O bir efsane!...

17.Ekim.2017

Şimdi ki kulüpleri batıran nefes alamaz duruma düşüren yetmezmiş gibi kulüp bana mahkum kalsın diye kendilerine borçlandıran, delege yapılarını kendilerine göre dizayn eden başkanları görünce onu bir kez daha yazmamak mümkün olmuyor

Trabzonspor’un unutulmaz onursal başkanının hakkını nasıl teslim edeceğimizi düşünemiyorum...

Hey gidi günler hey..

Trabzonspor’un başını sokacak kulüp binası yokken...

Trabzonspor ekonomik olarak bitmiş, kendine bir kurtarıcı ararken...

Trabzonspor Şampiyonluklar kazanmasına rağmen İstanbul’da büyüklüğünü tescil etmeyenlerle masada mücadele edemezken...

Geldi...

Bir kurtarıcı olarak eline aldığı Trabzonspor bayrağını İstanbul’da Fenerbahçe , Galatasaray ve Beşiktaş’ın başı dibine dikerken ”ARTIK TRABZONSPOR’UN BÜYÜKLÜĞÜNÜ KABUL EDİN” diyerek meydan okudu...

ÇÜNKÜ OADAM!..

Kulübün bugünkü gibi beş kuruş yayın geliri gibi gelirleri yokken kendi cebinden inanılmazlar paralar vererek kulübü kimseye muhtaç etmedi...

Kongre hesabı yaparak tek bir üye yaptırmadı..

İstanbul kulüplerinin dahi tesisi yokken adinin verildiği muhteşem tesisleri Trabzonspor’a kazandırdı..

Masaya her zaman yumruğunu vurarak ses getirdi..

İstanbul kulüplerine transferde meydan okudu.

Kulüplerin yayın gelirleri yayıncı kuruluş pazarlığında liderlik yapması ondan istendi..

Trabzonspor onunla TFF kongrelerinde güçlü konuma geldi...

Ulusoy’un uzun süre TFF Başkanı olmasında arkasında güç o oldu..

Yemedi, yedirdi hep...

Karşılıksız verdiği paraların hesabı bir yapılsa ne rakamlar ortaya çıkar ne? Büyük sevgi ve saygı duyduğu dönemin Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba’nın bile kulübü yönetmek için ondan karşılıksız para aldığını bilen biriyim..

ÇÜNKÜ O ADAM!..

Sert görünen çok duygusal adam O..

Onun yanında kimler zengin kimler para sahibi olmadı ki!..

Yöneticiliği kabul etsin, para kazansınlar diye yöneticilere bile iş verdi...

Bırakıyorum dediği zaman gelmediği Trabzonspor kongrelerinde kulüp maceracıların eline geçmesin diye gıyabında başkan seçildi..

Arabasına hayran kalan zamanın teknik direktörüne o arabayı dahi hediye eden bir başkandı...

Spor Bakanı oldu...
Tarih yazdı...
Futbolda özerkliği getiren bakan oldu..

Ömrü boyunca hem dik durdu...

Hep korkusuz yaşadı.. Kendisine bakan olduğu bir dönem sorulan ”Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker ile fotoğrafları“ konusunda “Onlar benim hemşehrim, kardeşim ne oldu” diye susturan kocaman yürekli bir adam oldu..

ÇÜNKÜ O ADAM!..

Dara düşen dostları icin ce- binide aştı gönlünüde....

Yaşamı boyunca hiç ama hiç kimseye minnet etmedi..

Hiç almadı, hep karşılıksız verdi..

Biri Antalya Beldibi, diğeri İzmir Çeşme’de yaptığı muhteşem tatil köylerinde dostlarını hep karşılıksız ağırladı ve ağırlıyor..

Kapısını çalanları hiç boş döndürmedi.

Bugün Türkiye’nin her yerinde büyük saygınlığı ıle gurur veriyor..

Yani unutulmuyor..

Çünkü O ADAM..

Doğru bildiğini yapmaktan hiç çekinmedi

Türkiye’nin nesli tükenen adam gibi adamlarından biri O.. Trabzonspor’da başkanlığı bırakırken kulübün gelir gider dengesi eşitti.

Borcu yok gibiydi..

Şimdi 800 milyon (trilyon) Bugün Türk futbolunu yönetenlere, kulüplerini batıran başkanlara ve o gözü gibi baktığı ama küstürüldüğü Trabzonspor’un düştüğü durumu görünce O’nun yaşayan bir efsane olduğunu anlatmamak mümkün mü?

O ADAM MEHMET ALİ YILMAZ...

Allah sağlıklı uzun ömürler versin...

Ve Trabzonspor’da durumu görünce önerimi yapıyorum;

Bir mutabakat yönetimi yapılmalı.

Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz başkanlığında Trabzonspor’un bütün renklerini buluşturacak kulübü rayına oturtacak, Türkiye’de ses getirecek, ağırlığı olan ve herkesten saygı gören bir yönetim teşkil edilmeli...

Bir, iki yıllık geçiş yönetimi ile Mehmet Ali Yılmaz Onursal başkanlık görevini yaparak bayrağı taşıyacak bir başkan ve yönetime “Hadi arkanızdayız” diyerek yol verecek..

Bu işe biri öncülük etmeli... Artık bu işin şakası yok... Seni beni diye kişisel ihtiras yapacak durumuda yok.

Kendi kendini yiyip bitiren Trabzonspor camiası, Trabzon şehri artık kulübü eski fabrika ayarlarına döndürecek bir güçlü bir başkan ve yönetimle taşları yerine oturtmalı..

Yoksa Vah gidene olur..

Herkes altında kalır!..