Türk Milletinin 23 Nisan Bayramı Kutlu Olsun

23.Nisan.2018

Birinci Cihan Harbi sonunda düşman işgaline karşı Türk milletinin hukukunu korumak için başlatılan İstiklal Savaşı’nı, 23 Nisan 1920’de kurulan Büyük Millet Meclisi yürütmüştür. Vatanı savunmak için her bölgede Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurulmuştu. Millî Mücadele’nin büyük önderi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın hareketin başına geçmesinden sonra bu cemiyetler Sivas Kongresi’nde birleştirilmiştir. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı Misak-ı Millî’yi kabul ettikten sonra işgal kuvvetlerince kapatılınca Gazi Mustafa Kemal, Ankara’da Büyük Millet Meclisini toplamıştır. Bundan sonra siyasi ve askerî olarak Millî Mücadele, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başkanlığındaki bu büyük Meclis tarafından yürütmüştür.

Gazi Meclis’in kuruluşunun 98. yılında, bu konuyu layıkıyla düşünmemiz gerekir. O Meclis, dönemin bütün olağanüstü şartlarına rağmen hür bir görüşme ortamı olmuştur; milletin hukukunu sonuna kadar savunmuş, Millî Mücadele’yi başarıyla sonuçlandırmış ve Cumhuriyet’i ilan etmiştir. Unutmayalım ki bazılarının 90 veya 100 yıllık parantez diye aşağılamaya çalıştıkları demokratik Cumhuriyet’in temelleri, o Meclis tarafından atılmıştır.

Unutmayalım ki, işgalcilere ve Sevr projesine karşı bağımsızlığımızı sağlayan Millî Mücadele’yi bu Meclis yürütmüştür. Onun için adı GAZİ TBMM’dir.

Demokrasi, ancak kuvvetler ayrılığı ilkesi ve sağlam temellere dayalı millet meclisi ile mümkündür. Milletin hukukunu koruyacak en büyük güç, milletin temsilcilerinden oluşan meclistir. Milletimizin birliği ve devletimizin bekası açısından güçlü bir meclis, en önemli dayanaklarımızdan biridir. Güçlü icra, güçlü ve milletin tamamını temsil eden bir meclis ve bağımsız yargı… Bu üç kuvvet arasında ast üst ilişkisi yoktur, denge ve denetim vardır. 

**

Akıl Bunun Neresinde..?

Gazi Üniversitesini parçalamışlar ve ona “Araştırma Üniversitesi” statüsünü sağlayan eczacılık, tıp, diş hekimliği, mühendislik, mimarlık gibi temel fakülteleri ondan ayırıp “Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi”ni kurmuşlar…

Gazi Üniversitesi’ne araştırma üniversitesi özelliği veren fakülteler bundan sonra bir din büyüğü ve tasavvuf alimiyle anılacaktır.

Gazi adı, Türkiye ve dünyada “Atatürk” ile anılan, onun imzasını üniversite logosunda taşıyan bir isim idi. Üniversitenin temeli de vaktiyle Atatürk’ün girişimi ile atılmış idi.

Şimdi, Gazi’yi çıkar, onun yerine Hacı Bayram’ı koy. Ne mi çağrıştırır; “Yeni Cumhuriyet” kuruluş tasavvurundaki ideolojik dönüşümün ve Atatürk’ün adını zihinlerden silme azminin yeni tezahürünü. Bunları yazıyor G.Ü.’den emekli Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu.

Nurettin hoca tamamiyle haklı. Onu haklı çıkartacak onlarca sebep daha sayabiliriz. Hacı Bayram mühendis mi, doktor mu, mimar mı? Onun ismini hiç değilse sosyal bilim alanında kullansınlar. İstismar kibar olsun. Demek ki bu işlerde birileri hiç akıl kullanmıyor, beynine enerji harcatmıyor.

Birileri de çıkıyor, beyefendileri övgü yağmuruna tutuyor. Gülünç oluyor zavallılar. Neymiş Trabzonlu vs siyasiler üniversiteyi parçalamak için büyük emek sarfetmişler, gibi. Ne yapmışlar, yoğun çalışma yapmışlar, Ankara’dan istekte bulunmuşlar! Aferin!!

Marifete ve övgüye bakın! Bu onların işi değil ki, onların hiçbirisi bu işlerden anlamaz ki!!!

Böyle bir ihtiyaç nereden çıktı, hiç belli değil! Eğer üniversitelerde bir sıkıntı varsa ki var; bu da siyasilerin oy hesabıyla keyfi olarak kurdukları anlamsız, gereksiz, uyduruk yeni fakülteleri açmalarından kaynaklanıyor. Hiçbir üniversiteyi kendi planlamasına bırakmıyorlar ki! Üniversitelerin durumu hakkında hangi makamlar ne gibi ön araştırmalar yürütmüşler ki? Birilerinin kurun, kaldırın emrinden başka!!!