Ev yıkan kurbağa

08.Temmuz.2017

Mesafelerin kısaldığı, eskiden uzun zaman alan işlerin şimdilerde işten bile sayılmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Arkadaşlara mektup yazmak için akşam eve geldikten sonra zaman ayırmamız gereken zamanları geçtik, kırmızı ışıkta durduğumuzda cevap vermemişsek sitem dolu sözler duymaya alıştığımız bir dönemden geçiyoruz. Zaman gittikçe daha kıymetli oluyor. Bunun sonucunda daha hızlı düşünmek, daha hızlı karar vermek ve gereksiz detaylarla uğraşmamak istiyoruz. Şüphesiz, bunun birçok iyi tarafı var.

Öte yandan, bu pragmatizmin bizi analizden ve kavramlar arasındaki ilişkileri aramaktan biraz uzaklaştırdığı da kesin. Duvardaki düğmeye basınca sadece ışık yanıyor diye, mahalledeki kediyi kovduğumuzda sadece miyavlama sesi kesilecek sanıyoruz. Ya da salataya limon sıktığımızda daha ekşi bir tat oluşacağına emin olduğumuz gibi, bir göle getirip o coğrafyaya ait olmayan bir balığı attığımızda daha renkli bir göl oluşacağını düşünüyoruz. Bilginin artık her yerde olması, ona ulaşmanın kolaylığı bizi uzman olmadığımız konuların da bilirkişisi yapıyor.

Oysa realite, özellikle ekolojik realiteler, hiç kimsenin hobi seviyesindeki bilgileri ile anlayamayacağı kadar kompleks olabiliyor. Konuya ilişkin en iyi örneklerden biri Mısır'dan: Mısır'da bir dönem, bitkisel liflerden yapılan geleneksel çatıların aniden çökmeye başladığı gözlemlenmiş. Yüzyıllardır var olan bu geleneksel dokunun nasıl böyle aniden yok olabildiğine kimse anlam verememiş.

Geleneksel mimarinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması, bir dizi araştırma yapmayı gerektirince; iş Nil Nehri'nin kıyılarında bulunan bataklık alanlara kadar gelmiş. Sivrisinek ve koku sorunu, bunun yanında su kullanım amaçlı setlerin yapımıyla ortadan kalkan sulak alanlar, önceleri herkesi mutlu etmiş. Bu alanlar ortadan kalkınca, buraya gelen sucul kuşların yaşam alanları yok olmuş. Bu kuşlar gelmeyince beslendikleri kurbağa sayıları artmış. Kurbağa sayıları artınca onların beslendikleri sivrisinek ve bataklık böcekleri azalmış. Bu bataklık böcekleri azalınca, böceklerin beslendikleri kurtlarda ciddi bir artış olmuş.

Normal koşullarda sayıları "sistem" nedeniyle dengede olan kurtlar o kadar çok artmış ki, yaşamak için evlerin çatılarında bulunan bitki lifleriyle de beslenmek zorunda kalmışlar. Yani; kokusundan kurtulmak istenen sulak alanlar, insanların başına çöken çatılar olarak geri dönmüş! Değişen şartlar, artan enerji ihtiyacı, yükselen konfor beklentisi gibi bu döneme ait yaklaşımları kabul etmek her aklı başında insanın yapacağı bir şey olmalı. Büyüklerimizden "3 saat yürüyerek okula giderdik" hikayelerini dinlemiş bir nesil olarak, 2. kata asansörsüz çıkamıyorsak, elbette bunun da bir bedeli olmalı.

Ama unutulmaması gereken çok önemli bir konu daha var; Ekoloji milyonlarca yılda, milyonlarca farklı parametre arasında oluşmuş çok karmaşık bir yapıyı ifade ediyor. Ve onu anlamak ve hakkında yorum yapmak için iki televizyon programı seyretmek ve -bu da dahil olmak üzere- aktüel dille yazılmış birkaç yazı okumaktan çok daha fazlasına ihtiyaç var. Düşmekte olan bir uçakta yer kavgası yapmanın hiç kimseye bir faydası olmayacak!