Beş deseydi TFF...

13.Ekim.2017

Milli maç sırası yazar konuşulur, iki güne unutulur. Senin takım, benim takım, vur altını, tut üstünü bıraktığın yere dönülür. “Türk futbolu bitmiştir” gerçeği üstü örtülemeyecek kadar ayan beyan ortadadır, yetkililer yeni kurbanlar için hazırlık yapar. İhtiyar Rumen dişlinin arasındadır, birkaç maça yeni kurban için hazırlık yapılır... Adam ne yapacak? Ukrayna maçına koşan, diri, dinamik olanlardan kadro yaptı, top görmeden yenildik.

Hırvatistan maçında tekniği yüksek, ayağında top tutabilenlerden kadro kurdu; 7-2 yenilmemiz gereken maçı 1-0 kazandık. Aynı kadroyu İzlanda’ya çıkardı; ne kadar çaresiz olduğumuzu utanarak izledik... Boş boş konuşuyorlar, o oynasaydı, bu oynasaydı, şu taktik, bu kurgu, Ali çıkar Veli girerdi...

Olmuyor kardeşim görmüyor musunuz? Aha Finlandiya maçı! Oynamayan kaldı mı? Ne edecek teknik direktör, galaksiden taktik mi transfer edecek? “Siz kendinizi değiştirmedikçe ben sizi değiştirmem” der ayette. Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuçlar beklemek “aptalların” işidir bilmeniz gerek. Doğru sandıklarımız yanlışmış demek ki. Hareket doğrusunu yeniden yazmamız gerekiyor...

Futbolcu yetişiyor bu ülkede, siz oynatmıyorsunuz, önünü açıp geliştirmiyorsunuz. İmkansızlıklar içinden, yıllar harcayıp gelen çocuklara kapıyı açmıyorsunuz. İBB alt yapısında çalışıyordum. 24 çocuktan biriydi Mahmut Tekdemir. Kural çıkarmıştı: TFF alt yapıdan bir kişi almak zorunlu. İlk on birdeydi çocuk. Oynayanların en iyisi de değildi. En az Mahmut kadar yetenekli, olabilir özelliği taşıyan bebeler vardı.

Bizi bıraktım, rakiplerde bizden çok daha iyileri vardı. Hepsi alt liglere düştü, sadece Mahmut Tekdemir. Orta sınıf bir ailenin çocuğu, aç susuz, cebi delik bir umut koşturuyordu. Bir kural koymuştu TFF, bir değil de beş deseydi TFF, bir düşünün. Prof takım imkanlarının içine giriyor çocuk. Karnı doyuyor, dolmuş, metro, gemi, tramvay, antrenmana yetişmek için ecel teri dökmüyor. O kültürün içinde kendini geliştiriyor. Çok zor değil futbol oyunu, hangi birini sistemin içine soksan, fırsat versen oynar. Kas yığını, futbol zekası kıt kara adamlardan bıkmadınız mı?

İçerdeki yerlerde sürünürken, kulübede 5-6 yabancı oturur mu? Sihirli cümleyi fark ettiniz mi? “TFF 5 deseydi” bir düşünün neler olurdu. Talep karşılama yeri olmaktan kurtulurdu, şehrin nabzını tutma, etkilileri memnun etme, siyasetin oyuncağı olmaktan kurtulurdu alt yapı. A takıma futbolcu yetiştirme mecburiyeti torpilli çocuk, torpilli hoca çirkinliğinin önü kesilirdi. Alt yapıya yatırım yapılmıyor asla doğru değil.

Öyle organizasyonlar var ki yok yok oralarda. Tüm hocalar kötü yetiştiremiyorlar da doğru değil. Mikrofondan eleştirenlere bakmayın siz, oynatmayan onlar, fırsat vermeyen, nesilleri yok eden onlar. Usta konuşuyor çareyi biliyormuş da, söylemiyormuş gibi. Ya arkadaş sen ve senin gibiler ne zaman riske girdiniz, hangi bir çocuğa güvenip sahaya sürdünüz? Yok öyle bebeyi bacadan sokmak, ön kapıdan içeri alacaksın. Yedek muamelesi değil yıldız muamelesi yapacaksın. Çocuk senin gözlerinin içine bakmayacak, sen onun gönlüne gireceksin, formanın sahibi olduğunu hissettireceksin. Beş yıllığına beş diyebiliyor mu TFF?

Bakın o zaman neler olur. Avrupa’ya kimle oynarsa oynasın, kendi ligine mecburiyet koyabiliyor musun? On maç, yirmi maç oynatma mecburiyeti, sonradan kıyıdan köşeden değil, ilk on birde beş 20-21 yaş altı Türk evladı... Bir süre eksiklik göstersinler, herkese aynı kural bir şey fark etmez. Bu ayıları kullanıyoruz da ne oluyor? Ayrıca yabancının iyisine kim laf söyler? Yabancının da bir kriteri olsun. Şehremini’deki saatçiler kulüpleri istila ettiler...