Bakan Soylu ile kim gurur duymaz!

30.Ağustos.2017

Sosyal medyada İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile ilgili yaptığım bir tespit çok ses getirdi. Bazı önemli mesajlar aldım. Böyle olunca daha detaylı bir analizi gazetemizde sizlerle paylaşmak istedim. Demiştim ki;

Türkiye'nin yüz akı olarak terörle mücadelede tarih yazıp milletin hayır duasını almaya devam eden İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile hangi Trabzonlu gurur duymaz?

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zorlu, en kritik döneminde içişleri bakanlığı yapmak ve bütün milletin desteğini arkasına almak hangi babayiğidin harcı?

Şöyle bakıyorum...

Bakanlığın ışıkları her gün gece yarılarına kadar açık.

İki, üç gün dinlendiği yok!

Gece gündüz koşuyor.

Bir doğuda, bir güneyde...

Şehirde de var, ilçede de, köyde de, dağda da...

Polisimiz, askerimiz alışılmışın dışında bir İçişleri Bakanı ile tanışmış, onunla büyük güven ve moral sahibi olmuş!

Hep onların yanında...

Tendürek Dağlarına çıkmış...

Güneydoğu halkını, yöresini onun kadar ziyaret eden bir bakan hiç olmamış...

Bölge halkı, esnafı bir bakanı kapısında onunla görmüş, onunla konuşmuş ve dertleşmiş.

Bakın şöyle!

En kritik bakanlıkta olmasına rağmen muhalefet bile ona yönelik tek bir eleştiride bulunmuyor.

Çünkü hakkın teslimi var!

Vallahi bir yıldır Ankara'dayım.

Başkent dahil bazı şehirleri geziyorum, vatandaşın sesini dinledikçe Bakanımız Soylu ile bir Trabzonlu olarak gurur duyduğumu söylemesem haksızlık ederim.

Türkiye onu büyük bir sevgi ile bağrına basıyor...

Fakat

Trabzon'da muhalefet değil ama kendi partisinde ben hesabı yapan, onu istedikleri gibi kullanamayan bazıları kapalı kapılar ardında senaryo yazıp film atıyor!

Kim mi?

Herkes kendini bilir!

Bakanın çok yoğun programları nedeniyle Trabzon'a fazla gelemeyişini fırsat bilenler meydanı boş bulmuşlar!

Bakan geldiği zaman var olan, gittiği zaman kaybolan ve sürekli kulis atan öyle kişiler var ki resmen kapıya konulmalı demek ağır olmaz! Sanki Ankara'dan duyulmuyor!

Herkes şunu iyi bilmeli ki, başta Bakan olmak üzere herkes her şeyin farkında...

Hani racon olayı var ya...

Trabzon AK Parti’de "racon" kesilecek çok adam olduğu gözlemleniyor.

Söylenecek çok söz var!

Bu adam sizlerle mi yoksa Türkiye'nin önünde terörle mücadeledeki keskin yolları geçmekle ya da Trabzon'a hizmet getirmekle mi uğraşsın?

Ne değer bilmez, ne kişisel ihtiras sahibi insanlarsınız diye isyan etmemek mümkün değil!

Bakan Soylu'nun iyi niyetine, vakur duruşuna ihanet ile cevap vermek isteyenler bilsinler ki maskeleri düşüyor!

Bakan Soylu'nun iyi niyetini suistimal ederek suyu bulandırmak isteyenlerin çabaları nafile...

İşte bunları yazmıştım.

Çok ses getirdi. Bir düşünün Bakan Soylu'nun hakkını teslim ettiğimiz bu sosyal medya analizine CHP eski milletvekili, eski belediye başkanı Volkan Canalioğlu bile duyarlılık göstererek beğendi. Diyeceğim şu:

Bu şehrin bir bakanı var. Hem Türkiye’de hem de Trabzon’da güçlü...

AK Parti’de siyaset yapan eski ve yeni kim varsa Bakana göre hiza almalı...

Çünkü takım kaptanı o.

Onun nezaketli davranışlarını kimse suistimal etmemeli.

Trabzon’da yapılan her faaliyetle ilgili ondan destek isteniyor ve kapısı çalınıyorsa herkes de pozisyonunu ona göre ayarlamalı.

Soylu bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en güvendiği adamların başında...

Trabzon’da Güneydoğulu alimlerle kardeşlik projesi ve o bölgelerden Kur’an kurslarına öğrenci getirilmesi dahil her işte onun desteği ve tavsiyesi var.

Terörle mücadelede tarih yazılıyor...

Trabzon'a gelirsek, bütün büyük projeler yol alıyor.

O nedenle Trabzon'da AK Parti’nin atacağı her adımda, olumlu olumsuz her olayda kaptan olarak o sorumlu ise, yapılacak her faaliyette onun onayının alınması, siyasi zorunluluğu bıraktık bir nezakettir, saygıdır...

Birileri dönme dolabı bıraksın!

Kimse partide kendine ayrı bir yol ve rol biçmesin.

Daha önce hangi partiden olursa olsun bakanlık yapanlar da bu ilkelere dikkat etmişlerdir.

Başta kendi teşkilatları olmak üzere saygıyı beklemişlerdir.

Şimdi aykırı bir davranış içinde bulunanlar duvara toslayacaklarını bilmeliler...

Siyasetin illerdeki en üst temsilcisinin il başkanı olduğu da unutulmamalıdır.

O nedenle il başkanı ihtiyaç duyulan her faaliyette bakanla istişare içinde parti tabanına etki sahibi olmalıdır.

Öte yandan görülüyor ki belediyeler arasında da bir birliktelik görüntüsü yok!

Herkes kendi derdinde.

Belediyelerin, eski-yeni siyasetçilerin her faaliyetinin partiyi besleyip büyütmesi lazım, kendilerini değil...

Bu da ancak parti ilkeleri ve Bakanla birlikte yürümeyi gerektirir...

Ama nerede!

Yani;

Cumhuriyet tarihinin en kritik döneminde bir tarafta PKK, diğer tarafta IŞİD, öteki tarafta FETÖ ve ülkenin güvenliği için mücadele eden Bakana herkes omuz vermeli, sadakat göstermelidir.

Bu şehrin siyaseten hakkının hukukunun korunması açısından kaptanının Bakan Süleyman Soylu olduğu unutulmamalıdır.

Önce kendi partisindeki bazı zihniyetler bunu bilmelidirler.

Sahaya önde kaptan, arkasında takım arkadaşları çıkar...

Tribünler de güç ve moral verir.

Var mı anlamayan?