteği üzerine iki kez AK Parti’den aday adayı oldum. Aday olamayınca hiçbir zaman kırılmadım. Milletvekili olmak için değil, inandığım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok sevdiğim için çalıştım. Cumhurbaşkanı’nın Külliye’deki kanaat önderlerinin de içerisinde yer alıyorum. Sadece nam olsun diye milletvekili olmak isteyenlerden değilim. Allah’ıma şükürler olsun nerede olursam olayım ben Suna’yım. Eğer milletvekili olursam da halktan uzaklaşacak bir noktaya gelirsem, Allah bana göstermesin o günleri.

KADINLAR ÖNCE ALLAH’A SONRA KENDİNE GÜVENMELİ

Kadınlarımıza ayakları üzerinde durmaları noktasında neler söylemek istersiniz?

Birilerine güvenme olayı var ya, bizi bitiren odur. Kadınlarımız önce Allah’a sonra kendine güvenmeli. Kadınların hayata tutunması için projeler yapılması gerektiğini her fırsatta dile getiriyorum. Her kadının ekonomik özgürlüğü olması lazım. Biz oturalım bekleyelim anlayışı yanlıştır. Kadınlar olarak çok duygusalız. Her şeyi çok düşünürken hayatımızı bitiriyoruz. Hep birilerini bekliyoruz. Biz varız ve en iyisini yaparız. Bence erkeklerden daha güçlüyüz. Bana kendine güveni babam aşıladı. Siyasete atılmamda beni cesaretlendiren de annem oldu. Kürt tarihine baktığınız zaman ta 50’li yıllarda önderlik, muhtarlık yapan çok kadın vardır. Sizde bir şeyler olacak ki, insanlar da sizi destekleyecek. 

EŞ, ANNE VE LİDER OLARAK FARKLIYIM

Aşiret lideri evde nasıldır?

Ben her zaman annemde gördüklerimi uygularım. Her ne kadar lider olsak da erkek erkektir, kadın kadındır. Biz bu terbiye ile büyüdük. Bizim ailede herkes hududunu bilir. Ben hayatımı üç kısımda yaşıyorum. Eş olarak farklı, anne olarak farklı, lider olarak farklı. Çok iyi bir eş ve anne olduğumu düşünüyorum. Ben hayatımda Trabzon’da Atilla Bey’in önünde yürümemişimdir. Kendisi benden fikir almadığı sürece hiçbir işine karışmam, ne yaptığını sormam. 

Röportaj: Ebru TAVŞAN

YORUMLAR

400

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap