Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rahatsızlığı!

11.Ağustos.2017

Sayın Erdoğan’ın en rahat konuştuğu hatta dertleştiği yerdir baba ocağı RİZE. Bu rahatlık içinde de, “RAHATSIZLIĞININ ne olduğunu” en açık biçimde Rize‘de ortaya koydu.

Asıl rahatsızlığı dışında dile getirdikleri ise tribüne yönelikti... Nitekim öyle oldu. Erdoğan kendilerini ÇEVRECİ ilan edip “beton yapılaşmadan” şikâyet edince müthiş bir alkış aldı. Hâlbuki aynı konularla ilgili şikâyetleri yıllardır gündeme taşıyan MUHALEFET, sözde “çevreci” olduklarını iddia edenlerden hiçbir destek görmedi. Böyle olunca Sayın Erdoğan’ın “ Ayder Yaylası bizim temsilimiz olamaz, Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka. Biz Ayder’i rezil ettik, kirlettik .” itirafını, Trabzon’un “yağmalanan” BOZTEPE”si içinde söylemesini bekledim. Duymadım. “ Biz BOZTEPE’yi rezil ettik, kirlettik ” şeklindeki bu İTİRAF muhtemelen seçimlere kaldı.

Gerçi “ AYDER’i rezil ettik!” söylemi bir itiraftan öte, bölgenin yeni bir “yapılaşma sürecine” gireceğinin ön konuşmasıydı... “ Ayder’in akibeti ne olacak ?”derseniz. “Kentsel dönüşümle” toprağı el değiştiren ve kazancını yabancı sermayeye kaptıran yöre halkının, bundan böyle patron değil, hizmetli konumunda kalacağı açıktır. “ ANLIK KAZANÇLAR UĞRUNA GÜZELLİKLERİN TAHRİBİNE MÜSAADE ETMEMELİYİZ ” diyen Sayın Erdoğan’a sormak isterim: Malın ve emeğin gerçek sahibi yöresinden uzaklaştırılınca, kimi kalkındırmış olacaksınız? O toprağın “ tabii ve beşeri” GERÇEK ZENGİNLİĞİNİ kim koruyacak ? Mevcut TURİZM hamleniz yöre insanına, ufak tefek işletmeler dışında bugüne kadar ne kazandırdı, yarın ne kazandıracak? Sayın Erdoğan iktidara ve devlete yapılan ihaneti nasıl affetmiyorsa dilerim ki, bölge insanına, toprağına ve yeşiline yapılan ihaneti ve bu ihanete zemin hazırlayanları da affetmez. Gelelim Sayın Cumhurbaşkanının Rize’ye geliş nedenine, gelmişken de Trabzon’u ziyaret etmesi konusuna... 

Hatırlarsanız Sn Erdoğan daha 16 Nisan akşamı “ ASIL İMTİHANIMIZ 2019 KASIM’DA ” “ Önemli olan 2019 seçimleri ” diyerek teşkilatlarına seçimlere “hazırlanın” talimatını vermiş, 2017 yılını değişim, 2018’i icraat, 2019’u da seçim yılı olarak ilan etmişti. Şimdi “ Gerek bakanlarımız, gerek belediye başkanlarımız, gerek teşkilatımızın tüm elemanları, belediye meclis üyelerimiz, ‘ben belediye başkanıyım’ yanından, havasından geçilmiyorsa yandık yandık.” diyerek açıkça suçladığı yöneticilerinden ve teşkilatlarından RAHATSIZ olduğunu görüyoruz. Özellikle parti yönetiminin (menfaat grupları dışındaki) toplumla eskisi gibi diyalog kuramadığının farkında ve ENDİŞELİ! Kısacası Cumhurbaşkanının en büyük derdi sen-ben (kentim) değil, seçim ve beraber yürüdükleri...

Yeni yol arkadaşları aradığı kesin! Başkana kolaylıklar dileyelim. Bizlerse hiçbir hesabın içinde olmadan “TRABZON’UMUZUN ve ÜLKEMİZİN SORUNLARINI” yazmaya/konuşmaya ve de çözümler üretmeye devam edelim. Siz duyarlı dostlarımdan destek bekliyorum!