Ne ekersen onu biçersin!

18.Haziran.2017

Layık görüldüğümüz iyiliklerin ve ya kötülüklerin, kendi hal ve hareketlerimizin, kendi çalışmalarımızın bir sonucu olduğunu bilmeliyiz. Topluma, ülkeye ve millete kazandırdıklarımıza, verdiğimiz hizmetlere bakarak bizi bazı görevlere layık görürler. Ülkeyi yöneten kadroların yani istikrarlı iktidarların, uzun süre toplumun teveccühüne layık olmasının sırrı, burada yatmaktadır. Evet, layık olmak...

Bundan 57 yıl önce, milletin teveccühüne mazhar olan ve on yıl gibi bir süre iktidar olan DP. Parti kadroları, maalesef milletin egemenliğini hiçe sayan cuntacılar tarafından iktidardan uzaklaştırılmışlardı. Yaşananlar tam bir kepazelikti, düşmana dahi yapılmayan hakaret ve zulümler bir yana, idam sehpaları kurularak toplum susturulmaya çalışılmıştı. (Yıl dönümü dolayısıyla kısaca değindik) Toplum hayatımızda kötüler, kötülük yapanlar er geç cezalarını çekerler.

İyiler ise, türlü şekilde, türlü yol ve yöntemlerle mükafat görürler. Şunu biliniz ki, iyi niyetle attığımız her adım, yaptığımız her iyi ve güzel iş, er ve ya geç yüzümüzü güldürecektir. Bazıları, karşılaştırdıkları zorluklardan yakınır dururlar. Yalnız kendini düşünmenin, benclliğin gizemli ihtirasına kapılan insanoğlu, dünyayı kendi arzularını fazlasıyla doyurabileceği bir ganimet sofrası sanır.

Eğer vicdan, irade ve eğitim, o büyük güçlerini göstermediği sürece kötülükler kara bir bulut gibi benliğimiz ve dünyamızı saracağı muhakkaktır. Bazan işlerimizin gönlümüzce olmadığına, çalışmalarımızın meyvelerini alamadığımıza üzüldüğümüz olmuştur. Bunların gerçek sebepleri üzerinde durmamız gerekirken, aksine koyu bir karamsarlığa kapılırız. Hayatımızda hangi işi yapıyor olursak olalım, atacağımız ilk adım önemlidir. Onun içindir ki, ilk adımları atarken çok dikkatli olmalıyız. Yersiz düşüncelelerle, yanlış davranışlarla, çevremize, milletimize ve ülkemize zarar vermekten kaçınmalıyız. Lütfen dikkat buyurunuz!

Toplum yaşamında, toplumun her bir ferdi kendi içindeki kötülük tohumlarını yok etmeyi başarabildiği takdirde, bu dünyada kötülük denen şeyler de ortadan kalkacaktır... Ekonomisi zayıf bir millet, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz, toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. Herkes bilmelidir ki; ekonomik kalkınma, Türkiye’mizin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir. Tam bağımsızlık ancak ekomik bağımsızlıkla olur. İşte tüm bu gerçekleri bilmesi gereken siyasi partiler, ülkeyi dışa karşı zaafa düşürecek uygulamalardan, eylem ve söylemlerden özellikle kaçınmalıdırlar.