ÜLKE GELECEĞİNDE “CAN SİMİDİ”

12.Ocak.2018

15 yıldır ÜLKEMİZİN “batıyla doğu arasında” durduğu yeri tam olarak bileniniz var mı? Ülke yönetenlerin marifeti olsa gerek! Nerede durduğumuzu, nasıl ilerleyeceğimizi bilemediğimiz gibi; zaman zaman batı kapısında oluyoruz. Zaman zaman da Ortadoğu siyasetinin gel-gitleri neticesinde bir sarhoşluk haline düşüyoruz. Tabii ki dış konjonktür yanında iç dinamikler de ülke siyasetinin belirlenmesinde etkendir ama bir millet kim olduğunu, dünya siyaseti içinde, gelecekte nasıl bir yer edinmek istediğini, KENDİ ilkeleri ve kırmızı çizgileriyle ortaya koyabilmelidir. Ki ancak bu kararlılıkla ÜLKE İNSANLARINI, temel hedefler ve ilkeler etrafında BİRLEŞTİREBİLİRSİNİZ. (Buaynı zamanda partiler üstü olarak ele alınması ve işlenmesi gereken bir devlet politikasıdır.) Lakin bütün bu gerçekler son yıllarda göz ardı edilmiş, iktidar mevcudiyetini korumak ve devamlılığını sağlamak adına, bırakın bir yer ve yön belirlemeyi ülkemizi bir bilinmezliğin içine sokmuştur. Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan millileşme hareketi yok sayılmış, ülkemiz özelleştirme ve küreselleştirme gibi iki sömürü ağının içine düşürülmüştür.  İktidar tarafından bilinçsizce yapılan siyasi uygulamalar; özelleştirmeler, batılılaşmanın gereği diyerek sürdürülen birçok sivil projeler, “küresel güçlere” teslimiyetin de zeminini oluşturmuştur. Kısacası uzun zamandır, stratejik ortak dediğimiz Amerika ile Avrupa arasında bir sıkışmışlık ve ele geçirilmiş hali yaşamaktayız. Nereden nereye? Bir ülke iki yöntemle ele geçirilir. Ya silahla ya da kültürel değerleriyle birlikte, kendi iç ve MİLLİ kaynaklarını kaybedince... Toplumun bağışıklık sistemini oluşturan MİLLİ düşünce ve MİLLİ tavrın bozulması; kültürel yozlaşma, dini inancımızı temelinden sarsacak uygulamalar ve fetvalar, ülkemizin hastalıklı bir bünyeye sahip olmasına sebep olmuş, bu da dışardan gelecek bir virüse karşı mücadele etme gücümüze zarar vermiştir. ŞİMDİ atalarımızın uzun denemelere dayanan yargılarını, tecrübelerini, bilgece düşünce ve öğütlerini ciddiye alma zamanıdır. Kimliksiz ve vizyonsuz bir siyasetle dış güçlere karşı milli bir varlık ortaya koyamayacağımızı, nihayetinde olabileceklerin ülkemize çok ağır faturalar olarak geri döneceğini herkesin bilmesi gerekir. Kendi fikri yapılarına göre bir güç yapısı oluşturmaya çalışanların, durdukları yere ülkemizi getirme çabaları yanlıştır. Bu, milleti yeni bir kurtuluş destanı yazmaya itebilir.

Türk milletinin böyle bir tehlike içine girmemesi için “ahlaktan eğitime, tarımdan dış siyasete” ilk etapta ve derhal, MİLLİ OLMA ÜLKÜSÜNE CAN SİMİDİ gibi sarılmak, milli bilinci toplumda yeniden ihya etmek durumundayız. Siyaset alanındaki karar vericilerin ve ülke yöneticilerinin de, durdukları yeri bu ülküye göre yeniden düzenlemeleri, ülkeyi hangi yöne taşıyacaklarını ortaya koymaları gerekmektedir. Bu netlik ancak, toplumda geleceğe dair umutları yükseltirken, insanları “ATATÜRK TÜRKİYESİ” yönü ve gayesi etrafında birleştirebilir. Büyük SORUNLAR küçük adımlarla çözülür. MESELE yeriniz ve yönünüz, ülkeyi nereye taşıyacağınız. Hepsi bu!