YENİDEN BARIŞ SÜRECİ!

06.Şubat.2018

7 Haziran 2015 seçimleri sonrası buzdolabına kaldırılan PKK ile barış sürecine yeniden mi dönüyoruz? Dışişleri Bakanımızın yabancı bir haber ajansına verdiği, daha sonra da sözlerinin çarpıtıldığını söylediği demece göre öyle gözüküyor. "PKK silahlarından vazgeçerse buzdolabına kaldırılan barış süreci yeniden başlayabilir" miş. Bu, bir Alman ajansına verildiği söylenen demeçten sonra AK Parti sözcüsü de "Birileri kayıtsız şartsız silah bırakırsa oturulur ve konuşulur" sözleri medyaya yansıdı.

Aklı selim her Türk vatandaşı barış sürecine karşı olamaz. "Barış umuttur. Barış, herkes için zaferdir." "Savaş" ise gerekli olmadıkça cinayettir.

Geçmişte de büyük umutlar bağladığımız bir barış süreci yaşamıştık. Geçmişteki bu barış sürecinde neler konuşulduğu ve  neler yaşandığı konusunda ne parlamento ne de halkımız herhangi bir bilgiye sahip değildi. Barış görüşmeleri konusundaki çalışmalar ve bilgiler kamuoyundan adeta kaçırıldı.

Şayet PKK ile barış görüşmeleri yeniden başlayacaksa bu süreç mümkün olduğunca şeffaf olarak yürütülmeli. Devlet yetkilileri de terör örgütü mensuplarını direkt olarak muhatap almamalı. Devletin istihbarat örgütlerinin mensupları mümkün olan en üst seviyeye kadar görüşmeleri sürdürdükten sonra parlamento devreye girmelidir. Parlamento diyorum çünkü PKK ve terör sorunu sadece iktidardakileri ilgilendiren bir konu değildir. Bu bütün devletimizin ve bütün milletimizin sorunudur.

PKK ve terör sorununun çözümü ve barış için parlamento devreye girecekse parlamentoda da belli bir iş birliği anlayışının sağlanması gerekmektedir. Bu da siyasi partilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin düzelmesiyle mümkün olabilir. Şayet iktidar ve muhalefet partileri birbirlerini karşılıklı olarak ihanetle suçlarsa terör gibi çok ciddi sorunların çözümünde bir arpa boyu dahi yol alınamaz.

"Barışın sağlanabilmesi bir  zaferdir ve herkes için çok önemlidir." Barış da ciddi bir organizasyon ve ciddi bir iş birliği ile sağlanabilir. Bu sebeple,  özellikle iktidardakiler CHP'yi bir ihanet partisi olarak nitelendirmekten  derhal vazgeçmelidir. Muhalefettekiler de iktidar partisi ile ilişkilerini daha duyarlı ve demokratik düzeyde yürütmelidir.

Parlamentodaki siyasi partiler arasında yaşanan gerginlik direkt olarak halka yansır ve başlayabilecek olan barış sürecini de olumsuz şekilde etkiler.

Bu millet gerçekten barış istiyor. Şayet laf olsun torba dolsun diye barış demeçleri verilerek politika üretilmeye çalışılıyorsa bu, halkımızın umutlarına ihanettir.

AK Parti Bahçeli'nin MHP'si ile seçim iş birliği yapmayı amaçlıyorsa bu barış demeçleri havada kalmaya mahkumdur gibi gözüküyor. AK Parti hem Bahçeli ile seçim ittifakını hem de barışı sağlama politikalarını bir arada yürütemez. MHP ve Bahçeli'nin politikaları barışın sağlanabilmesine engeldir.

Yani AK Parti, ya MHP'yi ya da "barış sürecini" tercih ederek birinden feragat etmek zorundadır. Konuya bu açıdan bakacak olursak yeni bir barış süreci "dostlar alışverişte görsün" düşüncesi gibi  boş laf olarak kalmaktadır.

Ancak şu da unutulmamalıdır ki, ülkemizin aydınlık geleceği, her kesimle barış içinde  yaşayabilmemize bağlıdır.