İyi ki üyesi değilim

12.Haziran.2017

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nin üyesi değilim.

Üye olma hakkım var ama bunu asla düşünmüyorum.

"Peki o zaman neden böyle bir yazı yazma gereği duydunuz" diyeceksiniz.

Doğrudur.

Biraz sabrederseniz neden istediğimi açık şekilde buradan sizlere aktarayım...

Dedim ya, cemiyete üye değilim, ancak üye olmamama rağmen, cemiyetle ilgili yaşanan bütün gelişmelerden arkadaşlarımın sayesinde bire bir haberdar olmaktayım.

Yaşanan olumsuzlukları duyduktan sonra kendi kendime 'iyi ki üye olmamışım ve olmayı düşünmüyorum' dedim.

Sizleri önce Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği ödül törenine getirmek istiyorum.

Sözde başarılı gazetecilere ödül verildi!

Gerçi ödül alanlar açıklandıktan sonra kızılca kıyamet kopartılmıştı.

Sonrasında yapılan açıklamalarla milletin gazı alınmış, güya iş tatlıya bağlanmıştı.

Ama nerdeee!!!

Kapı arkalarında cemiyet yönetimine salvolar babalar gibi atılmıştı o dönemde.

Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde yapılan ödül töreninde ise iş tamamen çığırından çıkarılmıştı.

Tören siyasi şova dönüştürülmüş, kimin kime ödül verdiği karışık bir hal almıştı.

Bundan dolayı da eleştirilerin bini bin para etmişti.

Hadi 'basiret bağlanması olmuştur' dedik. Hadi 'başkan ve yönetimi ne yapsın, siyaset karşısında dik duruş gösteremedi' dedik. Hadi 'başta başkan ve ekibi kimseyi kırmak istemedi' dedik. Dedik oğlu dedik!

O nedenle de ödül töreni ile ilgili yazı yazmamıştım.

Sonrasında malumunuz, 'Basın Özgürlüğü Günü' vardı.

Çok bekledim başkan Yusuf Turgut ve ekibi ellerine çiçeklerini alıp, Atatürk büstüne kısa da olsa bir yürüyüş yapıp çelenk bıraksınlar diye. O da maalesef es geçildi Turgut ve ekibi tarafından.

Geldik 1 Mayıs İşçi Bayramı'na. Bu kez bu bayramı atlamazlar diye umutlandık.

Ne hazindir ki Turgut ve ekibi 1 Mayıs Emekçi Bayramı'nı da cemiyetin kasvetli penceresinden izleme yolunu tercih etti.

Ve mübarek ramazan ayına gelindi.

Gazeteciler Cemiyeti, üyelerine iftar vermek için karar aldı.

Başkan Yusuf Turgut bizzat şahsımı da arayarak iftara davet etti.

Önemli bir mazeretten dolayı bu davete katılamadım.

Arkadaşlardan aldığım bilgiler üzerine, iyi ki mazeretim vardı, iyi ki katılmamışım diye de açık söyleyeyim sevinmedim değil.

Allah aşkına cemiyet iftar yemeği veriyor, kime veriyor? Üyelerine veya üyelerinin yakınlarına.

Soruyorum başkan ve başkan yardımcısı Altuğ kardeşe: O yemekte siyatsetçilerin işi ne?

Hadi vali ve belediye başkanının davet edilmesini anlarım ama diğerlerinin davet edilmesine bir anlam veremem.

Hadi burayı da pas geçelim... Ya siyasilere başkan Yusuf Turgut tarafından verilen konuşma hakkına ne demeli?

Yeri miydi yapılan konuşmaların orası?

'Altuğ kardeş' dedim.

Evet, bu kardeşimiz iftar yemeğinde yokmuş, sonradan fotoğraflarda gördüm ki Altuğ kardeş, Şenol hocasının iftar yemeğini tercih etmiş.

Eğer Altuğ kardeş o yemeği tercih etmişse vardır bir bildiği!

Benim tuhafıma giden gazetecilerin düzenlediği etkinliklerde hep önde Altuğ kardeş olmuştu.

Bu kez böylesine bir yemekte olmaması yemeğe gitmememe rağmen çokça ilgimi çekti.

Bir ilgimi de cemiyete başkanlık yapan ve yönetimlerde olan Ergun Ata ve Cevat Kol kardeşler çekti.

Onlar da hocalarının yemeğini tercih edenler sınıfındaydı.

Sözün özü böylesine yönetilen, böylesine yönetilmeye çalışılan, böylesine saçma sapan işlere imza atan Gazeteciler Cemiyeti'ne üye olsam ne olur, olmasam ne olur? Benim gözümde başkan Yusuf Turgut ve ekibi yönetimsel anlamda asla başarılı değillerdir.

Ve Gazeteciler Cemiyeti Trabzon'da böyle olmamalıdır.

Belirtmek isterim ki bu koltukta oturan rahmetli Ziyad Nemli'nin yapmış olduğu başkanlıktan kimse nasibini almamış. Olsanız ne olur, olmazsanız ne olur? Onun için tavsiyem, daha fazla yıpranmadan seçim kararı alarak Trabzon'u hak ettiği şekilde temsil edebilecek gençlerimizin önünü açmanızdır.