Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 27. buluşması, Saraçhane Parkı’yla eş zamanlı olarak Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda gerçekleştirildi.
CHP’nin 81 il başkanı, aynı saatlerde CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ADA buluşmasına yolladığı mektubu okudu.
İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, CHP Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, mağdur aileler ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen Saraçhane’deki buluşmada, İmamoğlu’nun mektubu CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından okundu.
ÇELİK VE İL BAŞKANLARI: BU HUKUKSUZLUK SON BULSUN
Çelik ve tüm CHP’li il başkanları, mektup öncesinde, “Kıymetli aileler, sevgili İstanbullular; tam 27 hafta oldu. 27 haftadır yol arkadaşlarımız, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz bırakıldılar. Aileler, her cuma günü, Aile Dayanışma çatısı altında, burada, Saraçhane'de bir araya geliyorlar. Yaşadıkları adaletsizlikleri, acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyorlar. Birbirlerine güç veriyorlar, omuz veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının aileleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri bir yıldır adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil, Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış, aynı ses yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulmalıdır. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Bu ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen güzel yüreklerin, omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı'ndan milletin refahı için, hukuk için, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz” açıklamasını yaptı.

İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU
İmamoğlu, Çelik ve 80 il başkanı tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
"Değerli yol arkadaşlarım; yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim… Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda, vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu’nun değerli insanı Tanju Özcan’ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan, Bolu’nun ve bizlerin gururudur.
"BİZİM TEK DAVAMIZ; BU ÜLKEDİR, BU MİLLETTİR"
İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde ‘dava’ dedikleri, ‘mahkeme’ dedikleri; yazanı, yöneteni belli bir ‘müsamere’ sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden, en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun.
Bizim tek davamız; bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak, hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk’ın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler, yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler. Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet, 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor.
"HUKUKSUZLUĞUN HÜKMÜ ELBETTE SONA ERECEK"
Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü yaklaşırken, bu adaletsiz süreçteki en büyük mücadeleyi veren anneleri, eşleri ve kız kardeşleri büyük bir saygıyla selamlıyor, emekçi kadınlar günlerini kutluyorum. Adalet arayışımızda kadınların varlığı, cesareti ve dayanışması hepimize çok büyük bir güç veriyor. İnanıyorum ki bu 8 Mart, adaletin gerçekten hüküm sürdüğü günlere giden yolun başlangıcı olacak. Her şey çok güzel olacak."