Üç puan iyidir...

20.Kasım.2017

Hiç olmadı Rıza Hocam. En baştan kurduğun, yerlerde süründü, değiştirdin daha bir içinden çıkılmaz hal aldı. Yeterli süre geçti aslında, çözmeliydiniz kadroyu. Kimler yan yana oynar tutturmalıydınız. Hiçbir şeklini beğenmediğiniz için devamlı değiştirdiniz. Oyunun hiçbir bölümü "tamam böyle oynasın" dedirtmedi.

Her anı defolu, her anı topal, ağır aksak. Rakip emeklilerden kurulu bir takım. Acı ama gerçek, senin kadron da emekli. Futbolu bırakmış, tatilden gelmiş maç oynar haldeler. Bu olmaz, Süper Lig seviyesi kabul etmez. "Burak sol açık oynar" futbol kitapları yazmaz. Neresinden çevirsen olmaz.

Bir saat orda tuttunuz. Hocanın uygulamaları futbolcunun verimini artırmalı. Bu nasıl iş, hiçbiri kendi gibi değil. İlk bir saat sadece Castillo vardı sahada. Etrafıyla bağı olmayan, tek başına sonuç arayan çılgın bir futbolcu. Bero, Yusuf, Onazi, Dam Doy amaçsızca dolandılar. Savunma yok, hücum yok, nasıl olabilir böyle bir şey. İki haftalık arada ne çalıştınız? Şu hal hayal edilemez, kurgulanamaz, bir tekrarı daha oynanamaz.

Bu seviye kadroların bir oyun doğrusu olur, hareket tercihleri birbirine benzer olur. İlk defa bir araya gelmiş, yetenekli futbolculardan öteye geçemediler. Golün her türlüsünü yediniz, olmadık pozisyonlar verdiniz. İzleyen için hoş da, taraf olan için zor iş hocam. Hiç olmadık yerlerde top kaptırma rekoru kırdı takımınız.

Sosa'nın hali nasıl açıklanır? Üç yıl için 80 milyon yazılı kasaya. Futbolcudan saymadığım Dam Doy bile çıkmazdı. Maçı kazandınız amma içerde bir sorun var sayın hocam. Ya sizden ya futbolculardan. Nasıl oynayacağınızı, oyun stratejinizi anlatamadınız galiba, ya da futbolcular anlamadı. Bir tuhaflık var. Abdülkadir'i neden tıraşladınız? Yusuf da çıkmazdı oyundan. Düşüncenizde bir yanlışlık var Rıza Hocam. Sanırım sorun kim, kiminle yan yana oynar bulamadınız. Bütünlüğü yok, oyun dengesi yok takımınızın.