A+ A-
Yorum
10

Erdoğan'ın en yakınındaki isimden Davutoğlu tepkisi! Kullanılan ifadeye itiraz var

Yayın Tarihi: 04.09.2026 - 12:38
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun hakkında 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla başlatılan soruşturmada avukatının, "Seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" ifadesini kullanmasına Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'dan itiraz geldi. Parlamenter sistemde başbakanların halk tarafından doğrudan seçilmediğini belirten Uçum, ifadeye "Bu bakış son derece sorunlu ve absürttür." yorumunu yaptı.
Kaynak:HABER MERKEZİ

Eski Başbakan ve feshedilen Gelecek Partisi kurucusu Ahmet Davutoğlu hakkında 14 Nisan 2022'de bir köy kahvesinde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan için sarf ettiği sözlerin sosyal medyada tekrar dolaşıma sokulmasının ardından "Cumhurbaşkanına hakaret' suçunu işlediği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılırken, avukatının Davutoğlu'nu 'Seçilmiş Son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı' olarak nitelemesi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'dan tepki çekti.
Ahmet Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen, müvekkili için 'Seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, bu nitelemeye itiraz ederek, Türkiye'de en son Başbakanlık görevini Binali Yıldırım'ın yaptığını belirtti.
Uçum, parlamenter sistemde başbakanların veya bakanların halk tarafından doğrudan seçilmediğini, halkın sadece milletvekillerini seçtiğini vurguladı.

1982 Anayasası'na göre Başbakan'ın Cumhurbaşkanınca milletvekilleri arasından, Bakanların ise Başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından atandığını ifade etti.

Uçum, 'Seçilmiş son başbakan' nitelemesinin Anayasa hükümlerine aykırı ve uydurma bir sıfat olduğunu savundu.

AVUKATINDAN "SEÇİLMİŞ SON BAŞBAKAN" NİTELEMESİ

Gelişmenin ardından Ahmet Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen, müvekkili için "Seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" ifadesine yer veren bir açıklamada bulundu.

"PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞÜ SAVUNAN KALMADI"

Davutoğlu'nun avukatının açıklamasına Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'dan tepki geldi. Uçum, sosyal medya hesabından uzun bir açıklamada bulunarak ifadeye itiraz etti.

'Geçmişte Anayasa gereği seçilmiş başbakan veya bakan var mıydı!' başlıklı bir yazı yayımlayan Uçum, "Türkiye’de parlamenter sisteme samimi bir şekilde dönüşü savunan pek siyasi mecra kalmadı." cümlesini kullanarak şöyle devam etti:

"Geriye dönüşün gerçekçi bir siyasi program olmadığı büyük ölçüde kabul edilmiş görünüyor. Zaten halkın iradesini karşıya alan, halkın iki güçlü oy hakkından birine, ya etkisizleştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla göz koyan bir yaklaşım hem gerici bir siyasettir hem de halktan asla destek görmez.

Bu bir yana geçmişte geriye dönüşü savunanların bir argümanı da parlamenter sistemde bakanların seçilmiş olduğu iddiasıydı. Tabii bakanlar seçilmişse başbakan evleviyetle seçilmiş sayılmalıydı(!). Bunlara göre sanki parlamenter sistemde halk, başbakanı ve bakanları doğrudan seçiyordu.

Anayasa’ya aykırı bu iddia muhtemelen başbakan atanacak kişinin milletvekili olmasına ilişkin hükümle ve bakanların da siyasi teamül gereği genellikle milletvekilleri arasından atanmasıyla ilgiliydi.

Elbette demokratik teamül gereği Mecliste en çok milletvekilliği kazanmış partinin genel başkanını eğer o da milletvekili ise başbakan atamak genel bir uygulama idi. Fakat siyasal tarihimizde Anayasal olarak vesayetçi pozisyonu olan Cumhurbaşkanının demokratik teamüllere aykırı atamalarına da şahit olduk. Hatta birlikte olduğu bir parti grubu olmayan tek  başına hareket eden bir milletvekilinin demokratik iradenin önünü kesmek için Başbakan olarak atandığı örnek de yaşanmıştı. 

Elbette hem eski parlamenter sistemimize hem de genel olarak parlamenter sisteme ilişkin kronik hale gelmiş hükümet krizleri başta olmak üzere söylenecek çok şey var ama şimdilik konumuz bu değil."

"EN SON BAŞBAKANLIK GÖREVİNİ YAPAN BİNALİ YILDIRIM’DIR"

Açıklamasının devamında Davutoğlu'nun avukatının kullandığı "Seçilmiş son başbakan" nitelemesinin yanlışlığına ve bu yanlış nitelemenin gerekçelerine değinen Uçum, şu ifadeleri kullandı:

"En son avukatının da dile getirdiği iddiaya göre Sayın Ahmet Davutoğlu “Seçilmiş Son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı” sıfatına sahipmiş. Belirtelim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde en son Başbakanlık görevini yapan Sayın Binali Yıldırım’dır.

"ÇOK TUHAF BİR DURUM ORTAYA ÇIKAR"

Eğer parlamenter sistemde başbakanlar milletvekilleri olmaları sebebiyle seçilmiş sayılıyorsa Türkiye’nin “Seçilmiş Son Başbakanı” Sayın Binali Yıldırım olur. Yok bu seçilmiş sayılma genel seçimlerde en çok milletvekili alan partinin, kendisi de milletvekili olan genel başkanlarına mahsussa o zaman çok tuhaf bir durum ortaya çıkar: Genel seçimlerden hemen sonra başbakan olanlar seçilmiş sayılacak, arada başbakan olanlar sayılmayacak.

"BU BAKIŞ SON DERECE SORUNLU VE ABSÜRT"

Aynı mantığı bakanlar için de yürütmek mümkün. Genel seçimlerden hemen sonra bakan olanlar seçilmiş arada bakan olanlar seçilmemiş sayılacak. Hatta tuhaflık milletvekili olan ve genel seçimlerden hemen sonra bakan olanları seçilmiş saymaya, sonra bakan olanları seçilmiş saymamaya, milletvekili olmayan bakanların ise hiç bir zaman seçilmiş sayılmamasına kadar gider. Bu bakış son derece sorunlu ve absürttür.

"NE BAŞBAKAN ‘SEÇİLMİŞ BAŞBAKAN’DI. NE DE MİLLETVEKİLLERİ ‘SEÇİLMİŞ BAKAN’DI"

İşin aslı parlamenter sistemimizde ne başbakan “seçilmiş başbakan”dı. Ne de milletvekilleri “seçilmiş bakan”dı. Halk tarafından doğrudan seçilenler sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olan milletvekilleriydi. Halk başbakan veya bakan seçmezdi. Genel seçimleri kazanmak da başbakan seçilme sonucunu anayasal olarak doğurmazdı.

"UYDURMA BİR SIFAT ÜRETİLDİĞİ ANLAŞILIYOR"

1982 Anayasası’nın mülga 109’uncu maddesine göre Başbakan, Cumhurbaşkanınca milletvekilleri arasından atanırdı. Bakanlar ise Başbakan tarafından ya milletvekilleri arasından veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından yani Meclis dışından seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanırdı. Dolayısıyla hiç bir mantıksal tutarlılığa dayanmayan, meşruiyet dayanağı olmayan ve o dönemin Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan deyim uygun düşerse uydurma bir sıfat üretildiği anlaşılıyor."

Etiketler