Yerel seçimlere doğru

03.Şubat.2019

Üllkemizde 31 Mart’ta yerel seçime mi yoksa savaşa mı gidiyoruz çözmüş değilim? Nedir bu yaklaşım Allah aşkına. Sanki seçimi kazanmak büyük bir zafer, seçimi kaybetmek ise yok oluş. Ülkenin beka sorunu gibi bir yerel seçimi göstermek bana gerçekten gülünç geliyor. Bizler ülkenin devamı için veya dağılması için bir referanduma gitmiyoruz ki. Biz kentimize, ilçemize, köyümüze hizmet edecek insanları seçmek için sandığa gidiyoruz. Seçim, o ülkede yaşayan insanların özgür iradelerini sandığa yansıtmasıdır. Seçim sandıktan başarı ile çıkan kişiye saygılı olmak işidir. Biz sıradan vatandaşlar, yerel seçime demokratik hakkımızı kullanmak olarak bakıyoruz. Ülkenin beka sorunu olarak değil. Ülkemizde seçimlerle ilgili o kadar çok tartışılacak ve çözüm bekleyen o kadar konu var ki onlar bir tarafa itiliyor ve gündemden düşürülüyor ve seçimi var olma veya yok olma biçimine çeviriyoruz. Gerek milletvekili adaylarını gerekse yerel yönetimde görev alacak bireyleri onlara oy verecek kişiler değil atama yoluyla gönderilen kişilere oy vermeye bizleri zorlamanın yanlışlığı tartışılması gerekirken konular saptırılıyor. Milli Savunma, Milli Eğitim bakanlıkları yapmış bir milletvekillimiz, Cennet’e gitmek için makbuz kesiyor. Yüce dinimizi siyasete alet ediyor. Sanki bu bakanımızın cebinde Cennet’in anahtarı varmış gibi halka kendini tanıtıyor. Allah’la kul arasına giriyor.

Aslında bunun böyle olmadığını o da biliyor ama halkın güzel duygularını sömürüyor ve şirk yapıyor. Böyle bir seçim yarışını benimsemek mümkün değildir. Bence tartışılacak konulardan biri de bu olmalı. Liderlerin temel görevi, insanları ayrıştırmak değil, birleştirmektir. Ama gerek sağdaki gerekse soldaki liderler, toplumu germekle meşguller. Kendilerine oy verenler vatansever; vermeyenler vatan haini olarak ilan ediyorlar. Benim veya başkasının vatanseverliği sanki beylerin elinde. Bizim iyi yurttaş olup olmadığımızı oyumuza göre belirleme gayretine girenlere gerçekten gülüyorum. İstanbul Büyükşehir belediye başkanı adaylarını izlemekten özel zevk alıyorum. Öğrencimiz Ekrem İmamoğlu, deneyimli siyasetçi Binali Yıldırım, örnek davranış sergiliyorlar koskoca İstanbul’da. Birbirlerinin özel yaşamlarına girmiyorlar, birbirlerini aşağılamıyorlar, saygı çerçevesinde toplumla tanışıyor ve projelerini topluma sunuyorlar.

Meydanlarda avazı çıktığı kadar bağırmıyorlar, birbirlerine hakaret etmiyorlar. Dilerim ki bu iki insanı tüm adaylar ve özellikle parti başkanları örnek alsınlar. Bu milleti oy uğruna ötekileştirmesinler kurulan sevgi bağları ile oynamasınlar. Tüm partilere oy veren vatandaşlarımızın vatanseverliğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Belediye başkanlarının dürüstlüğü, toplumla bütünleşmesi ve hizmet projeleri seçmen için esas olmalıdır. Aslında bizler adaylara öyle bakmak istiyoruz. Biz, seçim sandıklarını bir bomba, toplumu bölecek silah olarak değil, demokrasinin simgesi olarak görüyoruz ve o bilinçle sandığa gidiyor, vatandaşlık görevimizi yerine getiriyoruz. Toplum olarak bazı çıkar çevrelerinin veya bazı liderlerin şahsi kaprislerinin oyununa gelmek istemiyoruz. Yerel seçimleri de vatanın kalımı veya yıkımı olarak görmüyoruz. Ne dersiniz?