ÜRKİYE VE HAYVANCILIK

08.Temmuz.2018

Anadolu insanı,ineğini, koyununu, öküzünü, atını, itini tarih boyunca kendinden biri saymıştır. O hayvanları, hep sevmiş ve korumuştur. Köylü vatandaş, ahırındaki hayvanı ile övünmüştür. Çünkü o hayvanlar insanımıza süt vermiş, et vermiş ve gerektiğinde güç vermiştir. Hele uzakları yakın eden at, insanımızın övünç kaynağı idi.

Dün olduğu gibi bugün de önemini koruyan ve dengeli beslenmemizi sağlayan temel gıda maddesidir et ve süt ürünleri. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin bir çoğunda hayvancılık ileri boyuttadır. Değişik söylemle belirtirsek kişi başına tüketilen hayvansal ürünler o ülkenin gelişmişliğini gösterir.

Bizim çocukluğumuzda , gençliğimizde köyde yaşayan yedi yaşındaki çocuklardan tutun da 20 yaşındaki delikanlılara kadar kendi hay- vanlarının çobanı olurlardı. Çünkü her hanede en az beş inek 25 koyun bir at ve iki çift öküz bulundurulurdu. Otlaklar köyün ortak malıydı. Ama o insanlar evine, çarşıdan veya köyün bakkalından gaz, tuz ,şeker, çay ve giyecek alırlardı. Geri kalan gereksinimler kendi toprağından ve hayvanlarından elde edilirdi. Hele haziran ayında yaylalara göç başka bir gelenek, başka bir coşkuydu. Yaylaya tüm köy halkı aynı gün çıkar ve iki-üç aylık zaman sonrası yine aynı gün köylere dönülürdü. Ne güzeldi o günler. Ama o köyler ve o güzelim yaylalar şimdi bomboş...

Yalnız Çam Dağları üzerinde Cankelek Yaylası’nda,yaz boyunca insan kaynar ve binlerce hayvan yaylaların düzlüklerini süslerdi. O dağlar üzerinde Timur’un fillerinin, Yavuz Sultan’ın toplarının izlerini de taşıyan ve günümüzde tarihi top yolu olarak yöre- deki insanlarca tanınan bu gizemli rota Yalnız Çam Dağları’nın üzerinden geçmektedir. Gürcü Krallığı’nın geçmişteki başkenti ve Hıristiyanlık için önemli bir merkezi olan Ardanuç’tan, sınır ilçemiz Posof’a kadar uzanan bu dağ silsilesini ,Yöre insanlarının dahi çok az bildiği dağ gölleri, en ilginç çiçeklerle kaplı yaylaları, ladin ve köknar ormanları, yitik manastırları ve gizemli sınır kasabları bu tarihi yol üzerine iliştirmeyi tabii ki unutmamak gerekir. Ardahan iliyle birleşince daha da ilgi çekici bir hal alan yaylalarımız, coğrafik değişimlerin kültürel farklılıkları da nasıl yarattığını yaşayarak anlardık ve anlıyoruz . Yalnız Çam Dağları, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’yu birbirinden ayırırken kültürel zenginliği de bu topraklarda bizlere sunuyordu.

Şimdi ise terk edilmiş yaylalar, binlerce koyunun, ineğin, öküzün otladığı ve görkemli düzlükler ıssız kalmış. Çünkü ülkemizde tarım politikası iflas etmiş. Dışarıya hayvan ihraç eden bu ülke, şimdi et ithal ediyor. İnek ithal ediyor..

İnsanımız, göç etmiş şehirlere. Bırakmış tarlasını, çayırını; satmış ineğini, koyununu, öküzünü. Issız kalmış köyler,terk edilmiş tarlalar çayırlar. Suçlu kim? Elbette ki yanlış politika üreten siyasiler.