Umudumuz rövaşata

02.Aralık.2017

Leonidas Da Silva, 1930'lu yıllarda Brezilya'da sırtı kaleye dönükken yaptığı bir vuruşun, neredeyse yüz yıl sonra bile bir spor dalındaki en klas hareket olacağını tahmin edebilmiş miydi bilemem. Ama seneler sonra Pele ile simgeleşen bu hareket, günümüzde milyonlarca kişiyi aynı anda ayağa kaldırabilecek güce sahip az sayıdaki şeyden biri olmuş durumda. Aslında sırrı da basit: Hareketi yapan kişi haricindeki herkes için sürpriz olması! Beklenmeyen, hızlı karar verip uygulanması gereken; hareketi yapmadan önce çok iyi kurgu, yaparken iyi konsantrasyon, yaptıktan sonra ise en önemli kısım, yani sağlam bir biçimde yere düşme becerisi isteyen bir silsile... Riski fazla, başarı oranı düşük, yüksek atletik yetenek ve mental yeti istiyor... İşte tam da bu yüzden futbol sahalarında çok az gördüğümüz bir şey. Ve işte bu yüzden, sahalarda bile çok az gördüğümüz bu hareketi, geçtiğimiz haftalarda yolun ortasında görünce çok şaşırdık!

Anladığınız üzere, bahsettiğim şey kısa sürede dünya çapında sosyal medya fenomeni olan yolda balona rövaşata deneyen vatandaşımız! Herkes gibi ben de önce çok güldüm. Ama düşündükçe; bu coğrafyada, yolda yürürken gördüğü balona, futbol sahalarının en zor ve en az görünen hareketini deneyecek kadar her şeye hazırlıklı olmanın ne kadar önemli bir özellik olduğu üzerinde yoğunlaşıyorum. Çünkü benim için yoldaki balona rövaşata denemekle yolda seni çevirip adres soran kırmızı pardesü giymiş kanguruya hiç şaşırmadan sorduğu adresi tarif etmek aynı şey! Ve ani gelişen olaylar sayesinde refleks geliştirip anında tepki vermek, bu coğrafyanın bize hediye ettiği çok değerli bir özellik. Çünkü biz aslında 1453’te de, Çanakkale’de de, yaşadığımız ekonomik krizlerde de, 15 Temmuz’da da, hep bizden beklenmeyen şeyler yaparak, yolda gördüğümüz balona rövaşata atarak yolumuza devam ettik. Bu güzel özelliğimizi -üzülerek belirtmeliyim ki artık yerlerde gezen kalite anlayışımızı ve katma değer oluşturma arzumuzu da düzelterek- doğru yönlendirdiğimizde yapamayacağımız şey yok gibi bir şey.

Hepimize vasat altı iş ve insani kalite ile ortalıkta dolaşanların olmaları gereken yerlere çekildiği; şoförün kamyonunu sürerken, kasabın eti keserken, bilim adamının bilim üretirken, çocukların ders çalışırken, “yolda yürürken gördüğü balona rövaşata deneyen adam” tutkusu ve heyecanı ile işine sarıldığı güzel günler diliyorum. Üstelik, hepimiz gol atacağız diye bir kural da yok. Yere düşünce ıskaladığımız balona atacağımız bir omuz darbesi bile niyetimizi ve kalitemizi belli eden bir gösterge olacaktır. Sokaktaki balona rövaşatayı, muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu hatırlatan güzel bir girişim olarak görmek lazım! Umuyorum, bunu bize hatırlatan kişinin de sağlığı ve keyfi yerindedir.