A+ A-
Yorum
10

İşsiz, evsiz, umutsuz, geleceksiz: Gençlikleri heba edildi

Yayın Tarihi: 14.05.2026 - 10:31 | Güncelleme Tarihi: 14.05.2026 - 10:37
IPA araştırması gençlerin yaşadığı acı tabloyu ortaya koydu. 25-32 yaş arasındakilerin yüzde 28’i iş aramaktan vazgeçti. 30-39 yaş arasındakilerin yüzde 34’ü halen anne babasıyla yaşıyor. Gençlerin yüzde 40’ı eğitim gördükleri alan dışı bir işte çalışıyor.
Kaynak:HABER MERKEZİ

İBB iştiraki İSPER AŞ koordinasyonunda, Bölgesel İstihdam Ofisi, İstanbul Planlama Ajansı (IPA) ve Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi ortak çalışmasıyla ‘‘İstanbul Genç İşgücü Piyasası’’ araştırması tamamlandı.

Araştırma sonuçları, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesi gençlerin yaşadığı işsizlik sorununun röntgenini çekiyor. Her dört mezundan biri ne çalışıyor ne de eğitime devam ediyor. Üniversite mezunu ev genci oranı yüzde 24,8. “İş bulmak çok zor, iş aramaktan pes ettim” diyenlerin 18-24 yaş grubundaki oranı %19.66, 25-31 yaş grubunda %28,11.

İş aramaktan umudunu kaybedenlerin %55’i meslek lisesi, %45’i ise yükseköğrenim mezunu olduğu görüldü.

Araştırmanın çarpıcı sonuçlarından bir bölümü şöyle:

DİPLOMALI İŞSİZLİĞİ: En yüksek işsizlik yüzde 15,1 ile lise mezunu grubunda. İkinci sırada yüzde 13,7 ile yükseköğrenim mezunları yer alıyor. Yükseköğrenim grubuna ilişkin sonuç “her ile üniversite” politikasının sonucuna bağlanıyor.

KADINLAR OKUSA DA EVDE: Üniversite mezunu erkeklerin yüzde %14,3’ü ne istihdamda ne eğitimde. Bu oran kadınlarda iki katına çıkarak %34,1’e yükseliyor.

TANIDIĞI OLAN İŞE GİRİYOR İNANCI: İş arayan gençlerde işe alım sürecinin liyakatten ziyade tanıdık ilişkileri ve referanslarla yürüdüğüne inanılıyor. Görüşülen bir genç yaşadıkların şöyle özetliyor: ‘‘İş piyasasının değişmesi lazım bence. Çünkü bugünlerde herkes işe tanıdıklarını, akrabalarını alıyor. Eğer birini tanıyorsan bir akraban orda çalışıyorsa bir telefonla arıyorsun. Enişte ne yaptın, amca ne yaptın hemen alıyorlar. Deneyime bakmıyorlar diğer şeylere bakmıyorlar. Tanıdık mı değil mi diyorlar.’’

ANA BABA EVİNDEN AYRILAMIYOR: Gençlerin yüzde 58,2’si ebeveynleriyle yaşıyor. Ana neden mekânsal ve finansal baskı. 18-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 58,2’si hala ebeveynleriyle yaşıyor. Bu oran 30-39 yaş grubunda bile yüzde 34 gibi yüksek bir seviyede olduğu görülüyor. İstanbul’daki yüksek yaşam maliyetleri ve kira gençlerin iş seçimlerini doğrudan kısıtlamaktadır. Birçok genç, düşük ücretli bir işi kabul etmek yerine aile evinde kalmayı ve iş aramayı sürdürmeyi tercih etmekte. Bu ekonomik baskılar, gençlerin psikolojik sağlığını da olumsuz etkilemekte, uzun süreli işsizlik durumunda sosyal dışlanma ve umutsuzluk duygularını pekiştirmekte.

EĞİTİM GÖRDÜĞÜ ALANDA ÇALIŞAMIYOR: Raporda öne çıkan başka çarpıcı sonuçlardan biri eğitim-istihdam uyumsuzluğu. Çalışanların %40’ı mezun olduğu alanın dışında bir işte çalışıyor.

DÜŞÜK ÜCRETİN SONUCU: İşten memnuniyet ücretle tutarlı biçimde artmakta. Asgari ücret düzeyinde ortalama memnuniyet skoru 3,20 iken en yüksek gelir diliminde (250 bin TL ve üzeri) bu skor 4,64’e ulaşmakta. Özellikle 60 bin TL eşiğine kadar gözlemlenen keskin artış, düşük ücret düzeylerinde gelir artışının memnuniyetteki etkisinin yüksek olduğuna işaret etmekte.

DENEYİM ÇIKMAZI:  İşe alım süreçlerine ilişkin öne çıkan bir diğer temel sorun gençlerden beklenen deneyim. Katılımcılar, yüksek deneyim beklentisine karşın, deneyimi kazanabilecekleri fırsatların sınırlı olduğunu vurguluyor. Raporda genç iş arayanlar açısından bir kısır döngü yaratığı ifade ediliyor.

KADINLAR İÇİN PLAN

Kadın istihdamının artırılmasına ilişkin öneriler şöyle sıralandı:

Geleneksel toplumsal ve aile içi tutumlar önemli bir engel teşkil ediyor. İş yerinde ve kamusal alanda yaşanan taciz ve olumsuz çalışma koşulları, kadınları işgücü piyasasından uzaklaştırmakta. Bu çerçevede, toplumsal farkındalığın artırılması, güvenli çalışma ortamlarının sağlanması ve çalışan haklarını koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi kritik önemde.

Sendikalaşmanın düşük olduğu özel sektörde, işyeri denetimi ve çalışan şikâyetlerini anonim biçimde iletebilecek kurumsal yapıların oluşturulması önerilmekte.

Çocuk bakımı yükümlülükleri de kadınların işgücüne katılımını ciddi biçimde sınırlamakta. Erken çocukluk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ebeveyn izinlerinin (özellikle babalık izninin) artırılması gerekmekte.

***

İŞ ARAMANIN KENDİSİ İŞE DÖNÜŞTÜ

Türkiye’de genç işsizliğin kalıcı hale gelmesinin temel nedenleri hakkında konuşan Doç. Dr. Esra Kaya Erdoğan, ‘’Türkiye ve Dünya’da üniversite mezunu işsizliğin yaygınlaşmasındaki esas neden yükseköğrenim sisteminin ve emeğe dair politikaların piyasalaşma tahakkümü ile şekillenmesinden kaynaklanıyor. Bu etkiyle Türkiye ve çeşitli ülkelerde yükseköğrenim sistemi ve dolayısıyla diploma sahibi olma hali kamucu bir planlama aklı olmaksızın ne yükseköğrenim politikaları ne emek gücü politikaları ne de ülke geleceği ile ilişkisi olamayan gerekçeler ile kontrolsüz biçimde arttı. Kamucu aklın bu yoksunluğu yaygın ifadesiyle diploma enflasyonuna yol açarken diğer taraftan diploma sahibi olma halini de değersiz ve şimdilerde daha görünür biçimde anlamsız kıldı. Soyut bir cümle de olsa; ne yapmalı sorusuna verilebilecek yanıtın öncelikli kabulü, mevcut akla, politika ve uygulamalara dair büyük ve radikal bir kopuşu içermesi olabilir.  İstihdamın yükseltilmesinin tek formülü olmadığı söyleyen Erdoğan, ‘‘Elimizde böyle bir formül olsa dahi kalıcı, halkçı, adaletli ve bütüncül bir yaklaşıma ihtiyacımız var" dedi. Öylesine kronik ve yaygın bir güvencesizlik sarmalı ile karşı karşıyayız ki henüz öğrenci iken lisede merkezi politikayla MESEM’e bırakılan, üniversite aşamasında ise piyasadki zincire marketlere bırakılan işçileşme ya da bunlara da dahil olamazsa işsizleşme halini yaşıyor gençler. Okul terklerinden, mezuniyetin uzamasına; en kötü öğrenci işlerinden, o öğrenci işlerinin mecburen bir kariyer yolculuğuna dönüştüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.

Mezun olanın ise adam-tanıdık-network sarmalında çare aradığı, yeni mezunun 1-2 sene iş bulamamayı normal kabul ettiği, bir dönem sonrasında iş aramanın kendisinin işe dönüştüğü, iş arama yılgınlığı ile “ne iş olursa” yapma noktasının yeniden bu sarmalın başlangıca taşıdığı bir tablodan bahsediyoruz. Yani bir an ve aşamada ortaya çıkan bir tahribat hali değil… Sorunuzdaki umutsuzluk, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma, bir süre öncesinde gelecekte bekleyen bir koşul iken maalesef geldiğimiz son durumda bugün, bu anda ve burada maalesef ilmek ilmek örülüyor ‘’ dedi.

Etiketler