Zevk alın beyler

10.Ekim.2017

Evet, dördüncü haftayı da geride bıraktık. Dünyayı içine hapseden futbol sektörü toplumların vazgeçilmez argümanı. Futbol Türkiye’nin ve özellikle Trabzon’un en yalın gerçeği. Futbolla yatıp kalkan bir şehir olarak ülkenin en iyisi olmamıza rağmen bu işten ne zevk alabiliyoruz ne de potansiyelin karşılığını.

Çünkü yaptığımız işten hoşnut olmuyoruz, gereksinimlerini yerine getiriyoruz. Son yıllarda “Trabzon’dan futbolcu çıkmıyor” cümlesini her kesimde sıkça duyuyoruz. Ama gerçek öyle değil. Aslında yetenekli futbolcu çok. Türk futbolunda Süper Lig, 1.Lig ve diğer profesyonel liglerde olmak üzere her kulvarda hatırı sayılacak kadar oyuncu amatörden, altyapılardan yetişiyor.

Peki bu, Trabzonspor’a yansıyor mu, bu son bir iki sezonda mecburiyetten yansımaya başladı. O halde neler oluyor? Trabzonspor ve profesyonel liglerdeki ekiplerimizin durumları ortada. Çok ciddi paralar harcanarak ekipler kuruluyor. Ve ortaya çıkan tabloda değişen bir şey olmuyor. Amatör takımlarla aralarında pek farklılıklar olmuyor.

Bu durumu amatör ekipler ve amatörde top koşturan gençler avantaja çevirebiliyor mu? Tabii ki hayır. Çünkü altyapıdaki eğitimi doğru veremiyoruz. Doğaçlama geliştiğimiz için bir yığın bilgi eksikliğiyle büyüyoruz. Hal böyle olunca da A takım düzeyinde yeteneklerimizi pratiğe çeviremiyoruz. Bunları bir kenara bırakacak olursak...

Hadi bunları başaramıyoruz. E bari futbol bu zevk alalım. Yok! Bunu da başaramıyoruz. Her maç ayrı bir kaide. Tribünde ayrı, saha içinde ayrı. Maçlarda küfür, gerginlik. Herkes her şeyi biliyor. Ama kimse kimsenin görüşüne saygı duymayı bilmiyor. Böyle olunca da ortaya bu tablo çıkıyor. Maçları ne izlerken ne oynarken ne yönetirken zevk alıyoruz. Türk futbolunun lokomotifi olan bir şehir olarak Türk futbolunu yönetemiyorsak bırakın kavgayı, gürültüyü, küfrü de bari içimizde zevk alalım.