Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 31 Mart'ta gözaltına alınan ve dün adliyeye sevk edilen Bozbey ile 56 zanlının savcılık sorguları tamamlandı.
Bu kişilerin dışında "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlardan 14 Ekim 2025'te tutuklanan eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 8 zanlı, bu soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifade verdi.
Savcılıkta ifadeleri alınan Mustafa Bozbey, kardeşi R. Bozbey ve 51 şüpheli tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi.
Bozbey, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, diğerlerinin işlemleri sürüyor.
Savcılık, Mustafa Bozbey'in eşi S. Bozbey, kızı S. Bozbey G, kardeşi E. Bozbey ile Z.E.D, M.A.D, E.D, C.P.Ç, Y.A, F.Ç, Y.I. ve S.G'yi de adli kontrol şartıyla sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik, bu 11 şüphelinin adli kontrol şartıyla salıverilmesine karar verdi.
Şüphelilerden birinin de savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Nilüfer ilçesinde dönemin Nilüfer Belediye Başkanları Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem ile bazı belediye çalışanlarının inşaat projelerinde rüşvet karşılığında usulsüz emsal artışları yaparak kendilerine ve proje sahiplerine maddi menfaat sağladıklarının tespit edilmesi üzerine 31 Mart'ta Mustafa Bozbey'in yanı sıra eşi S. Bozbey, kızı S.G, kardeşleri R. Bozbey ve E. Bozbey ile bazı belediye çalışanları ve rüşvet verdiği iddia edilen çok sayıda iş insanının da yer aldığı 57 şüpheli gözaltına alınmıştı. Yurt dışında bulunan Ş.G. ve T.K'nin de yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenilmişti.
Ayrıca "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlardan yürütülen soruşturma kapsamında Ekim 2025'te eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 17 zanlı tutuklanmıştı.
BURSA'DA BİR GARİP SORUŞTURMA SİLSİLESİ
Halk TV Muhabiri Umut Taştan’ın aktardığına göre, soruşturmada gece boyunca kararlar peş peşe geldi ancak süreç ciddi bir bilgi karmaşasına sahne oldu. İlk etapta 11 kişi hakkında adli kontrol kararı verildiği söylendi. Daha sonra bu sayının 15 olduğu netleşti. Adli kontrol kararı verilenler arasında Side Bozbey ile Seden Bozbey de yer aldı. Geri kalan isimlerin tamamı tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mustafa Bozbey’in dosyası ise 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti. Ancak gece boyunca bu mahkemeden henüz bir karar çıkmadı. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkan isimlerden ise beş ya da altı kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Geri kalanlar hakkında tutuklama kararı verildi. 9. ve 10. Ağır Ceza mahkemelerinde ise işlemler sabaha kadar sürdü.

SAYILAR DEĞİŞTİ
Soruşturmada iki gündür 57 kişiden söz ediliyordu. Ancak gece saatlerinde tutuklu bulunan 5 isim daha dosyaya eklendi. Böylece sayı bir anda 62’ye çıktı. Bu değişiklik, hem adliye çevresinde hem de avukatlar arasında kafa karışıklığına yol açtı. Dosyaya sonradan eklenen 5 kişinin cezaevinde tutuklu bulunduğu, başka bir dosyadan zaten yargılandıkları ve mahkemeye çıkacakları belirtildi. Bu isimler arasında önceki dönem Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in de bulunduğu aktarıldı. Turgay Erdem ve Bozbey'in dosyalarının birleştirildiğini:
Gece saatlerinde mahkemeden cezaevine şu tebligatın gönderildiği belirtildi: “Bu isimleri uyandırın, SEGBİS alın.” Buna göre, cezaevindeki tutuklular gece uyandırıldı ve ifadeleri SEGBİS üzerinden alındı. Ardından onlar da tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
BOZBEY'E 40 SAATİ AŞKIN İFADE
Umut Taştan’ın aktardığına göre Mustafa Bozbey’in emniyetteki ifadesi yaklaşık 20 saat sürdü. Savcılık ve sulh ceza aşamaları da eklendiğinde bu sürenin 40 saate yaklaştığı belirtildi. Buna rağmen gece boyunca hakkında henüz bir karar verilmedi. Savcılığın, Bozbey’in tutuklanmasını talep ettiği ifade edildi. Bozbey’le birlikte toplam 52 kişinin tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği bilgisi paylaşıldı. Gece boyunca değişen sayılar nedeniyle dosyada net rakamların sık sık revize edildiğini Taştan aktardı.
AVUKATLARDAN TEPKİ
Uzun süren sorgu ve yargı sürecine avukatlar da tepki gösterdi. Umut Taştan’ın konuştuğu bir avukat, bu sürecin adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmadığını savundu. Avukatların, yaklaşık 40 saate varan ifade ve sorgu sürecine hukuk içinde bir ad bulmakta zorlandıkları belirtildi. Taştan, görüştüğü hukukçuların “Burada yüze yakın meslektaş var. Herkes ilk kez böyle bir şey yaşadığını söylüyor. Hukuken bunun bir adı yok” değerlendirmesini aktardı.
SERBEST BIRAKILANLAR DA SAATLERCE BEKLEDİ
Adli kontrol kararıyla serbest bırakılan isimlerin de hemen çıkamadığı belirtildi. Bu kişilerin, kararın ardından yaklaşık 6 saat sonra adliyeden ayrılabildiği aktarıldı. Salı günü, 31 Mart’ta gözaltına alınan isimlerin emniyetteki ifade işlemleri 3 Nisan sabahı tamamlandı. Ardından adliyeye sevk edildiler ancak işlemler gece boyunca sürdü. Seden Bozbey ile Side Bozbey hakkında adli kontrol kararı verilmesine rağmen, haber aktarılırken henüz adliyeden çıkmadıkları belirtildi. Gece boyunca avukatlar, aileler ve yakınlar adliye önünde bekledi. Umut Taştan, avukatların uykusuz ve yorgun olduğunu, ailelerin de saatlerdir adliye çevresindeki çay ocaklarında yakınlarından gelecek haberi beklediğini aktardı.
Dosyadaki sayıların sürekli değişmesi, cezaevindeki tutukluların sonradan soruşturmaya eklenmesi, SEGBİS’le gece yarısı alınan ifadeler ve bazı mahkemelerden hâlâ karar çıkmaması nedeniyle soruşturma sabaha karşı da belirsizliğini korudu.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı yolsuzluk soruşturması, Nilüfer ilçesinde yıllara yayılan ve kamu arazilerinin peşkeş çekilmesinden sığınakların ticarethaneye dönüştürülmesine kadar uzanan devasa bir rüşvet ağını gün yüzüne çıkardı. İnşaat firması yöneticisi H.A.'nın savcılığa sunduğu detaylı ifade ve belgeler; belediye yöneticileri, meclis üyeleri, paravan şirketler ve müteahhitler arasında kurulan organize rant sisteminin anatomisini gözler önüne serdi.
Bursa’nın en çok değer kazanan bölgelerinden Nilüfer ilçesi, iddialara göre uzun yıllardır sistematik bir imar yolsuzluğunun merkezi haline gelmiş durumda.
Soruşturma dosyasına giren resmi müşteki ifade tutanakları, sıradan bir usulsüzlüğün çok ötesinde; belirli firmaların kollandığı, kamuya ait yeşil alanların özel mülkiyete geçirildiği ve deprem güvenliğini hiçe sayan kaçak yapılaşmaların rüşvet karşılığında onaylandığı bir "çıkar amaçlı suç örgütü" yapılanmasını işaret ediyor.

NİLÜFER'DE 'ORGANİZE SİSTEM'
2007 ile 2022 yılları arasında Bursa’da faaliyet gösteren köklü aile şirketlerinde (Genç Arslanlar, Arslankale İnşaat vb.) yönetim kurulu üyeliği yapan H.A., sistemin nasıl işlediğini içeriden bir tanık olarak tüm detaylarıyla anlattı.
İfadeye göre, Nilüfer ilçesinde inşaat rantının çok yüksek olması, usulsüzlüklere zemin hazırladı. Kentsel dönüşüm projelerinde belirlenen emsal oranları kasten aşılarak fazlaca konut üretildi.
H.A.'nın beyanlarında, dönemin Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem, İmar Müdürü Serkan Çağlar ve çok sayıda belediye meclis üyesinin bu organizasyonun içinde yer aldığı iddia ediliyor.
Şirket tarafında ise ilişkilerin Mehmet Ziya Arslan tarafından yürütüldüğü, rüşvet ödemelerinin elden veya müşteri çekleri aracılığıyla yapıldığı belirtiliyor.
PARKLAR ŞAHISLARA DEVREDİLMİŞ
Dosyadaki en çarpıcı iddialardan biri, kamuya ait sosyal donatı ve park alanlarının hülle yoluyla şahıslara devredilmesi.
Özlüce Mahallesi 2378 Ada 15, 16, 17 ve 18 parsellerde bulunan ve Nilüfer Belediyesi'ne ait olan sosyal donatı/park alanı, iddiaya göre dönemin belediye başkanı Mustafa Bozbey'in yönlendirmesiyle, şirket yöneticisi Mehmet Ziya Arslan'ın emekli memur olan ve hiçbir mal varlığı bulunmayan dünürü Nevzat Güleneli'nin üzerine bedelsiz olarak geçirildi.
Bu devir işlemlerinde Büyükşehir Belediyesi Planlayıcısı İsmail Atakan Ayvaz'ın da aktif rol aldığı ve kamu alanının imara açılarak büyük bir iş merkezine dönüştürüldüğü ifade tutanaklarına yansıdı.
Toplam 15,9 milyar TL'lik transferin kayıtlara geçtiği organize sistemde, Bozbey'in dünürü Nevzat Güleneli'nin 1 araç ve 28 gayrimenkul edinimi bulunuyordu. Güleneli'nin adı 3 bin 115 işlemde geçerken, para akışı 157 milyon TL tutarındaydı.

PARAVAN ŞİRKETLER
Müşteki ifadesine göre, elde edilen rüşvetlerin ve usulsüz taşınmaz devirlerinin gizlenmesi amacıyla profesyonel bir aklama mekanizması kuruldu.
Bu kapsamda SERES Gayrimenkul, VEREV İnşaat ve NOVA İnşaat gibi firmalar paravan olarak kullanıldı.
Örneğin, Alattinbey Mahallesi 2775 Ada 9 parselde inşa edilen projede, rüşvet karşılığı olarak Mustafa Bozbey'e verilmek üzere iki adet dubleks dükkân ayrıldı.
Ancak bu dükkânlar doğrudan Bozbey'in üzerine değil, Muhkim Demirtaş isimli şahsa kurdurulan SERES Gayrimenkul üzerine kaydedildi.
Ayrıca, rüşvet trafiğinin sadece gayrimenkul devriyle sınırlı kalmadığı; CEPHE Mimarlık, KHG Mimarlık ve ŞENAY Mimarlık gibi firmalara "proje çizim bedeli" adı altında fahiş ödemeler yapılarak paranın yasal bir kılıfa sokulduğu vurgulandı.

400 KAÇAK DAİRE
Yolsuzluk iddialarının en tehlikeli boyutu ise insan hayatını doğrudan ilgilendiren imar afları ve yapı güvenliği ihlalleri oldu.
2017-2020 yılları arasında inşa edilen Umut Kent Sitesi (1381 Ada 2 Parsel) projesinde tam 400 dairenin kaçak olarak yapıldığı ortaya çıktı.
Bu devasa kaçak yapılaşmaya göz yumulması karşılığında, şirket kasasından "Örtülü Ödenek" adı altında yüklü miktarda paralar çıkarılarak Turgay Erdem ve Mustafa Bozbey'e teslim edildiği iddia edildi.
Daha da vahimi, hem bu projede hem de Ertuğrul Mahallesi'ndeki çeşitli projelerde (1021 Ada 7 Parsel, 1020 Ada 18 Parsel vb.), olağanüstü durumlar ve deprem anı için ayrılması zorunlu olan sığınakların dükkâna ve daireye çevrilerek satıldığı belirtildi.
Ruhsata aykırı olarak 40 metreye varan yükseklik artışları yapıldığı, ofis olması gereken müştemilatların daire olarak inşa edildiği ve bu yüzden birçok binanın hala oturum izni (iskân) alamadığı ifade edildi.
Ertuğrul Mahallesi 1027 Ada 16 parselde ise tamamen kaçak olan ve rüşvetle inşa edilen bir "hayalet iş merkezi" (Tokoğlu İş Merkezi) bulunduğu kayıtlara geçti.
"RÜŞVETE KARŞI ÇIKTIM SİSTEM DIŞINA İTİLDİM"
Tüm bu yasadışı çarkı savcılığa anlatan H.A., şirket yönetiminde bulunduğu dönemde bu usulsüzlükleri fark ettikçe itiraz ettiğini belirtti.
Kamu görevlilerine rüşvet verilmesinin suç olduğunu dile getirmesinin ardından, kendi ailesi ve ortakları tarafından sistemin dışına itildiğini, yetkilerinin zayıflatıldığını ve yasal hakları verilmeden şirketlerden uzaklaştırıldığını aktardı.
Can güvenliğinden endişe ettiğini ve karşı karşıya olduğu yapının siyasi bağlantıları olan organize bir suç örgütü olduğunu belirten Arslan, savcılıktan "Gizli Tanık" statüsünde değerlendirilmeyi talep etti.
NE OLMUŞTU?
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Bursa merkezli İstanbul, Balıkesir ve Diyarbakır'ı kapsayan 5 ildeki eş zamanlı operasyonlar, belediye tarihindeki en büyük yolsuzluk iddialarından birini gün yüzüne çıkardı. Soruşturma kapsamında, aralarında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, eşi Seden Bozbey, kızı Side Bozbey Gürer ve kardeşleri Ramiz ile Ertan Bozbey'in de bulunduğu toplam 57 kişi gözaltına alındı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından 6 ay boyunca yürütülen titiz incelemeler sonucunda, şüphelilerin "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlıklarını aklamak" suçlarına karıştıkları iddia ediliyor. Tespit edilen suça konu işlem hacminin ise tam 15 milyar 951 milyon TL olduğu belirlendi.
Soruşturmanın merkezinde, Mustafa Bozbey'in Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde akrabaları ve yakınları üzerine kurulan paravan şirketler yer alıyor. Rüşvet olarak alındığı iddia edilen taşınmazların devredildiği Verev İnşaat, Seres Gayrimenkul, Tiba Mimarlık, Fide Özel Eğitim, Bozbey İnşaat Sanayi, Perçem İnşaat ve Kafkas Tur Oto Kiralama şirketlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atandı. Bu şirketler üzerine kayıtlı 213 taşınmaz ve 35 lüks araca el konuldu.
Bozbey dahil 57 kişi 3 Mart Cuma günü tutuklama talebiyle adliyeye sevk edildi.