Referandum süreci kardeşlik süreci olmalı

14.Şubat.2017

Cumhurbaşkanı referandum evrakını imzalayarak, referandum süreci resmen başladı. 16 Nisan 2017 sandığa gidiyoruz. Sandık tarihi kesinleşmeden, kesinleşen sözler hemen öne çıktı. Evet diyecekler hayırlı günler, hayırlı cumalar veya hayırlı kelimeler kendilerine yasakladılar.

Aynı şekilde ‘Hayır’ diyecekler de ‘Hayırlı’ cümlesini kullanmaya gayret ediyorlar. Belli ki çok seçim strateji yüksek bir referandum süreci yaşayacağız. Bir taraf sistem  değişikliği, diğer taraf rejim değişikliği ve bölünme siyaseti ile milletin önüne gidilecek.

Evet tarafından, Hayır tarafında olmak anayasal bir haktır. Anayasayı değiştirmek için bir hak kullanacağız. Sonuç milletin dediği olacak. Bu dönemde birbirimize olan saygımızı kaybetmemek lazım. Çok iyi propaganda yapan kararsızları etkileyecek.

Görünen kararsızlık evet eğiliminde. O zaman evet dedirtmek için gerekçeleri donanımlı ve güzel üslupla anlatmalı. Referandum maddesi olan 18 maddeyi okumadan sahada olanlar fanatizmi destekler. İyi ve güzel bir süreç bilgiden geçer.

Bu konuda Nihal Bengisu güzel yazdı: Normal olan sandık gününe kadar beklemek, düşünüp taşınmak değilmiş; bu sanki abesle iştigalmiş gibi yapan medya trollerini esefle izliyoruz.

Normal olan halka götürülecek teknik bir soru değilmiş gibi yapanları... Sistem değişikliği hayati bir konu değilmiş gibi, mevzuyu “Güçlü Türkiye istiyorsan ‘Evet’ dersin, demiyorsan demek ki güçsüz Türkiye istiyorsun, yani hainsin” mugalatasına vardıranları...

İşleri güçleri zekâmıza hakaret. Zira, hâlâ söz konusu Anayasa değişikliğiyle, yani “güçlü yürütme” ile “güçlü Türkiye” arasında anlamlı bir bağ kuran ikna edici bir argüman duymuş değiliz.

DOĞRU TUTUM BU DEĞİL

Referandumun kaderini belirleyecek olanın AK Parti ve MHP oyları olması muhafazakâr, dindar, milliyetçi tabanı konsolide etme gayretini teşvik ediyor. Kampanyanın bu gayret üzerinden şekilleneceği az çok belli.

Ancak kampanyanın erken ve aceleci figürlerinde farklılıkları şeytanlaştıran, AK Parti’ye gönül vermiş, Erdoğan’ı daha yıllarca Cumhurbaşkanı görmek isteyen ama sunulan modeli zamansız, yetersiz, istismara açık bulanları “hain”leştirme çabası içeren bir gayret gözlemliyoruz. Böyle şiddet ve itham dili içeren bir gayret “Evet”e teşvik etmeye mukadder midir?

Mukadder dahi olsa, bu yolla gidilen bir “Evet”ten nasıl bir sosyolojik siyasi uzlaşma çıkar, koskoca bir soru işareti.

Kaymakamlar, rektörler, milletvekilleri birbirlerini isimleriyle davet edip “Evet” dedirtti örneğin. Aralarında “Evet” demesi haber değeri teşkil eden tek bir Allah kulu olmadığı gibi, ünlülerin, sporcuların işin içine çekilmesi için de daha çok erkendi.

Dolayısıyla rasyonel değildi. Hoş daha beterleri de oldu. Köşe yazarlarının tweet’lerinin altına “Şimdi evet diyorsun da bakalım yarın sandığa gidince de evet diyecek misin? "