Otistik çocukların eğitimi

27.Temmuz.2017

Sağlık ansiklopedisine baktım otizm nedir diye. Otizm, insan yaşamının ilk üç yılı içinde ortaya çıkan  ve yaşamı boyunca devam eden bir hastalıktır.

Sosyal iletişimde sorun yaratan, tekrarlayıcı davranışları olan ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösterir. Dünyada her 110 çocuktan biri bu hastalığın pençesine düşmektedir. Bu sayı da bizi ürkütüyor.

Bu kadar ciddi ve bu kadar ileri derecede insanı etkileyen hastalık karşısında devletler, o insanın normal yaşamı için ne gibi önlemler almaktadırlar? Bu çocukların eğitimine ilk yaşlarda başlanması gerekir. MEB’e bağlı özel eğitim ve uygulama merkezlerine, uygun sınıf ve eğitici olan devlet okullarına veya özel kurumlara gidebiliyorlar. Otizmli çocuklar yararına etkinlik oluşturan kuruluşlar bu çocuklar için çeşitli etkinlikler düzenleyerek farkındalık yaratmaya ve maddi olanak sağlamaya çalışıyorlar.

Tanıyı elbette ki bu alanda uzman doktorlar koyacaktır; ama tedavisini yine bu alanda iyi eğitilmiş öğretmenler yapacaktır. Bu hastalık kişiden kişiye değiştiği için bu çocuklarla özel ilgilenilmesi gerekiyor. İçlerinde çok zeki olanlarla tek başına yemek yiyemeyenleri aynı kefeye koyarsanız havanda su dövmüş olursunuz.

Bu nedenle uzun süreli eğitimleri için iyi eğitimli öğretmenler gerekir. Ülkemizde devlet okullarında onlara uygun sınıflar ve iyi eğitilmiş öğretmenler oldukça azdır. Özel eğitim kurumlarına verecek ücreti olmayan ailelerin çocukları ise bu özel eğitimden yoksun kalmaktadırlar. Ülkemizde yaklaşık 350 bin otistik çocuk vardır.

Ama yine tekrar ediyorum bu kadar ciddi rakamı karşılayacak alt yapımız maalesef yoktur. Ne yazık ki 350 bin çocuktan sadece 26 bini gerekli eğitimden yararlanabiliyor.

Bunun yanında göstermelik olarak bu çocuklar okula kayıt ediliyor ama o okulda onlara ait ne özel bir sınıf ne de onları eğitecek öğretmen var. Uzmanlara göre bu çocukların sürekli eğitim alması gerekiyor ki bu süre de 40 saati buluyor. Ancak ülkemizde bu eğitimin süresi iki saate kadar düşebiliyor.

Bu soruna devletin sahip çıkması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda duyarlığını gösteriyor ancak yeterli olmuyor. Çünkü bunun çözümünde geniş kadro sorunu ve birikim sorunu ele alınmalıdır. Her 68 çocuktan biri otizm riski ile dünyaya geliyor. Bu sorun yaklaşık beş milyona yakın aileyi ilgilendiriyor. Ülkemizde ayrıştırılmış eğitim alanı 727 olduğu edindiğimiz bilgiler arasındadır ki bu kurumlarda 26 bine yakın öğrenci eğitim görmektedir.

Yukarıda da belirttiğim gibi 018 yaş grubunda 352 bin otizmli çocuk ve gencimizi düşünürsek yetersizliğimizin acıklılığını daha iyi anlarız. Bir otizmli çocuğun devlete maliyeti 100 bin dolardır. Ancak bu konu ile ilgilenilmezse maliyet 2 milyon doları buluyor.

Onun için yanlışın ve duyarsızlığın neresinden dönersek hem insanlık adına hem de ekonomi adına doğruya gitmiş oluruz. Yeter ki kendimizi günlük politikalardan kurtaralım.

Ben doğruyu yazdığıma inanıyorum. Gerçi, “Doğru konuşanı dokuz köyden kovarlar” sözü aklıma gelmedi değil.