Yargıtay’dan hem çalışanları hem de işverenler için emsal karar
Yayın Tarihi: 14.08.2026 - 12:09
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nden hem çalışanları hem de işverenleri doğrudan ilgilendiren emsal niteliğinde bir karar çıktı! İşverenin sehven veya hatalı hesaplama sonucu işçiye yaptığı fazla ödemelerin geri istenemeyeceğine hükmeden yerel mahkeme kararı yüksek mahkemece bozuldu.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin işçiye yanlışlıkla veya hatalı hesaplama sonucu yaptığı fazla ödemelerin, Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri talep edilebileceğine karar vererek emsal bir karara imza attı. Yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin "işverenin ekonomik açıdan üstün, iyi niyetli işçinin ise zayıf konumda olduğu" gerekçesiyle davanın reddi yönünde verdiği kararı bozan Yargıtay; borç olmayanın rızayla ödenmesi durumunda hataya düşüldüğünün ispat edilmesi şartıyla paranın iade edilmesi gerektiğine hükmetti.
15 Yıl Sonra Gelen Hesaplaşma: Yanlış Ödeme Davalık Oldu
İş dünyasında ezberleri bozacak hukuki süreç, tam 15 sene önce çalıştığı iş yerinden ayrılan bir işçinin açtığı alacak davasıyla başladı. İşçi, 1. İş Mahkemesi'nde açtığı davayı kazandı ancak karar Yargıtay tarafından bozulunca yerel mahkeme bu kez davanın reddine hükmetti ve karar kesinleşti.
Bu süreçte yapılan bilirkişi incelemelerinde, işverenin yargılama devam ederken işçiye hak ettiğinden fazla ödeme yaptığı tespit edildi. Durumu fark eden işveren, fazladan ödenen tutarın iadesi için eski çalışanına resmi yazı gönderdi. İşçinin parayı geri ödemeye yanaşmaması üzerine taraflar bu kez "fazla ödemenin geri tahsili" istemiyle mahkemede karşı karşıya geldi.
Yerel Mahkemeler "İşçi Güvencesini" Gerekçe Gösterip Reddetti
Davayı inceleyen yerel İş Mahkemesi, aynı iş yerinde benzer koşullarda çalışan diğer işçilere de aynı oranlarda zam uygulandığını ve davacı kurumun bu tutarı geri talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davayı reddetti.
Kararın taşındığı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ise işçi-işveren ilişkilerindeki sosyal dengeye vurgu yaptı. BAM, hatalı ödemeyi yapan işverenin ekonomik ve sosyal açıdan bariz şekilde üstün, iyi niyetle zenginleşen işçinin ise zayıf konumda olduğunu belirtti. Güvenin korunması ve hakkaniyet ilkeleri gereği, işverenin kendi hatasından kaynaklanan fazla ödemeyi geri istemesinin hukuken doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetti.
Yargıtay Son Noktayı Koydu: "Hata Varsa İade Şart!"
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemelerin kararlarını Türk Borçlar Kanunu’nun temel ilkelerine aykırı bularak bozdu. Yüksek mahkeme, kararında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesine (eski Borçlar Kanunu'nun 62. maddesi) atıfta bulundu.
Yargıtay emsal niteliğindeki bozma kararında şu hukuki dayanakları sıraladı:
Bağışlama İradesi Yoksa Yanılgı Vardır: Borç olmayanı rızasıyla ödeyen kimse, yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Buradaki "yanlışlık", ödemeyi yapan tahakkuk memurunun hataya düşmesidir. Eğer bu hata olmasaydı, işçiye bu fazla ödeme yapılmayacaktı. Dolayısıyla işverenin burada bir "bağışlama" amacı gütmediği açıktır.
Sebepsiz Zenginleşme Hükümleri Geçerlidir: Herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemeler, Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre idare veya işveren tarafından her zaman geri istenebilir.
Bilirkişi Raporu Esas Alınmalıdır: Kesinleşen önceki dava dosyasındaki bilirkişi raporuyla netleşen fazla ödeme tutarının hesaplanarak işverene iade edilmesi gerekirken, davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu kararla birlikte, iş hayatında muhasebe veya tahakkuk hatalarından kaynaklanan, işçinin hesabına fazladan yatırılan maaş, prim, tazminat veya ek ödeme gibi tutarların, yıllar geçse bile "sebepsiz zenginleşme" kapsamında yasal olarak geri tahsil edilmesinin önü sonuna kadar açılmış oldu.